ÖZEL SAĞLIK SEKTÖRÜNÜNDE KARAR ZAMANI (MI?)...

Dr. Feza Şen
16 Nisan 2026 Perşembe 15:18
Bir OHSAD Kurultayını da geride bıraktık. Sağlıkta Dönüşüm Programı ile artan özel hastane ve sağlık sunucusu sayısı giderek azalmakta. Lakin sistemde neredeyse özel hastane ve tıp merkezlerinde görev yapan hekimler toplamının %70’i kadar muayenehane var. Artan yaşlı nüfus ve artan kronik hastalıkların bütçe yükleri de regülatif davranışları yeni kararlar almaya zorlamakta… Peki bu durumda özel sağlık yatırımcısı ne yapacak?...
Çok bilinen bir düstur bize planlarımızda yol göstermeli: “bana değiştirebileceğim şeyler için güç, değiştiremeyeceğim şeyler için sabır, ikisini ayırt etmek için akıl ver.” Değiştiremeyeceklerimizi ne kadar doğru tespit edersek kaybetmeyeceğimiz aksiyonları alabiliriz kanaatindeyim.
Öncelikle gerçekleri netleştirelim, değiştiremeyeceklerimizi tespit edelim. Gerçekleri sosyal devlet, kamu sağlık fonları ve özel sağlık sunucuları açısından ayrı ayrı belirlemek çözüme yardım edebilir.
Kamu sağlık bütçesi açısından gerçeklerimiz:
En son yayınlanan verilere göre 2024 yılı toplam sağlık harcaması 2 trilyon 359 milyar TL iken bu bütçenin içinde 2. basamak özel sağlık sektörüne ödenen yaklaşık 66 milyar TL.
Yani toplam sağlık bütçesinin yaklaşık %2,7’si. Ki her şey de bunun içinde, tıbbi malzeme, ilaç, personel maaşları, kira, elektrik, su ve diğerleri.
Sağlık bakanlığı bütçesinde insan kaynağı bedelleri var, oysa biz insan kaynağı, kira vb maliyetleri de kasamızdan ödüyoruz.
Global bütçe uygulamasının özel sağlık sunucularını sıkıştırdığı, daralttığı bir gerçek.
Ayrıca basına son günlerde yansıyan haberler özel sağlık sektörünün canını acıtmakta.
• Haber 1: SGK ilk kez 35,7 milyar lira fazla verdi…
♦ https://www.ensonhaber.com/ekonomi/sgk-ilk-kez-357-milyar-lira-fazla-verdi
♦ Bu miktar özel sağlık sektörüne, bu dönemde ilaç olabilirdi…
• Haber 2: Sağlık sigortalarında teknik kârlılık yüzde 181 artmış
Haberlere bakınca özel sağlık sektörü hem kamu sağlık bütçesini hem de özel sağlık sigortalarını sübvanse ediyor… Gerçekler:
• Reel olmayan SUT fiyatları,
• Ve bu fiyatlara dayalı verilen TSS katsayıları ile
• Özel sağlık sunucuları arasında, uçurum farka sebep olan TSS katsayı çarpanları ile adil paylaşım yapmayan sigorta şirketleri…
Bu durum sizce çok uzun sürer mi?... Özel sağlıkta sonuç konsolidasyon değil daralmadır.
Gelinen noktada özel sağlık sektörü lehine sistem çıkmaza girmekte, beka sorunu yaşamakta.
Böyle giderse özel sağlık sunucuları sayısında azalmalar olur, küçük veya orta, bazıları kaybolur.
Özel sağlık sunucuları açısından durumumuz:
• Gerçekliklerimizin regülasyon tarafında çözülmesi gerektiği,
• Mevcut gerçekçi olmayan kamu geri ödeme fiyatları ile özel işletmelerin zorlanma sınırından vazgeçme sınırına geldiği,
• Kamu ile akdedilen asimetrik sözleşmeler ile devamının mümkün olamayacağı,
• SGK ile yapılan mevcut sözleşmenin uygulanmasından kaynaklı, dayanılmaz hale gelen ceza tutarları, aynı işleme uygulanan farklı cezalar nedeniyle oluşan maliyet artışları,
♦ Üç sene önceki 6 bin TL’lik işleme dayalı 17 milyon ceza sizce hakkaniyetli mi?
• Tüketici hakem heyetleri tarafında yönetilemeyen mevzuat kaynaklı sorunlar,
• TSS fiyatlarının SUT tabanlı olması sebebiyle doğan işlem zararları,
• Sigorta şirketleri tarafından farklı ödenen TSS fiyat katsayılarının özel kurumlar arasında yarattığı eşitsizlik ve tekil sağlık sunucularının finanse ettiği bir TSS fonu uygulamasının yarattığı yıkıcı rekabet,
• Maliyet baskısı nedeniyle ucuz alınmaya çalışılan sağlık emeği nedeniyle oluşan İK yetersizliği ve motivasyon düşüklüğü,
• DMO tarafından, SUT liste fiyatlarından daha yüksek fiyatlarla tıbbi malzemeleri tedarik ederek kamu sunucularına uyguladığı destek nedeniyle özele giden vatandaşların cebinden malzemelere de fark bedeli ödemesi,
• Fiziki büyüklüklerimize göre sorunlarımız farklılaştığından çözüm mercilerimiz ortak olsa da sorunlarımız farklılaştığı gerçeği,
• Medikal enflasyonun yarattığı negatif fon nedeniyle oluşabilecek hasta güvenliği riski,
• Dijitalizasyon ve teknolojik gelişim için kurumlarımızda gerekli fon oluşturulamaması,
• Döviz politikaları nedeniyle rekabet gücünü kaybetmeye başladığımız Sağlık Turizminde özel kurumlara teşvik edici sübvansiyonların yapılmaması,
• Denetleyici ve regüle edici otorite olarak çözümlerin sistemsel olarak aranması gerektiği mevcut haliyle özel sektörün sistemdeki payının artması mümkün olamayacağı,
Hepimizin ortak sorunudur. Ve ana sorunlara eklenen bir sürü tali sorun…
Çözüm; kısa vade de özel sağlık sektörünün yaşaması için kaynak bulunması:
Çözüm için kısa vade de kaynak bulunmalı… Kamu tarafındaki net söylem:
• Maliye Bakanlığı mevcut SUT modeli ile frekansı yönetemeyeceği bir sisteme zam yapılmasına sıcak bakmıyor.
Özel sağlık sektörüne uygulanan mali politikalar, sanırım bu noktadan başlayacak.
♦ “İleri zamanlar da artan yaşlılık, kronik hastalıklar vb nedeniyle bütçe de kaynak kısıtlılığı oluşur mu” da başka bir soru.
Orta vadede yeni bir geri ödeme modeli üzerinde çalışılabilir lakin sonucu; ayrılan kaynağın sunucular arasındaki adil paylaşımı belirleyecek olduğuna göre,
♦ Kaynağın sunucular arasında adil dağılım anahtarı ne olacak?
Tamda bu nokta da tüm paydaşların cevap arayacağı başka sorular da var.
• Cepten sağlık harcamaları artışı yeni dönemin sağlık politika belirleyicisi olacak mı?
• Yoksa hayati öneme sahip tıbbi işlemler GSS kapsamında kalırken sağlıklı kalmak için bireylerin ödemelere katkısının artması da başka bir seçenek olabilir mi?
• Artan yaşlılık ve kronik hastalıklar sağlık giderlerini artıracağı için bu hususlara, özel sigorta şirketleri ile farklı poliçeler üretilebilir mi?
• Sağlıklı yaşam sigorta poliçeleri yapılabilir lakin ülkemizde SGK’li işçi sayısı 26 milyon, emekli sayısı 17 milyon toplam 43 milyon asgari ücretle yaşarken, asgari ücretle yoksulluk sınırı birbirine bu kadar yakınken, bu poliçeleri kamu finanse edebilecek mi?
♦ Kamu bütçesi özel sigorta şirketlerine kaynak ayırırsa özel sağlık sektörü ne düşünebilir?
• GSS tüm bireyleri kapsar gibi görünse de kamu tarafından GSS dışı metotla finanse edilen grupların sağlık hizmeti alması eşitsizliği bozmuyor mu?
• Sonuç bazlı değer bazlı hizmet ödemesi, son 6-7 yıldır hala tartışılmakta lakin aksiyon alınması için ne bekliyoruz?
• Kamuda hekime erişim zorlukları, randevu sistemin karışıklığı, muayene sürelerinin yetersizlikleri bilinirken hekim açığı gerçekten azalıyor mu?
• Hekimlerin muayenehane açarak sistem dışı kalmasını da hekim açığı değil mi?
Paradigmalarımızı değiştirebilir mi acaba…
• Mevcut sağlık hizmet frekanslarının azaltılmasına yönelik politikalar oluşturulamazsa sistemin dönemeyeceği gerçeği yeni politikalar için çıkış noktamız olabilecek mi?
• Katastrofik sağlık harcamalarına farklı bir bakış açısı geliştirip yeni bir genel sağlık sigorta kapsamı belirlenebilir mi?
• Her riskin kamu da olması ne kadar reel ne kadar sürdürülebilir?
Özel sağlık yatımcısının gücünü kullanmalıyız, her daim daha hızlı konum alabilirler.
Tüm dünya ülkeleri, genel sağlık giderlerine ayırdığı bütçelerle zorlanıyor.
Farklı sistemler var dünyada, kamu ya sunucu tarafında ya da sigorta güvencesi tarafında…
Hem sunucu hem fonlayıcı olmak ve sürdürülebilirlik sağlamak kolay değil.
• Çünkü mevcut toplam sağlık harcamaları içinde kamu sağlık sunucuları daha çok pay aldıkça özel sağlık yatırımları daralmak zorunda.
Katastrofik sağlık harcamaları artışı, geniş sağlık teminatlı SGK poliçesi, artırılamayan hizmet fiyatları ile sıkışan global bütçe ve daralan özel sağlık sunucuları gerçeği aynı potada, bütüncül bir bakış ile tüm paydaşların beraber çözümü memnuniyet yaratır.
Biz hem kamu hem özel sağlık sunucuları ile hibrit modeli güzel uygulayan bir ülkeyiz ve daha da geliştirebiliriz. Taktiksel bakış ile çözümler zor durmakta… 4 husus kısıtlarımızı belirlemekte;
• Beklentilerin gerçekçi olması, talebin yönetilmesi,
• Sağlık sunucuların ister kamu ister özel olsun etkin işletilmesi,
• Yatırımların rasyonel planlanması,
• Hasta ve çalışan memnuniyeti…
Rekaberlik dönemindeyiz. Birlikte yapabiliriz…
Ülkemizde de “İhtiyacı olana, ihtiyacı olduğu yerde, ihtiyacı kadar sağlık hizmeti” olan bir genel sağlık sigortasını sunucular, özel sigorta şirketleri ve diğer paydaşlar ile birlikte kurgulanama zamanıdır.
• “Katkı paysız kullanım davranış değişikliği getirir” gerçeği hep hatırlanmalı,
• Sigorta bilincinin arttırılması, kamu ve özel sağlık fonlarının kümülatif yönetimi ile sağlık giderlerinin gerçek ödeyicileri üzerine adil dağılacağı çözümler üretilmesi,
• Sigorta şirketleri ile özel hastaneler ortak proje üretimi olmalı, daha çok entegrasyon ile hastalıklar birlikte yönetilmeli hatta
♦ Bir hastalık yönetimi yerine multidisipliner hastalık yönetimine evrilmeli,
• Hekim inisiyatifi yerine klinik kılavuzlar hızlıca oluşturulmalı,
• Hastane başvurularını azaltmak için dijital sağlık veri takiplerine geçilmesi, dijital sağlık poliçeleri artması önemsenmeli,
• Sağlık bütçeleri belirlenirken, yaşlı nüfus ve kronik hastalık artış oranları da göz önüne alınmalı,
• Üniversite ile hastane işletmelerinin doğru konumlanması, çözümün afiliasyonla üniversitelerde görünmesi de olsa bu modelin diğer paydaşları daraltmakta gerçeği ile uyumlu bir planlama olması,
• Sağlıklı yaşam sigortası olabilir lakin asgari ücretle yoksulluk sınırı bu kadar birbirine yakınken, cepten ödeme ile ne kadar satılabilir bir ürün olacağı da iyi düşünülmeli,
• Yaşlı Bakım Sigortasına öncelik verilerek sigorta şirketleri üzerinden SGK’na fon oluşturulabilir,
• Kronik hastalık yönetimine en hızlı çözüm, Sağlık Bakanlığı tarafından “her bireye bir sağlık koçu” projesi neden olmasın,
• Yakında sağlık işgüçlerini teknoloji devlerine kaptıracağımız unutulmamalı…
• Krizlerde durumu kurtaran geçici çözümler geçiş döneminde uygulanabilir.
• Hızlıca sadece reçete bedeli ödenen hastalık raporlarını geçerli sayan, tıbbi hizmet bedellerini SGK’den tahsil etmeyen bir sözleşme tipi yaratılabilir.
• Yine özel sağlık sunucularında bazı tıbbi işlem kalemleri SGK kapsamı dışına alınması, farksız hizmetlerde SGK fiyatlarının reel olması üzerine çalışılabilir.
• Farksız hizmetlerin reel fiyatlarla ödenmesi önceliklenebilir.
Büyümeyen bütçe ile geri ödemeyi tartışmak imkânsız hale gelmekte; denetlenenleri mali açık baskısından kurtarmak zamanıdır kanaatimce. Sağlıkta Dönüşüm Programına inanarak yatırım yapan Özel Sağlık Sektörü, globalde Sağlıkta Önder Ülke mottosu gelişmesi adına kamuya fayda üretmeyi her daim yapacaktır.
Saygılarımla.
Dr. Feza Şen - Hekim / MSc Sağlık Yönetimi
0532 277 88 27 / https://www.fezasen.com/
Sağlık Aktüel - www.saglikaktuel.com
YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Sağlık Aktüel’e (www.saglikaktuel.com) aittir. İzin alınmadan aktif bağlantı kurulsa bile içerik kullanılamaz. Yapılan alıntılar için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca yasal işlem uygulanacaktır.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel

