30 YILDA YENİ KANSER OLGULARINDA YÜZDE 50 ARTIŞ BEKLENİYOR
Medicana Çamlıca Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı, Uzm. Dr. Selçuk Cemil Öztürk: "Tüm kanser vakalarının sadece yüzde 5-10'u genetik kusurlara atfedilebilirken, geri kalan yüzde 90-95'inin kökleri çevreye ve yaşam biçimine dayandırılmaktadır"

06 Nisan 2022 Çarşamba 13:20
"Pek çok hastalığın ve kanserin sebebi fazla kaloridir. Bu nedenle sebze ve meyve tüketilmeli, günlük 25-30 dakika yürüyüş yapılmalı, sigara ve alkol tüketilmemeli"
Medicana Çamlıca Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı, Uzm. Dr. Selçuk Cemil Öztürk, mevcut istatistikler ışığında gelecek 30 yılda yeni kanser olgularında yüzde 50 artış olacağının ön görüldüğünü, ancak hastalık yaygınlığı artsa da yeni, modern ve kişiye özel tedavilerin uygulanmasıyla pek çok kanser türünde sağ kalım oranlarının da artacağını kaydetti.
Medicana Çamlıca Hastanesi'nden yapılan açıklamada, Öztürk, kanser ve tedavisi hakkında bilgiler verdi.
Değişen yaşam koşulları, artan stres, beslenme düzenindeki bozulmalar, yoğun anksiyete artışları, sigara ve alkol tüketimindeki yükselen ivme, hareketsiz bir yaşam, obezite, radyasyon, yoğun işlemden geçen gıdalar, GDO’lu ve hormonlu gıdalar, tarım ilaçları, sanayileşme gibi etkenlerin dünyada kanser vakalarının görülmesindeki artışta büyük etken olduklarını belirten Öztürk, kanserin görülme oranının son yıllarda 12 kat arttığını aktardı.
Kanserin vücuttaki normal hücrelerin çok aşamalı bir süreçte tümör hücrelerine dönüşerek kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan bir hastalık olduğunu anımsatan Öztürk, şunları kaydetti:
"Kanser dünyada ve ülkemizde en önemli hastalık ve ölüm nedenlerinden biridir. Ülkemizde erkeklerde sırasıyla akciğer, prostat, kalın bağırsak, mesane ve mide kanserleri en sık görülürken, kadınlarda ise sırasıyla meme, tiroit, kalın bağırsak, rahim ve akciğer kanseri en sık görülmektedir. Tüm kanser vakalarının sadece yüzde 5-10'u genetik kusurlara atfedilebilirken, geri kalan yüzde 90-95'inin kökleri çevreye ve yaşam biçimine dayandırılmaktadır.
Soluduğumuz, dokunduğumuz, yiyip içtiklerimiz, maruz kaldığımız yapay kimyasal manyetik toksik durumlar bunun en önemli sebepleridir. Genetik etmenler sanıldığının aksine kanser oluşumunda dominant baskın faktör değildir. Çevresel faktörler daha ön plandadır.
Kanserden ölümlerin yaklaşık üçte biri; başlıca beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır: fazla kilolu ya da şişman (obez) olma, meyve ve sebzeyi az tüketme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün kullanımı ve alkol kullanımı. Tütün kullanımı kanser için en önemli risk faktörüdür ve kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 22’sinden sorumludur.
Günümüzde kanserin yüzde 30-50’si önlenebilir. Bu, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıt dayalı önleme stratejilerini uygulama yoluyla başarılabilir. Birçok kanserin iyileşme olasılığı, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse yüksektir."
"Erken tanıyla kansere büyük bir darbe indirilebilir"
Kanserin o kadar güçlü bir düşman olmadığını vurgulayan Öztürk, "Düzenli kontrol, tanı ve görüntüleme yöntemleri ile bazı kanser türleri erken evrede yakalanabilir. Tedavi yöntemlerindeki ilerleme bizlere büyük bir umut veriyor. Günümüzde 'kişiselleştirilmiş tıp, hastaya göre şekillendirilmiş tıp' dediğimiz yaklaşımla kişinin tümör özellikleri genetik-kimyasal analizlerle belirlenerek 'hedefli/akıllı ilaçlar' dediğimiz tedavilerden yararlanma oranı artmakta ve sağ kalımlar uzamaktadır.
Hasta bize geldiğinde, tümörün yerleşim yeri, tümörün patolojik özellikleri, hastanın yaşı, hastalığın evresi gibi birçok faktörü önümüze koyarız ve detaylı bir planlama yaparız. Bu planlama kişiye özgü olmaktadır. Kanser tedavisi sürecinde ilgili cerrahi bölüm, radyoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji gibi branşlarla da yakın iletişim içinde olur, bu bağlamda hastanın ihtiyacına yönelik tedaviler, destek tedaviler, ağrı tedavileri ve psikolojik desteği de planlarız." ifadelerini kullandı.
Öztürk, risklerin azaltılması gerektiğine değinerek, "Sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin kullanımı, pasif içici olma, fazla kilolu veya obez olma, düşük meyve ve sebze alımı, sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, alkol tüketimi, cinsel yolla bulaşan HPV enfeksiyonu, Hepatit B (HBV) veya diğer kanser yapıcı enfeksiyonlar, iyonize ve ultraviyole radyasyon, kentsel hava kirliliği, katı yakıtların kullanımıyla oluşan kapalı alan dumanı, kansere neden olabilecek maddelere çalışma ortamlarında maruz kalmak şeklinde sayılabilir.” açıklamasını yaptı.
Kansere karşı beslenme
Kanserin ülkemizde ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Öztürk, “Yapılan çalışmalarla kanserin yüzde 30'unun diyet alışkanlıklarıyla ilişkili oluştuğu gösterilmiştir. Kanseri engellemek için, ideal kiloda olmak önemlidir, günde en az 30 dakika egzersiz yapılmalıdır, bitkisel yiyeceklerin tüketimi artırılmalıdır, et tüketimi sınırlandırılmalıdır, alkol tüketimi azaltılmalıdır. Sebze ve meyveler tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır. Vücutta kanser hücreleri dahil, tüm hücrelerin şekere ihtiyacı vardır. Şekerin neden olduğu aşırı kilolar, bel çevresindeki yağlanma ve obezite de kanseri tetikleyen en önemli faktörler arasındadır." değerlendirmesinde bulundu.
Öztürk, şunları kaydetti:
"Şeker sebze ve meyvelerden karşılanmalı; çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, sağlıklı atıştırmalıklar özendirilmelidir. Fazla yağlı ve şekerli gıdaların tüketilmesinin kanserle ilişkili olduğu kanıtlanmış olup, kanserin kökeni olan enflamasyonun, kanser hücrelerinin çoğalmasına da neden olduğu önemle vurgulanmaktadır.
Özellikle bebekli annelerin, bebeklerini en az doğumdan sonra 6 ay anne sütüyle beslemesi önerilmektedir. Anne sütüyle besleme, annenin meme kanseri riskini; bebeğin sonraki yaşamındaki kanser riskini azaltır. Kansere karşı tek tip beslenmeden kaçınmak gerekmektedir. İster doğal, ister işlenmiş gıda olsun aşırı tüketim her zaman zarar verir. Pek çok hastalığın ve kanserin sebebi fazla kaloridir. Bu nedenle sebze ve meyve tüketilmeli, günlük 25-30 dakika yürüyüş yapılmalı, sigara ve alkol tüketilmemeli ya da tüketimleri en aza indirilmeli, beden kitle indeksinin normal standartlarda yani 18-25 arasında tutulması sağlanmalıdır."
Öztürk, kanserden korunması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
"Düzenli sağlık kontrollerini ve yaş gruplarına göre önem teşkil eden testleri yaptırmak. Sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin hiçbirini kullanmamak, kullanılan ortamlardan kaçınmak. Sağlıklı (normal) kiloya ulaşmak ve bunu korumak. Yeterli ve dengeli (sağlıklı) beslenmek. Kaliteli ve yeterli uyku uyumak.
Yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak. Alkollü içeceklerden uzak durmak. Mikrodalga fırınlarda kullanılan kaplara dikkat etmek, cam ya da ahşap mutfak malzemeleri tercih etmek. Güneş ışınlarına fazla maruz kalmamak, dik geldiği zamanlarda uzak durmak ve koruyucu önlemler almak. Çalışma ortamlarında kansere neden olabilecek maddelere karşı kaynağında koruyucu önlemler almak. Hepatit B ve HPV aşılarını yaptırmak"
Tedavilerin geleceği
Tedavi yöntemlerine değinen Öztürk, "İmmunoterapiler (bağışıklık tedavileri) ve hedefli ilaçlar giderek artan oranda farklı kanser türlerinde kullanılmakta ve gelecek vadetmektedir. Günümüzde onkolojik tedaviler giderek kişiye özgü hale gelmekte, hassaslaşmakta, hastalığın değil 'hastanın tedavisi' kavramını ön plana çıkarmaktadır. Son yıllarda 'hassas tıp, kişiselleştirilmiş tıp' olarak ifade edebileceğimiz, kişinin tümör tipi, tümör özellikleri için; tümör dokusu ya da kanda dolaşan tümör hücresi bileşenleri değerlendirilerek, ayrıntılı genetik analizler yapılmaktadır. Mikroskop altında daha ayrıntılı patolojik analizler de gelişmektedir." yorumunu yaptı.
Öztürk, şunları aktardı:
"Tüm bu analizler eğer ilişkili bir mutasyon dediğimiz genetik kusur tespit edilirse, hedefli ya da akıllı ilaçlar veya immunoterpilerin kullanımı için öngörü sağlayabilmektedir. Analizlerin sonuçlarına göre ilaç seçimi yapılmaktadır. Dolayısı ile klasik kemoterapilerden, her hastanın tümör analizlerine göre belirlenen, elbette yan etkileri çok daha kabul edilebilir olan tedavilere doğru bir geçiş gerçekleşmektedir.
Her geçen gün, bu yeni, hedefli/akıllı ilaçların, tamamlanan çalışma sonuçları açıklanmakta ve kullanım alanları genişlemektedir. Bunların sonucu olarak sağ kalımlar belirgin iyileşmekte, tedavilerin yan etkileri azalmakta, diğer organ ve dokularımızın göreceği zararlar da makul ölçüde gerilemektedir. Yeni ve hedefli ilaçlar, immunoterapiler konusunda artan deneyimlerimiz, ilaçlara olan hakimiyetimizi de artırmakta ve aldığımız iyi ve olumlu sonuçlar bizleri daha çok cesaretlendirmekte, umudumuzu arttırmaktadır." ifadelerini kullandı.
Fibromiyaljide Yeni Tedavi Yaklaşımı: Yalnızca Ağrıya Değil, Yaşam Kalitesine OdaklanılıyorUzmanlar, tahlillerde çıkmayan bu hastalığın tedavisinde mucizevi tek bir ilaç yerine kişiye özel bütüncül yaklaşımların şart olduğunu vurguluyor.21 Ağustos 2026 Cuma 17:04BASIN HABERLERİ
Finlandiya’dan Kapsamlı Araştırma: Kahve Tüketimi Vücut Yağ Dağılımı ve Metabolizmayı Etkiliyor2 bin 264 yetişkinin incelendiği yeni bir araştırma; düzenli kahve tüketimi ile daha düşük karın içi yağlanma, daha yüksek iskelet kası kütlesi ve olumlu kan şekeri göstergeleri arasında dikkat çekici bağlantılar saptadı.21 Ağustos 2026 Cuma 17:02BASIN HABERLERİ
Mayo Clinic’ten Pankreas Kistleri Araştırması: Risk, Taşınan "Endişe Verici" Özellik Sayısına Göre KatlanıyorMayo Clinic araştırmacılarının Gastroenterology dergisinde yayımlanan çalışması, rastlantısal olarak saptanan pankreas kistlerinin kansere dönüşme riskinin "endişe verici" bulguların sayısına bağlı olarak belirgin şekilde arttığını ortaya koydu.21 Ağustos 2026 Cuma 16:49BASIN HABERLERİ
Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi İlk Öğrencilerini Aldı: Başarı Sıralamasında 27’nci Sıraya Yerleşti2026-2027 eğitim-öğretim yılında ilk kez öğrenci kabul eden Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi, yüksek başarı sıralamasıyla dikkat çekti.21 Ağustos 2026 Cuma 16:47BASIN HABERLERİ
İzmir Şehir Hastanesi’nde Akıllı Dönem: İç Mekan Navigasyon Sistemi Devreye AlındıTürkiye'nin en büyük 4'üncü şehir hastanesi olan İzmir Şehir Hastanesi, karmaşık bina yapısı içinde hastaların yönlerini kolayca bulabilmesi için QR kod ve kamera destekli İç Mekan (Indoor) Navigasyon Sistemi’ni kullanıma sundu.21 Ağustos 2026 Cuma 16:45BASIN HABERLERİ
Eskişehir Şehir Hastanesi’nden Dijital Sağlık Adımı: Yatağa Bağımlı Hastalara Uzaktan Takip HizmetiEskişehir Şehir Hastanesi, "Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi" ile kronik, engelli ve yatağa bağımlı hastaların tahlil, tetkik ve tedavi takiplerini hastaneye gelmelerine gerek kalmadan dijital ortamda gerçekleştiriyor.21 Ağustos 2026 Cuma 16:42BASIN HABERLERİ
Bilkent Şehir Hastanesi’nden Kalp Sağlığı Uyarısı: Kalp Nakline Götüren Yol Obeziteden GeçiyorAnkara Bilkent Şehir Hastanesi Kalp Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Ümit Kervan, kronik ve metabolik hastalıkların kalp yetmezliğini tetiklediğini belirterek, kalbi korumanın en temel kuralının obeziteden uzak durmak olduğunu vurguladı.21 Ağustos 2026 Cuma 11:51BASIN HABERLERİ
İstanbul'da Trafik Kazası Sonrası İhmal İddiası: Hastane Bahçesinde Baygın Bulunan Genç Hayatını KaybettiEsenyurt’ta motosiklet çarpması sonucu yaralanan 22 yaşındaki Beşşar Al Tawıl, kaldırıldığı hastanenin bahçesinde 2 gün sonra baygın halde bulundu.21 Ağustos 2026 Cuma 11:23BASIN HABERLERİ
Mısır'da Sahte Sağlık Çalışanlarına Operasyon: 3 Ruhsatsız Akupunktur ve Fizik Tedavi Merkezi KapatıldıMısır Sağlık Bakanlığı, Kahire, İsmailiye ve Giza'da yürüttüğü denetimlerde ruhsatsız çalışan 3 merkezi kapattı. Operasyonlarda kendilerini doktor olarak tanıtan Çin vatandaşlarının da aralarında bulunduğu sahte sağlık çalışanları yakalandı.21 Ağustos 2026 Cuma 10:27BASIN HABERLERİ
Yozgat İl Sağlık Müdürü Karaarslan'dan Sıcak Havası Uyarısı: "11.00 - 16.00 Arasında Dışarı Çıkmayın"Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Akif Karaarslan, yükselen hava sıcaklıklarına karşı vatandaşları uyararak, özellikle kronik hastalığı olanlar ve yaşlıların günün en sıcak saatlerinde açık alanda bulunmamaları gerektiğini vurguladı.21 Ağustos 2026 Cuma 10:25BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










