ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI KURUM, CANLI YAYINDA SORULARI YANITLADI:
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, "Hiçbir tesis Marmara'dan, vatandaşımızın canından kıymetli değil." dedi.

09 Haziran 2021 Çarşamba 01:23
- "(Marmara Denizi'nin 'Koruma Alanı' ilan edilmesi) Eylem planı çerçevesinde yatırımını yapmayan tesisi kapatacağız, her türlü cezai işlemi uygulayacağız. Hiçbir tesis Marmara'dan, vatandaşımızın canından kıymetli değil" - "Marmara'daki arıtma tesislerinin yaklaşık yüzde 55'i ön arıtma. Evsel atıkların bir çökertme havuzunda çökertilerek parçalanması ve denize derin deşarjıyla arıtılan işletmeler. Bu işletmeden arıtılan sular geri kullanılamıyor. Bir de biyolojik arıtmalarımız var. Yaklaşık yüzde 40'ı da ileri biyolojik arıtma, yüzde 5'i de biyolojik arıtma. Tamamını ileri biyolojik arıtmaya getirmemiz gerekir" - "Şu an arıtma tesislerinden çıkan suyun yüzde 3,2'sini kullanıyoruz. Hedefimizin 2023'te yüzde 5'e, 2030'da da 15 seviyesine çıkarmak. Bu suları toplayıp kollektör hatlarıyla birlikte bahçe sulamalarımızda kullanabileceğiz. Bu ileri biyolojik ve membran tesisleriyle yaptığımız arıtma tesisleriyle birlikte kullanma suyu olarak tabir ettiğimiz seviyeye çıkarıp yüzde 15'ini kullanabilir hale geleceğiz" - "Kanal İstanbul projesi yürüyüş yollarıyla, yeşil yollarıyla, Ar-Ge alanlarıyla, ekoloji koridorlarıyla, bisiklet yollarıyla, üniversiteleriyle Türkiye'nin en çevreci projesi olacak. 100 bin ölçekli çevre planımızı yaptık. 5 bin-1000 ölçekli uygulama imar planlarını yaptık. İnşallah haziran ayında Ulaştırma Bakanlığımızın köprüde atacağı temelle de Kanal İstanbul projemizi milletimizin hizmetine sunacağız" - "(Salda Gölü kıyısındaki renk değişikliği iddiaları) Önümüze 3-5 sene önceki görüntüleri getirip koyuyorlar. Oradan numune aldı arkadaşlarımız, su A sınıfı seviyede, yani yüzülebilir seviyede"
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Marmara Denizi'nin tamamının "Koruma Alanı" ilan edilmesi kapsamında uygulayacakları plan çerçevesinde yatırımını yapmayan tesisi kapatacaklarını ve her türlü cezai işlemi uygulayacaklarını belirterek, "Hiçbir tesis Marmara'dan, vatandaşımızın canından kıymetli değil." dedi.
Bakan Kurum, TRT Haber'de canlı yayımlanan Özel Röportaj programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Marmara Denizi'ndeki müsilaj oluşumunun nedenlerinin sorulması üzerine Kurum, bunun 3 başlıkta özetlenebileceğine işaret ederek, deniz suyu sıcaklığının 2,5 derece artmasının, Marmara'nın konumu, jeopolitik yapısı, durağan yapısı suyun dikeydeki hareketliliği ile buradaki azot ve fosfor bolluğunun müsilaj oluşumuna neden olduğunu söyledi.
Bunların yanı sıra evsel ve sanayi atıklardan kaynaklı denize bırakılan kirliliğin, zirai kaynakların, hayvansal atıkların, gemiden kaynaklı kirleticilerin ve mikrobiyolojik kirliliklerin de müsilaj oluşumunda etkili olduğunu belirten Kurum, sudaki çözülmüş oksijen seviyesi arttırılırsa ve azot miktarı yüzde 40 azaltılırsa Marmara Denizi'nin 5 yılda eski haline geleceğini dile getirdi.
"Atık suların yüzde 100'ü ne zaman ileri biyolojik arıtmadan geçirildikten sonra denize boşaltılacak?" sorusu üzerine Kurum, şöyle konuştu:
"22 eylem planı çerçevesinden en önemli gündemimiz, atık su arıtma tesislerinin kalitesini yukarı çekmek. Gerek ileri biyolojik arıtma tesisleriyle gerek membran tesisleriyle mevcuttaki arıtma tesislerimizi bu seviyeye getirmek zorundayız. Marmara'daki arıtma tesislerinin yaklaşık yüzde 55'i ön arıtma. Evsel atıkların bir çökertme havuzunda çökertilerek parçalanması ve denize derin deşarjıyla arıtılan işletmeler. Bu işletmeden arıtılan sular geri kullanılamıyor. Bir de biyolojik arıtmalarımız var. Yaklaşık yüzde 40'ı da ileri biyolojik arıtma, yüzde 5'i de biyolojik arıtma. Tamamını ileri biyolojik arıtmaya getirmemiz gerekir."
Türkiye'nin, su kaynakları bakımından diğer ülkelere bakıldığında zengin bir ülke olduğunu ama 2030-2050'lerde iklim değişikliğiyle su kıtlığı yaşanacağını öngördüklerini belirten Kurum, "Dolayısıyla su kaynaklarını verimli kullanmak zorundayız. Şu an arıtma tesislerinden çıkan suyun yüzde 3,2'sini kullanıyoruz. Hedefimizin 2023'te yüzde 5'e, 2030'da da 15 seviyesine çıkarmak. Bu suları toplayıp kollektör hatlarıyla birlikte bahçe sulamalarımızda kullanabileceğiz. Bu ileri biyolojik ve membran tesisleriyle yaptığımız arıtma tesisleriyle birlikte kullanma suyu olarak tabir ettiğimiz seviyeye çıkarıp yüzde 15'ini kullanabilir hale geleceğiz." ifadelerini kullandı.
Bakan Kurum, hazırladıkları plan çerçevesinde Marmara'da azot seviyesinin eski hale getirilmesi adına arıtma tesislerini 3 yıl içerisinde iyileştireceklerini bildirdi.
- "Eylem planı çerçevesinde yatırımını yapmayan tesisi kapatacağız"
Marmara Denizi'ni "Koruma Alanı" ilan edeceklerini yineleyen Kurum, koruma eylem planına ilişkin şu bilgileri verdi:
"Buradaki balıkçılık faaliyetleri, teknelerin atık sularının yönetimi yani Marmara'ya girerken atık getirme merkezlerine atıklarını bırakacak Marmara Denizi'nden çıkacak ve Ege'ye gidecek, geminin sirkülasyonu bu çerçevede yapılacak. Marmara'da 90 tane izleme noktamız var, 150'ye çıkarıyoruz. Şu an sadece ileri biyolojik arıtma tesislerini 7/24 izliyoruz, mevzuat bunu gerektiriyor. Mevzuatımızı değiştiriyoruz, bütün atık su arıtma tesislerini 7/24 izleyecek düzeni getiriyoruz. Zeytin kara suyu ve peyniraltı suyu, bunlara ilişkin arıtma yapma zorunluluğu getiriyoruz. Buradaki balıkçılık faaliyetlerini ekosistem dengesini düşünerek Bakanlığımız bu eylem planı çerçevesinde düzenleme altına alacak. Buranın ısınmasına neden olan gerek termal tesisler gerek termik santrallerle ilgili soğutma suyunun seviyesini, sıcaklığını takip edeceğiz. Eylem planı çerçevesinde yatırımını yapmayan tesisi kapatacağız, her türlü cezai işlemi uygulayacağız. Hiçbir tesis Marmara'dan, vatandaşımızın canından kıymetli değil."
Ergene Havzası projesi ve Marmara Denizi'ni kurtarmak için rehabilite etmeyi düşündükleri başka havzaların olup olmadığı sorulan Kurum, Susurluk Havzası ve diğer havzalarda bu konularda denetimlerin yapıldığını, mevzuata ve şartnameye uymayan yapılara ilişkin sürecin takip edildiğini, gerekli adımları atacaklarını söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, müsilajın diğer denizlere yayılma ihtimali ve hızının sorulması üzerine, poyrazla birlikte müsilajın açıklara gittiğini, rüzgar yönüyle deniz ve havanın sıcaklığıyla bu mikroorganizmaların ürediğini ve yayıldığını belirterek, bu kirliliği engellemek için 7 ilde, Marmara Denizi'ndeki 15 ayrı bölgede müsilajların temizliği çalışmasını başlattıklarını, 7 gün 24 saat esasıyla Valiliklerce bu sürecin koordine edileceğini kaydetti.
Türkiye'nin en önemli gündem maddelerinden birinin deprem dönüşümü, diğerinin de iklim değişikliğiyle mücadele olduğuna dikkati çekerek, bunlara ilişkin yaptıkları çalışmalara değinen Kurum, "Çocuklarımıza iklim değişikliğinin bir ders olarak okutulması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığımız ile bu konuda ortak çalışmalar yürütüyoruz." dedi.
"Müsilajın olduğu denize girilir mi, buradaki balık yenir mi?" sorusuna Kurum, "Arkadaşlarımız numuneler aldılar denizden, deniz dibinde ve canlılardan. Tarım Bakanlığımız balıklarla, canlılarla ilgili sürece, Sağlık Bakanlığımız buradaki suya insanlarımızın girip giremeyeceğine ilişkin deneylerini yapmak üzere numunelerini aldılar. Burada ağır metallerin içermediği sonucu geldi ancak hem denize girmeyle hem de balıkların tüketilmesiyle alakalı Valiliklerimiz bütün bölgelerde ilgili müdürlüklerimiz nezdinde çalışmalarını yapıyorlar. Sonuçlarını bekliyoruz, çıktığı zaman bunları vatandaşlarımıza şeffaf bir şekilde duyuracağız." yanıtını verdi.
- Kanal İstanbul projesi
Bakan Murat Kurum, Kanal İstanbul projesindeki son durumun sorulması üzerine, şunları söyledi:
"Kanal İstanbul projesi İstanbul Boğazı'mızın özgürlük ve koruma kurtarma projesidir. Türkiye'nin en çevreci şehircilik projesidir. İstanbul'umuzun dönüşüm projesidir. Planlamada arazinin yüzde 52'sini yeşil alana terk ettik. Bu kadar devasa bir alanda 500 bin nüfus öngördük. Bu 500 bin nüfus İstanbul'umuzun dönüşümü adına çok önemli. Bilim bilim diyorlar, su kaynakları azalacak, depremi tetikleyecek diyorlar. Bunların hepsini araştırdık. Bizim çalıştığımız insanlar bilim insanı değil mi? ÇED raporunu hazırladık. 200 bilim insanı bu rapor doğrultusunda görüşlerini verdi. Atılacak adımlar bu ÇED raporu çerçevesinde atılmak zorunda. Kanal İstanbul projesi yürüyüş yollarıyla, yeşil yollarıyla, Ar-Ge alanlarıyla, ekoloji koridorlarıyla, bisiklet yollarıyla, üniversiteleriyle Türkiye'nin en çevreci projesi olacak. 100 bin ölçekli çevre planımızı yaptık. 5 bin-1000 ölçekli uygulama imar planlarını yaptık. İnşallah haziran ayında Ulaştırma Bakanlığımızın köprüde atacağı temelle de Kanal İstanbul projemizi milletimizin hizmetine sunacağız."
Attıkları her adımı bilim insanlarının görüşleri doğrultusunda attıklarını dile getiren Kurum, "Kanal İstanbul projesini, bırakın İstanbul'a zarar vermeyi, İstanbul'a fayda sağlayacak, cazibe merkezi haline getirecek bir anlayışla yapıyoruz. Orada ekolojik yaşamın korunacağı, yeşil alanların arttırılacağı, yapılacak köprülerle geçişin sağlanabileceği, oradaki canlıların yaşayabileceği her türlü detay düşünülüyor ve adımlar buna göre adım atılıyor. İstanbul'da deprem gerçeği var, dönüştürmek zorundayız." diye konuştu.
Kentsel dönüşüm seferberliği hatırlatılan Kurum, deprem dönüşümünün milli güvenlik meselesi olduğunu, kentsel dönüşüm seferberliği kapsamında 1,5 milyon konutu dönüştürdüklerini, TOKİ eliyle 2002'den bugüne kadar 1 milyon 100 bin konut ürettiklerini, 800 bin binanın denetimini de yeni mevzuata göre yaptıklarını kaydetti.
İstanbul'da 300 bini acil ve öncelikli olmak üzere 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, Türkiye'de son yıllarda depremin yaşandığı Van, Elazığ, Malatya ve İzmir'de hayata geçirdikleri kentsel dönüşüm çalışmalarını anlattı.
- Salda Gölü'ndeki renk değişikliği iddiaları
Kurum, Salda Gölü kıyısındaki renk değişikliği iddialarının sorulması üzerine, gölün 2019'daki durumunu fotoğraflardan göstererek, burada çöp yığınlarının olduğunu, araçların gölün kıyısına kadar girebildiklerini dile getirdi.
Bunun üzerine acil tedbir aldıklarını belirten Kurum, şöyle devam etti:
"Ahşap bariyerlerle 500 metre yakına gelemeyecek şekilde tamamını çevirdik. İşte buradaki yapılar, çadırlar, konteynırlar, derme çatma binalar, bunların tamamını kaldırdık. Bu alanın tamamını içine alan 7 kat büyüttüğümüz bir özel çevre koruma bölgesi ilan ettik. Göle atık su akıyordu. Bugün haber yapmışlar. Önümüze 3-5 sene önceki görüntüleri getirip koyuyorlar. Oradan numune aldı arkadaşlarımız, su A sınıfı seviyede, yani yüzülebilir seviyede. Biz orada parti ayrımı gözetmedik. Yeşilova Belediyesi CHP belediyesidir. Atık su arıtma tesisi yok. Beraber yapalım diyoruz. Yapacağız. Hem hibe hem destek hem kredi veriyoruz, atık su arıtma tesisi yapıyoruz. Dumansız hava sahası ilan ettik Salda'yı. Ziyaretçi girişini kotaya bağladık. 1,5 milyon ziyaretçi geliyordu, bunu sınırladık. Beyaz adalarda bölgesindeki sirkülasyonu tamamen takip ediyoruz. Beyaz adalarda şu an göle giremezsiniz, gölün dibinde gezemezsiniz, beyaz kumsallara basamazsınız."
- İkizdere'de planlanan liman projesi ve taş ocağı tartışmaları
İkizdere'de yapılması planlanan liman projesi ve taş ocağı tartışmaları sorulan Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının lojistik liman projesinin bölge adına çok önemli olduğunu söyledi.
Orada eski bir taş ocağının olduğunu aktaran Kurum, şöyle konuştu:
"O taş ocağından taşı, lojistik limanın dolgusu için kullanıyorlar ve o kullanma da en yakın alanda doğaya tahribat vermeyecek şekliyle bir ÇED raporu başvurusu oldu. Bu ÇED raporunda da buradaki tabiata ilişkin atılacak adımların da verdiğimiz rapor doğrultusunda atılması gerektiği belirtildi. Ne Ulaştırma Bakanlığımız ne de Rizeli vatandaşlarımız, ne İkizdere'nin ne lojistik limanın bu noktada Rize'ye zarar vermesini istemez. Buraları siyasi malzeme etmemek lazım. İstihdam ve üretim sağlayacak, bölge kalkınacak. Bölge kalkınırken de buradaki taş ocağı taşlar alındıktan sonra eski haline getirilecek. Doğaya zarar vermeyecek şekilde adımlar atılmak zorundadır. Her ÇED raporunda bu zorunlu hale getirilmiştir."
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










