DÜNYA SİNEMASINDA YAŞLILARI "DÜŞKÜN" VE "ŞİRİN" GÖSTEREN GELENEKSEL KODLAR KIRILIYOR
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydan Özsoy:

01 Kasım 2022 Salı 14:10
"Sinemada yaş ayrımcılığına, stereotipleştirmelere, yaşlıların daha pasif görünümlerine tanıklık etmekle birlikte artık daha aktif, daha çalışkan, aşık olan, yeniden evlenen, iş kuran bilgi ve tecrübelerini, yaşam deneyimlerini aktaran yaşlı karakterler de görüyoruz"
"Asya sineması, yaşlı karakterleri hem çocukları hem de torunları bağlamında anlatmayı çok seviyor. Neo-liberal politikalar içinde yaşlıların kuşaklar arası ilişkiyi kuran birer köprü olduğunu da vurgulayarak anlatıyor"
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydan Özsoy, Türk ve dünya sinemasında yaşlı temsiline ilişkin, "Yaşlıların son derece pasif, ailesine muhtaç, çocuklarının yanında kalmak durumunda kalan ya da parasıyla bakımevlerinde tutulan kişiler olarak gösterilmediğini, bu kodların yavaş yavaş kırıldığını görüyoruz." dedi.
Akademisyen Özsoy, AA muhabirine, Kovid-19 salgınıyla daha görünür hale gelen yaş ayrımcılığını, dünya ve Türk sinemasında yaşlı temsillerini ve bunun son yıllarda geçirdiği dönüşümü değerlendirdi.
Özsoy, yaşlılığın kişinin fizyolojik olarak yaşlanmasını ifade ettiğini belirterek, bu kavramın daha çok 65 yaş ve üstü için kullanıldığını söyledi.
Yaşlılık temsillerinin toplumsal gelişmelere, olgulara ve kırılmalara bağlı olarak değiştiğini kaydeden Özsoy, "Yaşlılığa bakış değişiyor. Yani önceden daha bilge, daha saygı duyulan, daha otorite kabul edilen yaşlılar, özellikle sanayileşme, modern hayat, kapitalist gelişmelerle değişti çünkü modern hayatın mantığı hıza, güce, paraya dayalı. Yaşlılar hem fiziksel hem de toplumsal rolleri nedeniyle modernitenin dışında bırakılıyor." dedi.
Özsoy, dünya sinemasında yaşlıları "düşkün" gösteren geleneksel kodların hala devam ettiğini aktararak, özellikle 2000'li yıllardan sonra bu kodların yavaş yavaş kırılmaya başlandığını dile getirdi. Özsoy, "Sinemada yaş ayrımcılığına, stereotipleştirmelere, yaşlıların daha pasif görünümlerine tanıklık etmekle birlikte artık daha aktif, daha çalışkan, aşık olan, yeniden evlenen, iş kuran, bilgi ve tecrübelerini, yaşam deneyimlerini aktaran yaşlı karakterler de görüyoruz. Daha da önemlisi artık ana karakteri yaşlılar olan filmler yapılıyor." şeklinde konuştu.
Kovid-19 salgınıyla dünyanın yaş ayrımcılığıyla yüzleştiğine işaret eden Özsoy, "Özellikle pandemiden sonra artan oranda yaşlı merkezli diziler yapılmaya başlandı. Karakterleri, konusu bakımından yaşlıların merkezde olduğu diziler arttı." ifadesini kullandı.
- Batı sinemasında yaşlı ve yaşlılık temsili
Özsoy, sinemanın toplumdan beslendiğine ve beslendiği toplumun kültürünü yansıttığına dikkati çekerek, Batı kültüründe hakim olan "yalnızlık" kavramının sinemada da yaşlıları "yalnız" temsil ettiğini dile getirdi.
Avusturyalı yönetmen Michael Haneke'nin 2012 yapımı Amour (Aşk) isimli filmine değinen Özsoy, "Filmde 2 emekli müzik öğretmeni var, Georges ve Anne. Karakterleri artık yaşlanmış ve son derece sağlık sorunlarının olduğu, özellikle kadın karakterin kendi fiziksel ihtiyaçlarını bile zor gördüğü bir dönemde izliyoruz. Filmde, karakterlerin çok fazla dışarı çıkamadığı yaşantılarına ve kızlarıyla çok azalan ilişkilerine tanık oluyoruz." dedi.
Özsoy, toplumsal sınıfların, yaş alan kişilerin temsilinde oldukça belirleyici olduğunun altını çizerek, "Yoksul sınıflardaki yaşlılık temsilleriyle orta üst ve tabii ki çok daha üst sınıfa dair yaşlılıkta karşılaşılan sorunlar farklı." ifadesini kullandı. Amour'da orta üst sınıf bir çifttin hikayesine yer verildiğini anlatan Özsoy, "Filmde çiftin birbirine nasıl bağlı olduklarını görüyoruz ama bu bağlılık o yaşlılığın gelip çatmasıyla yer yer artık birbirlerine karşı bir baskıya, tahammülsüzlüğe de evriliyor. Burada tabii gördüğümüz başka bir şey de yaşlılığın doğası, Haneke o yaşlılığın doğasını ve çelişkilerini de anlatmaya çalışmış." şeklinde konuştu.
Özsoy, Amour'da yaşlıların toplum dışı haline dikkati çekildiğini belirterek, "Haneke, hep karşılaştığımız o yaş ayrımcılığından, yaşlıların zayıf gösterilmesinden, birtakım stereotipleştirmelerden, yaşlı ama şirin temsilinden uzak durmuş. Yönetmen, tüm gerçekliğiyle, tüm o kurmacanın içerisinde, aslında neredeyse belgesele yaklaşan bir tavırla her şeyi anlatmış." diye konuştu.
- Yaşlılara yönelik "düşkün ve şirin" algıları kırılıyor
2009 yapım animasyon Up (Yukarı Bak) filmine de değinen Özsoy, "Merkezdeki karakter, yaşlı eşini kaybetmiş bir erkek olduğu için önemli bir film. Up'ta, karakterin genç bir çocukla yaşadığı macera, bir gençlik düşünü görüyoruz. Fim, eşini kaybettikten sonra aslında hayata küsen ve bir şekilde huzurevini kabul etmeyen yaşlı karakterimizin, genç bir çocuğun kapısını çalmasıyla başlayan ilişkilerini anlatıyor." dedi.
Özsoy, filmin yaşlılara yönelik geleneksel kalıpları kırması açısından önemli olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:
"Filmde oldukça etkin bir yaşlı görüyoruz. Bizim yaşlı çalışmalarında hep karşılaştığımız şey ayrımcılık. Mesela yaşlıların fiziksel anlamda ve sosyal anlamda, hem iş gücünün dışında olmaları hem de fiziksel olarak hayatın içinde olmamaları açısından hep pasif göstermek; Up bunları kırıyor. Yaşlı karakterimiz, geleneksel olarak kendisini huzurevine götürmeye çalışan, onu artık tırnak içinde kullanıyorum, 'bunak' olarak gören topluma karşı, geleneksel kodlara karşı inatla yolculuğa çıkıyor, hayalini gerçekleştiriyor, hayal kurmaya devam ediyor."
Alzheimer hastası bir baba ve kızının ilişkilerini konu alan 2020 yapımı Father (Baba) filmini değerlendiren Özsoy, filmin Amour filmi gibi tek mekanda geçtiğini ve pek çok açıdan bu filmde de geleneksel kodların kırıldığını ifade etti. Özsoy, "Alzheimer hastalığını reddediyor, yaşlılığı reddediyor, burada da yaşlılığa karşı bir reddiye var. Yani bizim alışık olduğumuz o cici, şirin ama yaşlı baba değil, tam tersi sert otoriter, direnen bir baba görüyoruz Baba filminde." dedi.
- Asya ve Türk sinemasında artık daha aktif yaşlılar merkeze alınıyor
Asya ve Türk sinemasında, Batı sinemasının aksine yaşlı karakterlerin daha kalabalık ortamlarda gösterildiğini anlatan Özsoy, "Asya sineması, yaşlı karakterleri hem çocukları hem de torunları bağlamında anlatmayı çok seviyor. Neo-liberal politikalar içinde yaşlıların kuşaklar arası ilişkiyi kuran birer köprü olduğunu da vurgulayarak anlatıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Özsoy, Türk sinemasında da artık yaşlı karakterlerin merkezde olduğu ve yaşlıların sorunlarını ele alan filmlerin arttığını kaydederek, bu konuda en dikkat çekici örneğin Mahsun Kırmızıgül'ün 2007'de yazıp yönettiği Beyaz Melek filmi olduğunu söyledi. Özsoy, "Filmde yaşlı bir karakter olan Ahmet'in, oğullarından kaçıp kanser tedavisini reddederek, kendini bir huzurevine atmasını ve onun merkezinde huzurevindeki diğer yaşlıların öyküsünü izliyoruz." dedi.
Beyaz Melek'i, Türk sinemasındaki alışılmış kodlardan farklı olarak yaşlıların hayallerine yer vermesi ve bu yönüyle yenilikçi kodları da barındırması açısından önemli bulduğunu dile getiren Özsoy, şu ifadeleri kullandı:
"Çocuklarının onları tedavi ettirmek istemeleri, huzurevinde belli yaşam koşullarına zorunlu bırakmalarına rağmen bir grup yaşlı geziyor, dolaşıyor, şakalaşıyor ve içini döküyor. En önemlisi Ahmet karakteri burada, çünkü o kaçıyor. Bu kaçma eyleminin kendisi de bence çok önemli. Kendi tercihiyle tedaviyi reddediyor ve hayatının son günlerini istediği gibi yaşamak istiyor. Bu anlamda etkin bir yaşlı temsili görüyoruz."
Özsoy, Çağan Irmak'ın yönettiği 2011 yapımı Dedemin İnsanları filminde de benzer şekilde aktif yaşlı temsili olduğunu aktararak, "Bu filmlerin hepsinde ortak kurgulardan biri aslında yaşlıların hayatımızda nasıl kaynaştırıcı, bütünleyici ve bizi bir arada tutan kişiler olduğu. Bunu da şuna benzetiyorum, tarihi köprülerde bir merkez taş vardır, bütün köprüyü ayakta tutar. Bu yüzden filmlerin birazcık daha yaşlıları merkezi konuma alması önemli." görüşünü paylaştı.
02 Ekim 2026 Değişiklik Tebliğleri İşlenmiş Güncel 2013 SUT (SGK)Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliğinde 02 Ekim 2026 Tebliği ile yapılan değişiklikler işlenmiş güncel hali yayımlandı.02 Ekim 2026 Cuma 17:38TEBLİĞLER - SUT, DEĞİŞİKLİKLERİ VE DUYURULARI
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










