İSRAİL'İN SAVAŞ SUÇLARINI İNCELEYEN GAZZE MAHKEMESİ, NİHAİ KARARINI BİLDİRDİ:
"İsrail, kökleri siyonizmin üstünlükçü ideolojisine dayanan, geniş bir apartheid rejimi içinde, Gazze'deki halka soykırım uyguluyor"

26 Ekim 2025 Pazar 16:03
"Açlığın (İsrail tarafından) silah haline getirilmesi, tıbbi bakımın reddi ve zorla yerinden edilme, tüm nüfusun toplu cezalandırılmasının ve soykırımın araçlarıdır"
"Jüri, Batılı hükümetlerin, özellikle de ABD'nin ve diğerlerinin, diplomatik koruma, silah, silah parçaları, istihbarat, askeri yardım ve eğitimin yanı sıra devam eden ekonomik ilişkiler yoluyla İsrail'in soykırım işlemesine bazı durumlarda işbirliği yaparak ortak olduklarını tespit etti"
İsrail'in Gazze'de işlediği savaş suçlarını araştırmak üzere kurulan küresel ve bağımsız girişim Gazze Mahkemesi'nin nihai kararında, "İsrail, kökleri siyonizmin üstünlükçü ideolojisine dayanan, geniş bir apartheid rejimi içinde, Gazze'deki halka soykırım uyguluyor." ifadesine yer verildi.
İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonu'nda eski Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Prof. Dr. Richard Falk başkanlığında toplanan Gazze Mahkemesi üyeleri, nihai kararını duyurdu.
Gazze Mahkemesi Vicdan Jürisi'nin üyeleri Prof. Sami Al-Arian, Prof. Christine Chinkin, Dr. Ghada Karmi, yazar Kenize Mourad, Prof. Chandra Muzaffar ve Prof. Biljana Vankovska'nın isimlerinin yer aldığı açıklamada, jürinin uluslararası hukuktan beslendiği ve vicdan tarafından yönlendirildiği, devletlerin otoritesiyle konuşmadığı vurgulandı.
Bulgular ve Ahlaki Yargı Bildirgesi'nin sunulduğuna işaret edilen açıklamada, "Hukuk, güç tarafından susturulduğunda, vicdan, nihai karar merci haline gelmelidir." ifadesine yer verildi.
Açıklamada, Gazze Mahkemesinin bir hukuk mahkemesi olmaması nedeniyle herhangi bir kişi, kuruluş veya devletin suçluluğunu veya sorumluluğunu belirleme amacı taşımadığına dikkati çekilerek, mahkemenin, İsrail'in Gazze Şeridi'nde gerçekleştirdiği soykırımın sorumluluğunu almaması ve hesap vermemesi neticesinde sivil toplumun bir tepkisi olarak ortaya çıktığı aktarıldı.
"Soykırımın adının konulması ve belgelenmesi gerektiğine ve cezasızlığın dünya genelinde devam eden şiddeti beslediğine inanıyoruz. Gazze'deki soykırım tüm insanlığın sorunudur. Devletler sessiz kaldığında sivil toplum konuşabilir ve konuşmalıdır." ifadesine yer verilen açıklamada, Gazze Mahkemesi'nin Filistin halkına yönelik soykırıma dair kalıcı kanıtlar sunan değerli bir arşivi bir araya getirdiği paylaşıldı.
Açıklamada, jürinin, soykırımı ve devletlerin İsrail'i sorumlu tutma konusundaki isteksizliğini protesto eden mitinglerle, yürüyüşlerle, kamplarla, filolarla, grevlerle ve diğer eylemlerle dayanışma içinde olduğuna değinilerek, şunlar kaydedildi:
"İsrail ve müttefiklerinin ısrarla dile getirdiği güvenlik söylemine ve Filistinlilerin çektiği acıların insani bir felaket olarak nitelendirilmesine karşı bir anlatı sunuyor. Öyle değil. Bu, korkunç insani sonuçlar doğuracak şekilde kasıtlı olarak işlenmiş en ağır suçlardan biri."
İsrail'in işlediği suçlara, soykırımın nedenlerine, diğer aktörlerin işbirliği ve suç ortaklığına, Filistinlilerin ve küresel sivil toplumun cesur direnişine ve dayanıklılığına dair kapsamlı kanıtların görüldüğüne işaret edilen açıklamada, bu suçların yol açtığı fiziksel ve ruhsal zararların yanı sıra Filistin halkının çektiği acılara ilişkin dokunaklı kişisel tanıklıkların dinlendiğinin altı çizildi.
Açıklamada, sonuç bildirgesinin, kanıtlara ve Soykırım Sözleşmesi'nin yasal standartlarına, insan hakları anlaşmalarına, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Roma Statüsü'ne ve doğal adaletin ahlaki zorunluluklarına dayalı bulguları sunduğu belirtilerek, şunlar vurgulandı:
"Ancak her şeyden önce bu bildirge, her insan hayatının eşit değerde olduğuna ve hiçbir devletin veya ideolojinin bir halkı tümüyle yok etme hakkına sahip olmadığına dair sarsılmaz inanca dayanmaktadır."
Bildirgenin, son aylarda birçok kişinin sözlü ve yazılı ifadelerine, uzman görüşlerine, araştırma ve analiz raporlarına dayandığına işaret edilen açıklamada, mayısta kabul edilen Saraybosna Deklarasyonu'nun yinelendiği ve desteklendiği kaydedildi.
- İsrail'in savaş suçları sırasıyla kınandı
Soykırımın bütünsel doğasını, insanları insanlıktan çıkarışını ve sadist karakterini anlamak için bu suçların ve Filistin halkı üzerindeki etkilerinin ayrı ayrı ele alınması gerektiğine değinilen açıklamada, bu suçların Ekim 2023'te başlamadığı ve ateşkesle de sona ermeyeceği, ölümler ve ağır fiziksel hasarların devam edeceğine işaret edildi.
Açıklamada, hayatta kalan nüfusun fiziksel ve psikolojik travmasının nesiller boyunca aktarılacağına dikkati çekildi.
Jürinin, devam eden soykırımı ve suçları kınadığı vurgulanan açıklamada, kınanan suçlar şu şekilde sıralandı:
"'Yiyecek ve suyun kasıtlı olarak reddedilmesi' ve tüm gıda sisteminin sistematik olarak yok edilmesi yoluyla açlık ve kıtlık.
'Ev katliamı', konutların ve altyapılarının (elektrik, su ve sanitasyon) kasıtlı olarak toplu olarak yok edilmesinden çok daha fazlasıdır. Bir ev, sevgi, yaşam, anıların, umutların ve özlemlerin deposudur. Yıkımı yerinden edilmeye, travmaya, toplulukların parçalanmasına ve derin kültürel kayıplara neden olur.
'Çevre katliamı', toprak verimliliğinin, hava kalitesinin, gıda ve su kaynaklarının tahribatına dayalı, bombardıman sona erdikten sonra hayatta kalma kapasitesini yok eden, yıkıcı çevresel hasara yol açan özel bir savaş türünü tanımlar.
'Sağlık altyapısının, ekipmanlarının ve personelinin kasıtlı olarak yok edilmesi ve hedef alınması' onlarca yıldır sistematik bir şekilde devam ediyor. Fiziksel ve ruhsal sağlık açısından en önemli sorun, İsrail işgali ve halkın insanlıktan çıkarılmasıdır.
'Üreme katliamı', doğumların engellenmesi, gelecekteki yaşamların ve güvenli bir şekilde üreme yeteneğinin ortadan kaldırılması yoluyla Filistinli üreme sağlığı hizmetlerinin kasıtlı ve sistematik bir şekilde hedef alınmasıdır.
'Akademi katliamı', bilginin soykırımıdır. Bir nesil öğrenci ve öğretmenin öldürülmesi, susturulması ve yerinden edilmesi, okulların ve üniversitelerin yerle bir edilmesi, hayallerin ve özlemlerin yok edilmesi yoluyla Filistin'in entelektüel geleceğinin yok edilmesidir.
'Gazetecilere yönelik saldırılar'. Soykırımın belgelenmesi, Filistinli gazeteciler tarafından gerçekleştiriliyor ve hem kendileri hem de aileleri hedef alınıyor. Bu gazetecilerin susturulması, soykırımın gizlenmesine yardımcı oluyor ve başka hiçbir çatışmada olmadığı kadar çok gazeteci öldürülüyor.
İşkence, cinsel şiddet, kayıplar, gözaltında, kontrol noktalarında, ev aramalarında, yerinden edilmelerde ve başka yerlerde cinsiyete dayalı şiddet.
'Siyasi katliam', siyasi ve kültürel liderlerin, temsilcilerin, aktivistlerin hedef alınarak öldürülmesi ve kaçırılması, sivil kurumların tahrip edilmesidir."
Evlerin, su kaynaklarının, okulların, hastanelerin, kliniklerin, üniversitelerin, kültürel ve dini kurumların, tarım arazilerinin ve doğal ekosistemlerin kasıtlı ve hedef alınarak yok edilmesinde tutarlı ve sistematik bir imha şiddeti örüntüsü bulunduğunun tespit edildiğine değinilen açıklamada, "Açlığın (İsrail tarafından) silah haline getirilmesi, tıbbi bakımın reddi ve zorla yerinden edilmeler savaşın yan etkileri değildir. Bunlar, tüm nüfusa yönelik toplu cezalandırma ve soykırım araçlarıdır. Bu eylemler hiçbir askeri hedef iddiasıyla meşrulaştırılamaz." denildi.
- İsrail ile işbirlikleri
"Jüri, Batılı hükümetlerin, özellikle de ABD'nin ve diğerlerinin, diplomatik koruma, silah, silah parçaları, istihbarat, askeri yardım ve eğitimin yanı sıra devam eden ekonomik ilişkiler yoluyla İsrail'in soykırım işlemesine bazı durumlarda işbirliği yaparak ortak olduklarını tespit etti." ifadesinin kullanıldığı açıklamada, bu tür eylemlerin ahlaki çöküşü gösterdiği vurgulandı.
Açıklamada, bu tür eylemlerin, soykırımı önlemek ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını da içinde barındıran uluslararası hukukun emredici bir normunun ihlaline son vermek için işbirliği yapma yönündeki yasal yükümlülüklerinin ihlalini oluşturduğu belirtildi.
Soykırım karşısında sessiz kalmanın ve eylemsizliğin "suç ortaklığının başka bir biçimi" olduğu vurgulandı.
Açıklamada, jürinin, soykırımda bir dizi devlet dışı aktörün suç ortağı olduğunu tespit ettiğine dikkati çekilerek, Batı medyasının Filistin hakkındaki taraflı haberleriyle İsrail suçlarının eksik haber yapılmasının, yönetici elitlerin ve onların ortak çıkarlarının ekonomik ve siyasi çıkarlarına uyumlu olduğu bildirildi.
Akademik kurumların yatırımlarıyla İsrail'i desteklediğinin altı çizilerek, Filistin'e destek veren öğretim görevlileri ve öğrencilerin susturulması veya disiplin altına alınmasının sağlandığına işaret edildi.
- "İsrail, Gazze'deki halka soykırım uyguluyor"
Açıklamada, küresel tedarik zincirlerinin silahlar, teknoloji, ulaşım ve diğer çok uluslu şirketler aracılığıyla İsrail'in Gazze'de işlediği soykırımı desteklediği belirtilerek, yüksek teknoloji sektörünün İsrail'in hava saldırılarını planlamasına yardımcı olduğu kaydedildi.
Tel Aviv yönetimine bulut kapasitesi satan şirketlerin de, soykırım için gerekli bilgisayar gücünü sağladığı ifade edilen açıklamada, BM'nin veto hakları ve siyasi nedenlerle "gelecek kuşakları savaş felaketinden koruma" yönündeki kurucu sorumluluğundan "vazgeçtiği" aktarıldı.
Açıklamada, "İsrail, kökleri siyonizmin üstünlükçü ideolojisine dayanan, geniş bir apartheid rejimi içinde, Gazze'deki halka soykırım uyguluyor." ifadesine yer verildi.
Mevcut küresel düzenin, güçlü devletler ya da onların müttefikleri tarafından işlenen insanlık suçlarını önleme veya cezalandırma konusunda yetersiz olduğu tespit edilen açıklamada, şunlar vurgulandı:
"Bu kampanya, tüm Filistin'de ve sürgünde yaşayan Filistinlileri hedef alan ve yüzyılı aşkın süredir devam eden projeden ayrı düşünülemez. Soykırımın temel nedenleri, Filistinlileri mülksüzleştirmeyi, egemenlik altına almayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan bir sistemi destekleyen ırkçı, üstünlükçü bir ideoloji olan siyonizmde yatmaktadır. Bu sistem, ABD ve müttefikleri tarafından yönetilen baskıcı bir neo-sömürgeci güç yapısı tarafından desteklenmekte ve birçok hükümet de dahil olmak üzere uluslararası suç ortaklığı tarafından korunmaktadır."
- Uluslararası platformların kararları görmezden geliniyor
Açıklamada, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) başvurmuş olması ve UCM tarafından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emirleri çıkarılmasına rağmen, bu adımların İsrail tarafından görmezden gelindiği aktarıldı.
Diğer ülkelerin, İsrail'i yeterince protesto etmediği ve Tel Aviv hükümetine asgari düzeyde yaptırımlar uyguladığının altı çizilen açıklamada, ABD'nin İsrail yerine UCM personelleri ve mahkemeye yardım eden sivil toplum kuruluşlarına yaptırım uyguladığı vurgulandı.
Açıklamada, siyasi, askeri, ekonomik ve ideolojik olarak sorumlu olan tüm fail, destekçi, kolaylaştırıcı ve suç ortaklarının yasaların izin verdiği en geniş ölçüde hesap verebilir kılınması, İsrail'in BM gibi uluslararası kurum ve kuruluşlardaki varlığının askıya alınması önerildi.
Ayrıca, açıklamada, BM Genel Kurulu'nun 377 A(V) sayılı kararının yürürlüğe konulması çağrısında bulunuldu. Böylece, ABD'nin kullandığı veto hakkı nedeniyle BM Güvenlik Konseyi'nin harekete geçemediği durumlarda, BM Genel Kurulu'nun Filistin topraklarında bir koruma gücü görevlendirmesi ve Gazze'deki soykırımı durdurmak için kolektif önlemler alabilmesinin önünün açılabileceği vurgulandı.
Jürinin, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme ve kurtuluş, özgürlük ve bağımsızlık elde etmek için direniş biçimlerini seçme hakkını yeniden teyit ettiği belirtilerek, koordineli siyasi, hukuki, ekonomik, akademik, kültürel, teknolojik ve sosyal eylemler yoluyla her bir kaynağı zayıflatacak, izole edecek ve ortadan kaldıracak dünya çapında bir hareketin kurulması çağrısı yapıldı.
Filistin'deki baskıcı yapılara direnmek ve onları yıkmak için iki ana görevin öncelikli olacağına işaret edilen açıklamada, Filistinlilerin, özellikle de bölgedeki mültecilerin sürgüne zorlanarak yerlerinden edilmesine son verilmesi ve siyonist rejimle her alanda mücadele edilmesi gerektiği kaydedildi.
Açıklamada, "Jüri, mücadelenin Yahudilerle veya Yahudilikle değil, ırkçı, üstünlükçü, yerleşimci-sömürgeci bir girişim olan siyonizmle olduğunu teyit eder." ifadesi kullanılarak, sadece bu yolun, devam eden soykırımı sona erdirebileceği, Filistin ve ötesinde yaşayan herkes için adil ve kalıcı bir barışa giden yolu açabileceği vurgulandı.
Gülme Krizlerini Oyun Sanan Aile Şokta: 3,5 Yaşındaki Çocuk 8 Kez Felç Geçirdiİngiltere’de 3,5 yaşındaki oğlunun aniden başlayan gülmelerini ve denge kaybını oyun sanan aile, acı gerçekle hastanede yüzleşti. Yapılan tetkiklerde minik çocuğun üst üste 8 kez felç geçirdiği ortaya çıktı.04 Ağustos 2026 Salı 11:39BASIN HABERLERİ
Türkiye Burun Estetiğinde Dünya İkincisi OlduUluslararası Estetik Cerrahi Derneği verilerine göre Türkiye, cerrahi tecrübe ve yeni teknolojilerin entegrasyonuyla rinoplasti alanında küresel ölçekte ikinci sıraya yerleşti.04 Ağustos 2026 Salı 11:36BASIN HABERLERİ
Afetlerin Görünmez Kahramanları: UMKE Dev Kadrosuyla Görev BaşındaSağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren UMKE, 20 bini aşkın gönüllü personeli ve gelişmiş sahra hastaneleriyle afet ve acil durumlara müdahale etmeyi sürdürüyor.04 Ağustos 2026 Salı 11:35BASIN HABERLERİ
Günlük Hayattaki Bu Basit Hatalar Sivilce Oluşumunu TetikliyorDermatoloji uzmanları; yüzü sık sık yıkamak, sivilce sıkmak ve yastık kılıfı değiştirmemek gibi fark edilmeden yapılan rutin hataların akneye zemin hazırladığı uyarısında bulunuyor.04 Ağustos 2026 Salı 11:29BASIN HABERLERİ
Orman Yangını Dumanı Kalp Krizi ve İnme Riskini ArtırıyorYayımlanan yeni araştırmalar, orman yangını dumanının sadece solunum yollarını değil, damarlarda pıhtılaşmaya yol açarak kalp krizi ve felç riskini de önemli ölçüde artırdığını ortaya koydu.04 Ağustos 2026 Salı 11:27BASIN HABERLERİ
Çocuklarda Karın Ağrısını İhmal Etmeyin: Apandisit Habercisi OlabilirÇocuklarda sıkça karşılaşılan karın ağrılarının basit nedenlerden kaynaklanabileceği gibi apandisit gibi acil cerrahi müdahale gerektiren hastalıklardan da doğabileceği bildirildi.04 Ağustos 2026 Salı 11:23BASIN HABERLERİ
Diz Kireçlenmesinde Son Çare: Protez Ameliyatı İle Yaşam Kalitesi Artıyorİleri düzey diz kireçlenmesi nedeniyle hareket kabiliyeti kısıtlanan hastalarda uygulanan diz protezi ameliyatı, ağrıları sonlandırarak günlük yaşama dönüşü kolaylaştırıyor.03 Ağustos 2026 Pazartesi 17:42BASIN HABERLERİ
Astımlı Çocuklarda A Vitamini ile Akciğer Hacmi Arasında Bağlantı BulunduNefes darlığı ve astım şikayeti olan çocuklarda yürütülen araştırmada, kandaki A vitamini oranının yüksekliği daha büyük solunum kapasitesiyle ilişkili bulundu.03 Ağustos 2026 Pazartesi 17:40BASIN HABERLERİ
Omega-3 ve D Vitamini Biyolojik Yaşlanmayı Yavaşlatabilirİsviçre’de yürütülen DO-HEALTH araştırmasının analizi, günlük 1 gram omega-3 takviyesinin D vitamini ve egzersizle birleştiğinde hücresel yaşlanmayı yavaşlatabildiğini gösterdi.03 Ağustos 2026 Pazartesi 17:38BESLENME VE DİYET
Uçakta Rahatsızlanan Yolcuya İlk Müdahale Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan GeldiBatman ve Siirt programları dönüşünde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun bulunduğu uçakta rahatsızlanan yolcuya ilk müdahaleyi Bakan Memişoğlu ve beraberindeki heyet yaptı.03 Ağustos 2026 Pazartesi 17:36BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










