İSTANBUL'DA DÜZENLENEN "22. ULUSLARARASI HEMOFİLİ KONGRESİ" HASTALARI VE UZMANLARI BİR ARAYA GETİRDİ
İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar: "Derdi çeken, kanama bozukluğu olan herkes ve onların aileleri bu kongreye geliyor.

07 Eylül 2025 Pazar 16:23
Dolayısıyla karma bir kongre gerçekleştiriyoruz. Hematoloji uzmanları, ortopedi uzmanları, fizik tedavi uzmanları, fizyoterapistler, diş hekimleri ve tabii ki olmazsa olmazı olan hemşireler var"
Hemofili Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı: "Hemofili hastalığı hayat boyu süren ciddi bir kan hastalığı. Hemofili kongresinde bu hemofili hastalarıyla ilgili bütün hasta, hasta yakını, doktor, hemşire bir araya geliyoruz. Bu çok önemli. Çünkü en son gelişmeleri hem doktorlar hem hastalar hem hasta yakınları yakından takip ediyor ve doktorlara sorular sorabiliyorlar"
Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Dernekleri Federasyonu işbirliğiyle düzenlenen "22. Uluslararası Hemofili Kongresi", kalıtsal kanama bozuklukları ve tedavi yöntemlerinde yaşanan son gelişmelerin ele alınması amacıyla hasta, hasta yakınları ve uzmanları bir araya getirdi.
İstanbul Üniversitesi'nde gerçekleşen kongreye ilişkin AA muhabirine açıklama yapan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, kalıtsal kanama bozukluklarının doğuştan itibaren başlayan ve ömür boyu devam eden genetik hastalıklar olduğunu belirtti.
Zülfikar, hastalık belirtilerinin birtakım yara yerlerinin kanaması, geç kapanması, cerrahi müdahaleler sonrası gelişen kanamaların devam etmesi, dikiş yerlerinin zamanında kapanmaması, her türlü travma, düşme, kaza sonrası dış, iç kanamalar şeklinde ortaya çıktığını aktardı.
Bunların başında, ön sırasında hemofili A ve hemofili B diye ayırdıkları hemofili hastalığını geldiğini kaydeden Zülfikar, "Ama bu sadece erkek çocuklarda görülürken, bunun kadar aynı sıklıkta görülen adı Von Willebrand hastalığı olan bir de diğer benzer hastalık var. Bir de böyle nadir faktör eksiklikleri var. Bu pıhtılaşmada kanamayı durduran, pıhtılaşma sisteminde rol alan proteinlerin eksikliği dediğimiz diğer eksiklikler var. Bunların tamamı kalıtsal kanama bozuklukları veya hala güncel anlamda hemofili hastalığı olarak biliniyor." ifadelerini kullandı.
Gendeki bir bozukluktan kaynaklanan bir hastalık olan hemofilinin, insanoğlunun ilk günlerinden itibaren var olduğunu anlatan Zülfikar, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla, 'Acaba bu geni düzeltirsek, hastalığı düzeltebilir miyiz?' diye yıllardır düşünülmüş. Günümüzde belli ölçüde uygulanabilir hale geldi. Bunun yanında vücutta bu genetik bozuklukta pıhtılaşmayı sağlayan bir madde eksik oluyor. 'O eksik olan maddeyi diğer sağlam insanlardan elde edip verirsek sorunları çözebilir miyiz?' diye de düşünülmüş ve onda da başarılı olunmuş. Daha sonra diğer kişilerdeki hastalığın bu kişilere geçme ihtimalinden dolayı laboratuvarlarda üretilmeye başlanmış. Bu da 1990'lı yılların başında yaklaşık 30, 35 sene evvel. Şimdi o ilaçlar da piyasada var. Dolayısıyla bol miktarda üretiliyor."
Bu konuda hastaların yaşadığı en önemli problemin, söz konusu ilaçların damardan yapılmak zorunda olmasından kaynaklandığını dile getiren Prof. Dr. Zülfikar, "Damardan yapılması kolay değil. Bir kere de değil. Kanama olmasın istiyorsak haftada 2 kere yapılması lazım. Yani yeni doğmuş bebekten, ömrünün ileri yaşına gelmiş kişilere de bunları uygulamak bu kadar kolay olmuyor. Onun için sağlık endüstrisi çalışıyor, yeni ilaçlar üretiyor." diye konuştu.
- Kongreye farklı ülkelerden konuşmacılar da katılıyor
Prof. Dr. Zülfikar, son yıllarda geliştirilen yeni ilaçların damar yoluyla değil, aşı şeklinde uygulandığına dikkati çekerek, bu ilaçların da haftada bir, iki haftada bir ya da sekiz haftada bir kullanılabildiğini söyledi.
Böyle hızlı, aktif bir süreçte hastaları yakından bilgilendirmeye çalıştıklarını aktaran Zülfikar, "Bunu yıllardır kamuoyuyla paylaşıyoruz. Çünkü hastalarımızın kullandığı ilaçlar, halkın ödediği vergilerle karşılanıyor. Ne yazık ki bu ilaçların tamamı ithal. Biz de uğraşıyoruz, inşallah ülkemizde de bunları yapar ve hastalarımızda kendi ürünlerimizi kullanabilir hale gelirsek ne mutlu bizlere." diye konuştu.
Bu kongrelerin amacının sadece sağlık çalışanlarını bir araya getirmek olmadığının altını çizen Zülfikar, şunları kaydetti:
"Derdi çeken, kanama bozukluğu olan herkes ve onların aileleri bu kongreye geliyor. Dolayısıyla karma bir kongre gerçekleştiriyoruz. Hematoloji uzmanları, ortopedi uzmanları, fizik tedavi uzmanları, fizyoterapistler, diş hekimleri ve tabii ki olmazsa olmazı olan hemşireler var. Yarın hemşirelere yönelik yarım günlük bir özel oturum gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla bu multidisipliner çalışmayı bildirilere, yayınlara döken arkadaşlarımız da burada."
Zülfikar, kongreye Türkiye'nin yanı sıra Tayland, Almanya, Fransa, Amerika gibi farklı ülkelerden de konuşmacıların katıldığını belirterek, "Hem içeriden hem dışarıdan bu sahanın uzmanlarıyla ve asıl derdi olanların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir kongre." dedi.
- "Hemofili hastalığı hayat boyu süren ciddi bir kan hastalığı"
Hemofili Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı da kongrenin önemine işaret ederek, "Hemofili hastalığı hayat boyu süren ciddi bir kan hastalığı. Hemofili kongresinde bu hemofili hastalarıyla ilgili bütün hasta, hasta yakını, doktor, hemşire bir araya geliyoruz. Farklı salonlarda toplanıyoruz. Bazen ortak salonlarda toplanıyoruz. Her yıl her zaman iki üç gün bir toplantı oluyor. Bu çok önemli. Çünkü en son gelişmeleri hem doktorlar hem hastalar hem hasta yakınları yakından takip ediyor ve doktorlara sorular sorabiliyorlar." ifadelerini kullandı.
Gen tedavisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaklı, "Gen tedavisiyle ilgili olarak, hemofili bir genetik hastalık ama gen tedavisi çok yeni tabii. Araştırmalar henüz tamamlandı. Türkiye'de de bunları yapıyoruz. Yüzde 80 oranında başarılı oldu ama tabii bunun piyasada geri ödemeye girmesi en az 5 yıllık süreyi alabilir. Çünkü çok yüksek bir maliyeti var." diye konuştu.
Kavaklı, hastaların son 20 yıldır kullandıkları ilacın, haftada 2 kez hayat boyu kullanmaları gereken damar yolundan kullanılan ilaçlar olduğunu kaydederek, şunları söyledi:
"Tabii buna bebeklik döneminden başlıyorlar. O bir zorluk oluşturuyor. O nedenle hastalarımız şu anda yeni piyasaya çıkan, yeni geliştirilen deri altından, şeker hastalarının insülin kullandığı gibi daha kolay uygulanan ilaçlarla ilgileniyorlar ve daha çok onlarla ilgili olan soruları soruyorlar. Ama tabii bunların geri ödeme sistemine girmesi birkaç yılı bulacağı görünüyor. Şu anda en azından bütün hemofili hastalarımız damar yolundan kullanılan ilaçları ücretsiz olarak SGK aracılığıyla karşılayabiliyorlar. Tabii ilerleyen yıllarda çok daha rahat kullanılan ilaçların geri ödemeye girmesini umut ediyoruz."
Türkiye'de hemofili hastalarının mevcut tedavilere erişim imkanına sahip olduğunu vurgulayan Kavaklı, "Türkiye'de şu anda bu hastalar için kanamalarından korunması için kullanılacak faktör ilaçları var. Bazı deri altı ilaçlar var. Yani hastalarımız çaresiz durumda değil. Eğer mevcut ilaçları doktorlarının söylediği şekilde kullanırlarsa kanamadan hayatlarını kaybetme riskleri çok az. Kalıcı eklem sakatlıkları oluşma olayı da oldukça az." şeklinde konuştu.
Kavaklı, bu kongrede hastalara, gerek faktör ilaçlarıyla damardan kullanılan, gerek deri altından kullanılan ilaçları nasıl kullanılabileceklerini, hangi ilaçların ilerleyen yıllarda piyasaya çıkacağını anlattıklarını kaydetti.
İstanbul Üniversitesinde düzenlenen ve yarın sona erecek kongreye katılan 422 katılımcıdan 185'inin hasta ve hasta yakınlarından oluştuğu bildirilirken, kongrede elde edilen bilgilerin Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile de paylaşılacağı kaydedildi.
Diş sıkma ve gıcırdatma çene sağlığını tehdit ediyorÜniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durmuşlar, tıbbi adıyla "bruksizm" olarak bilinen diş sıkma ve gıcırdatmanın genellikle uyku sırasında meydana geldiğini, bu nedenle birçok kişinin sorunun farkına geç vardığını ifade etti.05 Haziran 2026 Cuma 16:16BASIN HABERLERİ
Ankara'da NATO Zirvesi Tedbirleri: Sağlık personeli görevde olacakAnkara'da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında 6-12 Temmuz tarihleri arasında geniş kapsamlı tedbirler alınacak.05 Haziran 2026 Cuma 16:13BASIN HABERLERİ
Sağlık Bakanlığı: Türkiye'deki Yüzme Alanlarının Yüzde 93'ü İyi ve Üzeri KalitedeSağlık Bakanlığı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çevre sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.05 Haziran 2026 Cuma 16:12BASIN HABERLERİ
Estetik Operasyonu Sonrası Ölüm Davasında Doktor ve Kardeşine Hapis Talebiİzmir'de estetik operasyon sonrası hayatını kaybeden Melike Çiftçi'nin ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, operasyonu gerçekleştiren doktor ile iş yeri sahibi kardeşi hakkında "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan hapis cezası istendi.05 Haziran 2026 Cuma 16:10BASIN HABERLERİ
Bakan Göktaş: Haziran Ayı İçin 8,4 Milyar Liralık Yaşlı ve Engelli Aylığı Hesaplara YatırılıyorAile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, haziran ayı kapsamında yaşlı ve engelli vatandaşlara toplam 8,4 milyar lira tutarında destek ödemesinin hesaplara yatırılmaya başlandığını açıkladı.05 Haziran 2026 Cuma 16:07BASIN HABERLERİ
KTÜ'de Yapay Zeka ve Simülasyon Teknolojileri Sağlık Eğitiminin Geleceği İçin Masaya YatırıldıKaradeniz Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen kongrede, yapay zeka ve simülasyon teknolojilerinin sağlık eğitimine etkileri ele alındı.05 Haziran 2026 Cuma 16:02BASIN HABERLERİ
DSÖ: Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 866 Milyon Hastalık ve 1,5 Milyon Ölüme Neden OluyorDünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı yeni rapor, güvenli olmayan gıdaların küresel ölçekte milyonlarca insanı etkilediğini ortaya koydu.05 Haziran 2026 Cuma 16:00BASIN HABERLERİ
Beyin Ölümü Geri Dönüşsüz Bir Süreçtir: Uzmanlardan Koma ve Bitkisel Hayat AçıklamasıTürk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, beyin ölümünün geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu belirterek, beyin ölümü ile koma ve bitkisel hayat arasındaki farklara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.05 Haziran 2026 Cuma 15:56BASIN HABERLERİ
Türkiye'de MS Hasta Sayısı 95 Bini Aştı: Uzmanlardan Erken Tanı ve Düzenli Takip UyarısıUzmanlar, Multipl Skleroz (MS) hastalığının özellikle genç kadınlarda daha sık görüldüğünü belirtirken, Türkiye'de 2025 yılı sonu itibarıyla 95 binden fazla kişinin MS tanısıyla yaşadığını açıkladı.05 Haziran 2026 Cuma 15:45BASIN HABERLERİ
Yeni dönemde özel sağlık tesisleri denetimlerinde uygunluk ve standartlar ön plandaSağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ruhsata esas denetimler, özel sağlık tesislerinin mevzuata uygunluğunu, hizmet kalitesini ve hasta güvenliğini güvence altına almayı hedefliyor.05 Haziran 2026 Cuma 14:35SAĞLIK BAKANLIĞI
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










