İSTANBUL'DA TRAFİK KAYNAKLI AZOT DİOKSİT KİRLİLİĞİ 2024'TE ORTALAMANIN ÜZERİNDE ARTTI
- İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülkü Alver Şahin:

10 Ocak 2025 Cuma 11:13
- "Trafik kaynaklı kirliliğin en temel iz bileşeni olan azot dioksitin 2024'te, geçen yıla göre yüzde 37,6, son 9 yılın ortalamasına kıyasla yüzde 22 civarında bir artış eğilimi gösterdiğini gözlemliyoruz. Bu tüm İstanbul'un ortalaması için elde ettiğimiz bir değer ancak biraz daha odaklanıp özel alanlara, trafiğin yoğunlaştığı alanlardaki ölçüm istasyonlarına baktığımızda bu artış daha da belirginleşiyor"
"PM2,5 bölgeler arasında ortalama konsantrasyon bakımından çok büyük farklılıklar göstermiyor yani 20 ile 23 mikrogram metreküp arasında hemen hemen her bölgede yoğunlaşma görüyoruz. Bu tabii DSÖ'nün yaklaşık 5 mikrogram ortalamasının yanında yüksek bir değer"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülkü Alver Şahin, trafik kaynaklı kirliliğin temel bileşeni olan azot dioksitin, geçen yıla kıyasla 2024'te yaklaşık yüzde 37,6 artış gösterdiğini bildirdi.
İstanbul'da 1 Ocak'ta güneyli rüzgarlar ve yüksek basıncın da etkisiyle hava kalitesinde belirgin bir düşüş gözlemlendi. Kentte, hava kirliliğine neden olan parametrelerden azot oksit yoğunluğu 10 kat, ince partikül madde yoğunluğu ise 5 kat arttı.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Şahin, İstanbul’daki hava kirliliği kaynaklarının bölgesel olarak değişkenlik gösterdiğini ancak en temel kaynağın trafik olduğunu, bunun ardından endüstri bölgelerine yakın alanlardaki endüstriyel faaliyetlerin geldiğini söyledi.
İstanbul’da sürekli izleme yapılan 38 ayrı hava kalitesi ölçüm istasyonu bulunduğunu ve bu istasyonlarda hava kirletici parametrelerin anlık olarak izlendiğini aktaran Şahin, bunlar içinde sınır değerlerin çoğu zaman aşıldığı kritik parametreleri azot oksitler, 10 mikron altı partikül madde (PM10) ve 2,5 mikron altı ince partikül madde (PM2.5) olarak sıraladı.
Temelde trafik kaynaklı bir kirletici olan azot oksitlerin özellikle İstanbul'da trafiğin yoğun olduğu alanlarda sınır değerin çok üstüne çıktığını belirten Şahin, diğer kirleticiler hakkında şu bilgileri paylaştı:
"PM10, hem yanma sonucu hem de mekanik şehir aktiviteleri ve toz taşınımı etkisiyle oluşan ve zaman zaman sınır değerlerin aşıldığı bir parametre. PM2.5 ise insan sağlığını olumsuz etkileyen, hava kirliliğine bağlı birçok sağlık sorununun temeli olan bir kirletici. Hem kaynaktan yanma sonucu hem de atmosferik koşullarda gaz parametrelerinin dönüşümüyle meydana geliyor. İstanbul genelinde ortalamada homojen bir konsantrasyon dağılımı gösteriyor fakat Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) yıllık sınır değerinin üzerinde ölçülüyor."
- 2015-2021 ve 2015-2023 yıllarındaki kirlilik iki ayrı çalışmada incelendi
2015-2021 arasında İstanbul’un hava kirliliği bakımından bölgesel farklılığını ve değişim eğilimini tüm istasyonlarda incelediklerini anlatan Şahin, bu yıllar arasında İstanbul genelinde ozon ve karbonmonoksit dışındaki tüm parametrelerin yıllık ortalamada azalmış olduğunu vurguladı.
Daha sonra çalışma kapsamını genişleterek İstanbul'u 4 bölgeye ayırdıklarını ve 2015-2023 arasındaki trendi, bölgelere göre ayrıca incelediklerini kaydeden Şahin, söz konusu incelemede hava kirliliğindeki parametrelerin değişimine ilişkin şu tespitlerde bulundu:
"Azot dioksitte düşük ortalama konsantrasyonlarının daha çok Avcılar-Beylikdüzü bölgesi arasında olduğunu fakat bu bölgelerdeki azot dioksit seviyesinin özellikle yaz dönemlerinde arttığını gözlemledik. Azot dioksiti en yüksek, Aksaray-Beyazıt bölgesinde gözlemledik. PM10'un en yüksek konsantrasyonlarının Avcılar-Beylikdüzü bölgesi ile Sultangazi ve etrafındaki alanlarda oluştuğunu saptadık. Bununla birlikte PM10'un her bölgede genel ortalama için, İstanbul'da bir azalış trendinde olduğunu gördük. PM2,5 bölgeler arasında ortalama konsantrasyon bakımından çok büyük farklılıklar göstermiyor yani 20 ile 23 mikrogram metreküp arasında hemen hemen her bölgede yoğunlaşma görüyoruz. Bu tabii DSÖ'nün yaklaşık 5 mikrogram ortalamasının yanında yüksek bir değer. Ancak Tuzla etrafındaki bölgelerde ölçülen PM2,5 değerlerinin yine yaz dönemlerinde hafif bir artış eğilimi gösterdiğini görüyoruz. Özellikle de 2021 sonrasındaki bu artışın biraz daha belirginleştiğini söyleyebilirim."
- "Avrupa Yakası'nda hava kirliliği sorunu daha fazla"
Kentin nüfus yoğunluğu ve yeşil alan mevcudiyetinin hava kirliliğine etkisini de yakından incelediklerinden bahseden Şahin, nüfus yoğunluğunun artış gösterdiği yerlerde kirletici konsantrasyonunun da arttığını, buna karşın yeşil alanların daha yoğun bölgelerde hava kirleticilerin belirgin bir şekilde azaldığını belirtti.
Şahin, kentleşmenin daha yoğun olduğu bölgelerde hava kirliliğinin daha fazla olduğunun altını çizerek "Özellikle İstanbul'un kuzey bölgelerinin hava kirliliği bakımından çok daha temiz olduğunu ve güneydeki kentleşmenin yoğunlaştığı alanlarda hava kirliliğinin yoğunlaştığı alanlar olduğunu söyleyebilirim. Avrupa ve Asya kıtalarını birbiriyle karşılaştırdığımızda da Avrupa kıtasının Asya'ya göre bir miktar daha hava kirliliği sorunu yaşadığını gözlemliyoruz." diye konuştu.
- 2024 verilerinde dikkat çeken artış
İstanbul'da özellikle kış mevsiminde ve atmosferik durgunluk nedeniyle gece saatlerinde kirleticilerin yoğunlaştığına fakat hemen hemen her mevsim kentte sabah başlayan ve gece yarısı biten bir trafik yoğunluğu bulunduğuna değinen Şahin, 2024 yılı verilerinde azot oksit oranındaki artışa dikkati çekti.
Şahin, "Trafik kaynaklı kirliliğin en temel iz bileşeni olan azot dioksitin 2024'te, geçen yıla göre yüzde 37,6, son 9 yılın ortalamasına kıyasla yüzde 22 civarında bir artış eğilimi gösterdiğini gözlemliyoruz. Bu tüm İstanbul'un ortalaması için elde ettiğimiz bir değer ancak biraz daha odaklanıp özel alanlara, trafiğin yoğunlaştığı alanlardaki ölçüm istasyonlarına baktığımızda bu artış daha da belirginleşiyor." dedi.
2023'e kıyasla azot oksitlerin yaklaşık 1,7 kat arttığını bildiren Şahin, 2024'te en yüksek azot oksit değerinin Kadıköy ve Kağıthane'de, en düşük değerin ise Şile'de ölçüldüğünü ifade etti.
PM10'da en yüksek değerlerin Esenyurt ve Kağıthane'de, en düşük değerlerin ise Sarıyer'de ölçüldüğünü kaydeden Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle 2024 yılında partikül maddede Esenyurt, Kağıthane gibi istasyonlar yüksek değerler aldı. Azot oksitin de yine keza Kağıthane ve Kadıköy istasyonlarında yüksek konsantrasyonlara ulaştığını görüyoruz. Bunun dışında partikül madde konsantrasyonunun da benzer şekilde kentleşmenin arttığı Esenler, Bağcılar ve Kadıköy'de yoğunlaştığını görüyoruz. Ancak biraz daha geniş pencereden baktığımızda ve İstanbul'u hava kirliliği bakımından 4 kategorik bölgeye ayırdığımızda, son yaptığımız çalışmada gözlemlediğimiz temel olarak şu aslında: Azot oksit emisyonları özellikle Avcılar-Beylikdüzü arasında yaz dönemlerinde artış gösteriyor."
Şahin, İstanbul'daki hava kirliliğini azaltmak için raylı sistemlerin yaygınlaştırılması, insanların toplu taşımaya yönlendirilmesi, Avrupa'da kentlerde uygulanan trafikten arındırılmış düşük emisyon alanlarının oluşturulması, kentleşme planları yapılırken hava kirliliğinin bir kriter olarak dikkate alınması, kent içi yeşil alanların artırılması, hava kirliliğini ölçen sensör teknolojisinin referans hava kalitesi ölçümü istasyonları ağına entegre edilmesi ve böylece daha çok noktada ölçüm yapılarak azalış ve artış trendlerinin daha yakından gözlenmesi tavsiyelerinde bulundu.
Türkiye Yerli Sağlık Teknolojisinde Büyüyor: 40 Ülkeye Solunum Cihazı İhraç EdiliyorSağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Siirt ziyaretinde milli sağlık sanayisindeki gelişmelere dikkat çekerek Türkiye'nin 40 ülkeye solunum cihazı satan bir konuma ulaştığını söyledi.31 Temmuz 2026 Cuma 17:46BASIN HABERLERİ
Giresun'da Beyin Ölümü Gerçekleşen Kişinin Organları 4 Hastaya Yaşam Umudu OlduDenizde boğulma tehlikesi geçirdikten sonra beyin ölümü gerçekleşen 45 yaşındaki kişinin organları, nakil bekleyen dört hastaya ulaştırıldı.31 Temmuz 2026 Cuma 16:09BASIN HABERLERİ
Erken Çocuklukta Şeker Kısıtlaması Demans Riskini Yüzde 23 Azaltıyorİngiltere'de yürütülen kapsamlı bir araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlamanın ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını koruduğunu gösterdi.31 Temmuz 2026 Cuma 16:08DÜNYADA SAĞLIK
Yolculukları Eziyete Çeviren Araba Tutmasına Karşı Etkili ÖnlemlerHalk arasında araba tutması olarak bilinen hareket hastalığı, yolculuk esnasında mide bulantısı ve baş dönmesine yol açarak yaşam kalitesini düşürebiliyor.31 Temmuz 2026 Cuma 16:03BASIN HABERLERİ
Bağırsak Ve Beyin Arasındaki Gizli Bağ: Mikrobiyota Ruh Sağlığını Nasıl Etkiliyor?Bilimsel araştırmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliklerin depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
Kalp Sağlığını Tehdit Eden Gizli Tehlike: Günlük Alışkanlıklar Riski ArtırıyorDünya genelinde en yaygın ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarından korunmak için yaşam tarzında yapılacak küçük değişiklikler büyük önem taşıyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
KOAH Tedavisinde Yeni Yöntem: Bronkoskopik Balon Uygulaması Alevlenmeleri AzaltıyorTürkiye'de yürütülen bilimsel araştırmada, kronik bronşit baskın KOAH hastalarında uygulanan yeni balon tedavisiyle nefes darlığının azaldığı ve yaşam kalitesinin arttığı belirlendi.31 Temmuz 2026 Cuma 12:44BASIN HABERLERİ
Havuz Sonrası Kulak Temizliğinde Yapılan Bu Hata Enfeksiyon Riskini ArtırıyorYaz aylarında kulağa kaçan suyu çıkarmak için kulak çubuğu kullanmanın zararlarına dikkat çeken uzmanlar, doğal yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 12:00BASIN HABERLERİ
Bel Fıtığında Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü? Uzmanından Önemli UyarılarBel fıtığı vakalarının çoğunda ameliyatsız tedavi yöntemleri başarı sağlarken, uzmanlar bacakta güç kaybı gibi belirtilerde acil müdahalenin şart olduğunu vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 11:58BASIN HABERLERİ
Toksik İlişkiler Erken Yaşlandırıyor! Yüzünüzdeki Kırışıklıkların Sebebi Çevrenizdeki İnsanlar OlabilirAcıbadem Life Klinik Psikoloğu Öykü Gönültaş, yönetilemeyen ilişkisel stresin yalnızca ruh sağlığını değil, telomer kısalması ve hücresel yıpranma yoluyla biyolojik yaşı da doğrudan etkilediğini belirtti.31 Temmuz 2026 Cuma 11:06BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










