KANSER RİSKİNİ AZALTMANIN YOLLARI NELER?
Her yıl milyonlarca insanın hayatını etkileyen kanser, kalp-damar hastalıklarının ardından dünyada en sık ikinci ölüm nedeni. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalar, bu tabloyu değiştirmede kritik rol oynuyor.

04 Şubat 2026 Çarşamba 17:05
Dünya genelinde ölüm nedenlerine bakıldığında, kalp ve damar hastalıklarının ardından ikinci sırada kanser yer alıyor. Her yıl binlerce insan bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Üstelik tablo giderek ağırlaşıyor… Kansere yakalananların sayısı her geçen yıl artıyor… Uluslararası araştırmalar, bu artışın süreceğine işaret ediyor. Mevcut verilere göre, 2050 yılına kadar dünya genelinde 30 milyondan fazla yeni kanser vakası görülmesi, kanser nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının ise 18 milyonu aşması bekleniyor.
Türkiye’de de durum çok farklı değil… Ülkemizde her beş ölümden birinin nedeni kanser… Tıptaki gelişmeler sayesinde kanser tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da uzmanlara göre asıl kritik nokta, hastalığa hiç yakalanmamak... Bir başka ifadeyle hastalığa neden olabilecek potansiyel risklerden uzak durmak… Peki, kanserden korunmak için nelere dikkat etmek gerekiyor? Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları, Tıbbi Onkoloji ve Tümör İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci merak edilen soruları yanıtladı.
İleri evre akciğer kanserinde 2010’da 5’inci yılın sonunda hastaların sadece yüzde 4’ü hayattayken bugün immünoterapilerle belli bir hasta grubunda bugün oran yüzde 30-35’lere çıkmış durumda. Yani 3 hastanın biri, 5 yıldan daha uzun süre yaşayabiliyor.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları, Tıbbi Onkoloji ve Tümör İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci
Sigara ve alkolden uzak durulmalı
Kanserlerin yaklaşık üçte birinin önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını vurgulayan Prof. Dr. Demirci, sözlerine tütün ürünlerinden başlıyor:
“Bunlardan uzak durmak başlı başına kanserin pek çok çeşidinden uzak durmak demek. Sigara ve tütün ürünleri sadece akciğer kanserine neden olmuyor. En sık neden olduğu ve en sık görülen kanser olduğu için akciğer kanseri daha ön planda konuşuluyor. Halbuki pek çok kanserin nedeni sigara ve tütün ürünleri.”
Obezite ve hareketsiz yaşamın da kanser riskini ciddi biçimde artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Demirci şöyle devem ediyor:
“Bu nedenle sağlıklı beslenmek gerekiyor. Fiziksel aktivite yapmak gerekiyor. Fiziksel aktivite derken evde dolaşmak, yürümek değil... Haftanın 3 günü 20 dakika ila 40 dakika tempolu yürümek, hareket etmek gerekiyor.”
Alkol tüketimi de kanser riskini artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Demirci, bu konuda Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerini hatırlatarak, “Aşırı miktarda alkol tüketimi meme, karaciğer ve sindirim sistemi kanserleri başta olmak üzere pek çok hastalığın nedeni” diyor.
İşlenmiş gıdalara dikkat
İşlenmiş gıdaların da kanser riskini artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, şu önemli uyarıyı yapıyor:
“Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünleri de yine Dünya Sağlık Örgütü tarafından başlıca kanserojenler arasında kategorize ediliyor. Çünkü bu işlenmiş gıdalar özellikle yemek borusu, mide kanseri başta olmak üzere tüm sindirim sisteminde kanser riskini ciddi miktarda artırıyor.”
Prof. Dr. Demirci, güneş ışınlarının da özellikle yaz aylarında cilt kanseri açısından risk oluşturduğunu hatırlatarak, güneşin en dik geldiği saatlerde uzun süreli maruziyetten kaçınılması gerektiğini vurguluyor.
Erken teşhis hayat kurtarıyor
Günlük hayatta alınabilecek önlemlerin yanı sıra düzenli kontrollerin de hastalıkla mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Demirci, özellikle risk grubundaki bireylerin taramaları aksatmaması gerektiğini söylüyor. Türkiye’de meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserlerine yönelik tarama programlarının yaygın olduğunu hatırlatarak şunları ifade ediyor:
“Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ülkemizde hemen her ilçede var. Buralara başvurmak gerekiyor. Buralara başvurduğumuzda, tarama yöntemleriyle kanser çok daha erken evrede yakalanabiliyor. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ sloganı tümüyle gerçek. Çünkü hastalarımızın sağ kalması, bize geldiklerinde onları gördüğümüz hastalığın evresine bağlı.”
Peki kimler, hangi kanserler açısından ne sıklıkta kontrolden geçmeli? Prof. Dr. Demirci’nin bu soruya verdiği yanıt, herkes için ciddi bir uyarı niteliğinde:
“Kadınlarda 40 yaş üzerinde yılda veya iki yılda bir mamografi yapılması gerekiyor. Mamografi tıp pratiğinde kansere bağlı ölümleri azaltan erken teşhis koyabileceğimiz en önemli tarama testi. Yine rahim ağzı kanseri, kadın doğum hekimine gidilerek yapılabilecek bir tarama. Kalın bağırsak kanseri için 50 yaşından sonra 10 yılda bir kolonoskopi, yani bütün kalın bağırsağa bakılması veya 5 yılda bir kalın bağırsağın ilk kısımları olan sigmoid kolona kadar bakılması yeterli. Bu yaş grubunda dışkıda gizli kan da bakılabiliyor düzenli olarak.”
Erken evrede tedavi şansı çok daha yüksek
Kanser tedavisinde özellikle son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Demirci, erken evrelerde başarı oranlarının oldukça yükseldiğini söylüyor:
“İleri evre akciğer kanserinde 2010’da 5’inci yılın sonunda hastaların sadece yüzde 4’ü hayattayken bugün immünoterapilerle belli bir hasta grubunda bugün oran yüzde 30-35’lere çıkmış durumda. Yani 3 hastanın biri, 5 yıldan daha uzun süre yaşayabiliyor.”
Bitkisel ürünler tedaviyi olumsuz etkileyebiliyor
Kanser tedavisi uzun ve zorlu bir süreç... Bu süreçte bazı hastalar bitkisel ürünlere yönelebiliyor. Ancak bu durum sanıldığının aksine tedavi sürecine zarar verebiliyor. “Kanser tanısı alan pek çok hastamız bitkisel ürünlere iyi niyetlerle yönleniyorlar” diyen Prof. Dr. Demirci, “Doğal olan her şey insanın sağlığına faydalı değildir. Bunun en güzel örneği su. Suyun miktarını artırırsanız insanı öldürür su zehirlenmesiyle. Dolayısıyla bir şeyin doğal olması onun insan sağlığına fayda sağlayacağı anlamına gelmez” şeklinde konuşuyor.
Bitkisel ürünlerin kanseri tedavi ettiğini gösteren güçlü bilimsel kanıtlar bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Demirci, bazı ürünlerin yalnızca tedaviye bağlı yan etkileri hafifletebildiğini belirtiyor. Asıl riskin ise, bu ürünlerin doktora danışılmadan kullanılmasıyla ortaya çıktığını söylüyor. “Eğer hastalarımızın yaşam konforunu artıracaksa hastaya fayda sağlayabilecek her türlü ürünün yanındayız. Ancak güvenli ve bilimsel olmak kaydıyla” diyor.
Kontrolsüz kullanılan bitkisel ürünlerin ciddi yan etkilere yol açabildiğini ifade eden Prof. Dr. Demirci, bunun tedavi sürecini de olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor:
“Bizim normalde kullanmamız gereken ilaçları kullanmamızı engelleyebiliyor. Yine bazı bitkisel ürünler bağışıklık sistemini baskılayabiliyor. Halbuki biz güncel tedavilerimizde immünoterapileri kullanıyoruz. İmmünoterapiler bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücreleriyle savaşmamızı sağlayan ilaçlar. Bir yandan da bitkisel ürünlerle siz bağışıklık sisteminizi baskılarsanız bu ilaçların etkinlikleri maalesef azalıyor.”
Tıp Dünyasının Gözü İstanbul’da: 33 Yıl Sonra Dev Kulak Burun Boğaz Kongresi (IFOS) BaşladıDünyanın en köklü ve prestijli sağlık organizasyonlarından biri olan Uluslararası Kulak Burun Boğaz Dernekleri Federasyonunun (IFOS) Dünya KBB Kongresi, 33 yıl aranın ardından İstanbul’da kapılarını açtı.11 Eylül 2026 Cuma 16:39BASIN HABERLERİ
Bipolar Bozuklukta Tedavi Uyumsuzluğu Alarm Veriyor: Pekin’deki Araştırmada Hastaların %42,7’si İlk Yılda İlacı BıraktıPekin’de 3.034 bipolar bozukluk hastasını kapsayan kapsamlı gerçek yaşam araştırması, kronik ruhsal hastalıklarda tedavi sürekliliğinin en kritik sorunlardan biri olduğunu gözler önüne serdi.11 Eylül 2026 Cuma 16:36BASIN HABERLERİ
"Süper Besin" Hürafesine Son: Karaciğer Sağlığının Anahtarı Tek Yiyecekte Değil, Akdeniz Tipi BeslenmedeKaraciğeri detoks içecekleriyle veya tek bir mucizevi besinle temizleme iddialarının bilimsel temeli olmadığı açıklandı.11 Eylül 2026 Cuma 16:33BASIN HABERLERİ
Donuk Omuz Tedavisinde Doğru Bilinen Yanlışlar: Takviyeler Değil, Doğru Egzersiz ve Bütüncül Tedavi İyileştiriyorOmuzda şiddetli ağrı ve hareket kısıtlılığıyla seyreden donuk omuz (adezif kapsülit) hastalığında vitamin, mineral veya bitkisel takviyelerin iyileştirici etkisine dair güçlü bilimsel kanıt bulunmadığı açıklandı.11 Eylül 2026 Cuma 16:31BASIN HABERLERİ
Ölümcül Astım Atağında Şaşırtıcı Keşif: Bağışıklık İzleri Akciğerle Sınırlı Kalmıyor, Bağırsak Lenflerine Kadar UzanıyorNature Communications dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir çalışma, ölümcül astım krizlerinde bağışıklık sistemindeki sapmaların yalnızca akciğerlerle sınırlı kalmadığını ortaya koydu.11 Eylül 2026 Cuma 16:27BASIN HABERLERİ
Afyonkarahisar’da Feci Kaza: 15 Yaşındaki Çocuğun Kopmak Üzere Olan Kolu Konya’da 8 Saatlik Ameliyatla KurtarıldıAfyonkarahisar'da motosiklet kazası geçiren 15 yaşındaki Muhammet Ali Şimşek'in omuz seviyesinden kopmak üzere olan sağ kolu, Konya'da 3 farklı branştan uzman ekibin katıldığı 8 saatlik zorlu bir multidisipliner operasyonla ampute edilmekten kurtarıldı.11 Eylül 2026 Cuma 16:25BASIN HABERLERİ
34 Haftalık Prematüre Bebeğe Mucize Müdahale: Kalbindeki Delik Kasıktan Girilerek KapatıldıManisa'da 34 haftalıkken prematüre doğan ve kalbinde 4 milimetrelik delik tespit edilen Mehmet Fatih bebek, İzmir Şehir Hastanesinde 16 günlükken gerçekleştirilen başarılı anjiyo operasyonuyla sağlığına kavuştu.11 Eylül 2026 Cuma 16:23BASIN HABERLERİ
Kongo’da Ebola Salgını Büyüyor: Doğrulanmış Vaka Sayısı 6 Biti Aştı, Can Kaybı 3 Bin 267’ye UlaştıDünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 10 Eylül 2026 tarihli raporuna göre, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Bundibugyo virüsünün yol açtığı Ebola salgınında bilanço ağırlaşıyor.11 Eylül 2026 Cuma 16:22BASIN HABERLERİ
Kafein Hücresel 'Yaşlanma Şalterini' Kapatıyor: 500 Milyon Yıllık Genetik Mekanizma Keşfedildiİngiltere’de yürütülen uluslararası bir araştırma, kafeinin hücrelerde enerji dengesini ve DNA onarımını sağlayan 500 milyon yıllık evrimsel bir biyolojik mekanizmayı uyardığını ortaya koydu.11 Eylül 2026 Cuma 16:20BASIN HABERLERİ
Çocuklarda Okul Reddine Dikkat: Arkasında Ayrılık Kaygısı ve Zorbalık Yatıyor OlabilirKTÜ Farabi Hastanesi uzmanlarından Dr. Öğretim Üyesi Volkan Şahin, çocukların okula gitmek istememesinin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı.11 Eylül 2026 Cuma 16:19BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










