OTİZMİN İLACI, BİREYSEL İHTİYAÇLARA GÖRE PLANLANMIŞ ÖZEL EĞİTİM
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten: "Otizmli çocuklar ayrı değil, yani bizden kopuk, yalnız yaşaması gereken insanlar değil. Onlar etiketlenmesi gereken çocuklar değil, her biri bizim çocuğumuz"

11 Ekim 2021 Pazartesi 11:13
SBÜ Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özalp Ekinci: "Otizmin tedavisi özel eğitimdir. İhtiyacı olanın tanı alması, ihtiyacı olan çocukların çocuk psikiyatri hekimine ulaşması, tanıdan sonra da kaliteli ve ihtiyaçlarına göre planlanmış özel eğitime ulaşmak ve sürdürmek çok önemli"
"Otizmin ağır ve hafif olanlarını hepsini bir araya kattığımızda toplumda görülme sıklığı yüzde 1 ile 2 arasında. Otomatikman otizm ciddi bir halk sağlığı sorunu. Otizm toplumda az görülen bir durum değil"
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özalp Ekinci, otizmin tedavisinin özel eğitim olduğunu belirterek, "İhtiyacı olanın tanı alması, ihtiyacı olan çocukların çocuk psikiyatri hekimine ulaşması, tanıdan sonra da kaliteli ve ihtiyaçlarına göre planlanmış özel eğitime ulaşmak ve sürdürmek çok önemli." dedi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ekinci, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) sosyal etkileşim ve iletişimde belirgin bozuklukların, gecikmelerin bulunduğu, bununla birlikte tekrarlayıcı, amaca yönelik olmayan davranış, bilgi ve etkinliklerin olduğu nöropsikiyatrik bir hastalık olarak tanımlandığını aktardı.
OSB'de aynı zamanda kalıtsal temellerin de olduğunu dile getiren Ekinci, OSB'nin en önemli özelliğinin, belirtilerinin hayatın ilk 3 yılında ortaya çıkması olduğunu, bir kişinin sonradan otizmli olamayacağını söyledi.
Ekinci, belirtilerin genellikle 1 yaşından sonra ortaya çıkmaya başladığını ve çocukların genellikle 2 yaşında tanı aldığını ancak hayatın ilk 3 yılında mutlaka belirtilerle ilgili işlev bozukluğunun görüldüğünü ifade etti.
Prof. Dr. Ekinci, tanının konulmasın ardından hızla tedavi sürecine geçilmesi gerektiğini, tedavinin de en önemli basamağının kaliteli, çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre planlanmış, bilimsel ilkelere dayanan ve ailenin de katılımıyla gerçekleştirilen uzun süreli özel eğitim olduğunu vurguladı.
Ekinci, "Otizmin tedavisi özel eğitimdir. İhtiyacı olanın tanı alması, ihtiyacı olan çocukların çocuk psikiyatri hekimine ulaşması, tanıdan sonra da kaliteli ve ihtiyaçlarına göre planlanmış özel eğitime ulaşması ve bu eğitimi sürdürmesi çok önemli." diye konuştu.
Otizmde farklı yaş gruplarında farklı zorluklar olduğunu dile getiren Ekinci, şunları kaydetti:
"Ailenin, çocuğunun otizmli olduğunu öğrendiğinde bunu kabul etmesi gerçekten çok zor oluyor. O dönemde aile üyelerinin kendi aralarında çatışma olur, çocuklarının tanılarını farklı yerlerden doğrulamak isterler. Bütün konu erken teşhis noktası. Bazı ailelerde bunu görüyoruz, teşhis ne kadar gecikirse çocuğun eğitimden alacağı katkı, fayda o kadar azalır. Erken dönemde kaliteli özel eğitim almış olan ve 5 yaşına kadar özel eğitim sonucunda konuşması başlamış olan, özellikle zeka fonksiyonları normal ve normal üzeri olan çocuklarda gidişat çok daha iyi. Ama bu dediğim özellikleri olmayan örneğin, erken teşhis noktasında ailenin tedirginlikleri, hekime geç başvurması, özel eğitim planının geç yapılması gibi zorlukları olan çocukların gidişatları ne yazık ki olumsuz olabiliyor. Olumsuz gidiyor derken, çocuğun konuşmaya başlayamaması, sosyal etkileşim becerilerini kazanamaması, kendi başına yetecek düzeyde bir toplumda birey olacak kapasiteye ulaşamamasını kastediyorum. Bu en büyük zorluk."
Türkiye'de çok sayıda çocuk psikiyatri hekiminin olduğunu, çok sayıda uzmanın yetiştiğini belirten Ekinci, ailelerin gözlemlediği "Bebeğim gözüme bakmıyor, bana gülümsemiyor, duygusal temas kurmak istediğimde ilgilenmiyor, sanki hoşlanmıyor, biz ayrıldığımızda sanki kendi kendine duruyor, oyuncaklarla oynamak istemiyor, oyuncakları farklı şekilde kullanıyor, arabanın tekerini döndürüyor, ellerini kendi kendine sallıyor, yaşıtlarının arasına soktuğumuz zaman onlarla oynamak istemiyor, kendi kendine duruyor." gibi durumların bir ya da daha fazla olması halinde erken teşhise ulaşmak gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Ekinci, teşhisi doğru konulmuş, özel eğitim planı doğru yapılmış çocukların da yine çocuk psikiyatri uzmanına ihtiyaçları olduğuna işaret ederek, çocukların bazılarında otizm dışında dikkat eksikliği, öfke kontrol ve odaklanma zorlukları, aşırı hareketlilik, sinirlilik, davranış ve uyku zorluğu, takıntı gibi durumların da görülebildiğini, bunların takip ve tedavisinin de önemli olduğunu aktardı.
"Aileler eğitimsel sıkıntıların yanı sıra etiketlenme ile de mücadele ediyor"
Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten ise ailelerin otizmle karşılaştıklarında birkaç travma yaşadıklarını aktardı. Gökten, "Birincisi, çocukları bu tanıyı aldığında yaşadıkları travma. Doğduğu andan itibaren aslında sağlıklı olduğunu düşündükleri çocuk bir anda ve yaşam boyu sürecek bir bozukluğun tanısını alıyor. Dolayısıyla bir anne, baba için hayatta en zor durum. Bu travmayı atlattıktan sonra da ikinci aşamada sosyal ortamın, toplumun, çevrenin bu ailelere yaptıkları, bu çocukları desteklememeleri üzerine daha büyük ve uzun süreli olan yeni bir travma başlıyor. Ben ailelerle çalışırken en çok bu noktalarda yorulduklarını görüyorum." diye konuştu.
Ailelerin çocuğun otizm tanısı aldığını bir süre sonra kabul ederek yapması gerekenlere odaklanabildiğini ancak ailenin o yapılması gerekenlere yöneldiği anda önüne birçok engelin çıktığını aktaran Gökten, şöyle devam etti:
"Eğitim sisteminin her çocuk için eşit olanaklar sunmaması ya da özel eğitimle ilgili kavramların birçoğunun aslında aileyi maddi olarak da zorlaması, çocukların aldıkları eğitimlerin de birbirinden çok farklı olmasına neden oluyor. Yani bazıları aldıkları eğitim konusunda çok şanssız olabiliyor. Tabii okul aşamasında çok sıkıntılar oluyor.
Çocuğun okula başlama yaşı, aile için hep kaygı oluyor öncesinde. Çünkü 'Ne olacak? Normal bir okula gidebilecek mi? Normal bir okula giderse nasıl karşılanacak? Öğretmen bizi sahiplenecek mi? Akranları zorbalık yapacak mı? Özel alt sınıfa alınır mı?' gibi korkular yaşıyorlar. Çünkü çocuk eğer normal bir sınıfa uyum sağlayamayacak özellikteyse o okulun özel alt sınıfına yerleştirilmesi gerekiyor ve çoğu aile için de bu tabii çok üzücü bir şey oluyor. Yine de kabullenebiliyorlar ama yaşadıkları eğitimsel sıkıntıların yanında bu etiketlenme ve özellikle bu zorluklarla mücadele konusunda ailenin yalnız kaldığını çok fazla görüyorum."
"Otizmin eskiye göre çok daha sık görülen bir bozukluk"
Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, otizmli bireyler için eğitim sisteminin daha iyi hale getirilmesi gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Bir yandan da bu çocuklar için eğitim sisteminin çok daha kaliteli bir hale getirilmesi lazım. Bu aileleri ve bu çocukları sahiplenen, erken yaştan itibaren başlayan özel eğitim destek sistemlerinin geliştirilmesi lazım. Okulların, öğretmenlerin bu konuda bilgi sahibi olması lazım. Tabii ki her çocuk bir kaynaştırma öğrencisi ya da normal sınıf öğrencisi olamayacak ama özel alt sınıfta bile olsa onun orada olabildiğince kendi kapasitesini gerçekleştirmesi için kaliteli bir eğitim alması lazım. Okul dışındaki eğitim sisteminin de öyle."
Gökten, "Toplumun otizm konusunda öğrenmeye, bilmeye çok açık olması benim en önemli dileklerimden biri bu. Otizmli çocuklar ayrı değil, yani bizden kopuk, yalnız yaşaması gereken insanlar değil. Onlar etiketlenmesi gereken çocuklar değil, her biri bizim çocuğumuz. Hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gereken şey de bizim de öyle bir çocuğumuzun olma ihtimalinin var olduğu. Dolayısıyla bu ailelerin desteklenmesi çok önemli." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










