ÜNİVERSİTE HASTANELERİ SAĞLIK BAKANLIĞI'NA MI BAĞLANIYOR?
"Kamu üniversitelerinin hastanelerini kuvvetlendirecek, mali durumlarını iyileştirecek, biraz daha oraları birer güçlü sağlık kuruluşları hale getirecek bir yeni model üzerinde çalışıyoruz. Ama Sağlık Bakanlığına bağlama anlamında değil."

20 Nisan 2017 Perşembe 11:05
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığına bağlanmasına ilişkin bir düşüncelerinin olmadığını, ancak bu hastanelerin mali sıkıntı ve işletme sıkıntısı çektiklerini belirterek, "Kamu üniversitelerinin hastanelerini kuvvetlendirecek, mali durumlarını iyileştirecek, biraz daha oraları birer güçlü sağlık kuruluşları hale getirecek bir yeni model üzerinde çalışıyoruz. Ama Sağlık Bakanlığına bağlama anlamında değil." dedi.
Akdağ, Ensar Vakfı Ankara Şubesince, Vakıflar Genel Müdürlüğü Konferans Salonu'nda Ensar Buluşmaları Programı kapsamında düzenlenen "Cumhurbaşkanlığı sistemi ve sağlıkta dönüşümün ikinci aşaması neler getirecek?" başlıklı etkinlikteki konuşmasının ardından, katılımcıların sorularını yanıtladı.
Geleneksel tıbba yönelik bir soru üzerine, bu alana ilişkin özel bir daire başkanlığı kurulduğunu anımsatan Akdağ, tıbbın, geleneksel ya da modern tıp diye kesin çizgilerle ayrılmasının doğru, hatta mümkün olmadığına inandığını belirtti.
Akdağ, burada önemli olanın tıbbın delile ve kanıta dayanması olduğunu vurgulayarak, "Geleneksel tıp uyguladığını iddia eden birçok kişi var maalesef. Bunlar, işi şarlatanlığa vuruyorlar, geleneksel tıbbın itibarını da zayi edecek şekilde, 'Ben böyle yapıyorum.' diyorlar. İkna kabiliyetleri de çok yüksek, interneti kullanıyorlar, televizyonları kullanıyorlar, yurt dışı yayınlar yapıyorlar. Korkunç istismar yapıyorlar." diye konuştu.
Vatandaşları bu konuda uyaran Akdağ, "Vatandaş mutlaka, tıbbi bir ihtiyacı olduğu zaman bunu profesyonellerden almalıdır, doktorlardan almalıdır ya da doktorlarla birlikte çalışan profesyonel sağlıkçılardan almalıdır. Bu başkaları işin içine girdiği zaman, her türlü istismar ve şarlatanlık ortaya çıkabilir. Geleneksel tıp bizim için çok önemli. Şarlatanlığa asla müsaade etmemek durumundayız. Bununla da ciddi olarak mücadele ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Her yıl çok sayıda kişinin, ne olduğu belli olmayan bitkilerin kullanımı sonucunda karaciğer yetmezliği ve ölümle karşılaştığının altını çizen Akdağ, ehliyetsiz kişilerin bu davranışlarının geleneksel tıbba da zarar verdiğini bildirdi. Geleneksel tıp uygulamalarına ilişkin tüm mevzuatın hazır olduğunu anımsatan Akdağ, hatta bazı devlet hastanelerinde geleneksel tıp uygulamalarının da yapıldığı kliniklerin mevcut olduğunu hatırlattı.
Hacamat ve sülük tedavilerinin hastanelerde hızla uygulamaya girip girmeyeceğinin sorulması üzerine Akdağ, bunların da geleneksel tıp uygulamaları alanına girdiğini belirterek, "Dolayısıyla burada da delile dayalı olan tedavi kısımlarını şimdi devlet hastaneleri dahil belli ölçülerde yaptırıyoruz." dedi.
- "Üniversite hastanelerinin önemli bir bölümünün mali problemleri var"
Bakan Akdağ, "Bazı üniversite hastaneleri Sağlık Bakanlığı ile ortak çalışıyor. Başarılı örnekler de sergileniyor. Buradan hareketle, üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığına bağlanması şeklinde bir yasal düzenleme düşünceniz var mı?" sorusunu, "Şu anda böyle bir düşüncemiz yok. Ancak üniversite hastanelerinin önemli bir bölümünün mali problemleri var, işletme sorunları var. Dolayısıyla, Sayın Başbakanımızın da talimatlarıyla Maliye Bakanlığı, YÖK, Sağlık Bakanlığı olarak çalışıyoruz. Kamu üniversitelerinin hastanelerini kuvvetlendirecek, mali durumlarını iyileştirecek, biraz daha oraları birer güçlü sağlık kuruluşları hale getirecek bir yeni model üzerinde çalışıyoruz. Ama Sağlık Bakanlığına bağlama anlamında değil." diyerek yanıtladı.
- Eczacı alımı
Bu yıl içinde 5 bine yakın eczacılık öğrencisinin mezun olduğu, hastanelere yapılan atamalarda 100 öğrencinin alındığı belirtilerek, bunun artırılmasının ve kura dışında sınavla da alım yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine ise Akdağ, şunları kaydetti:
"Biz bugüne kadar eczacılık, diş hekimliği ve doktorlukta puana dayalı bir alım yapmadık. Yapılabilir mi? Mümkündür, üstünde çalışmak lazım. Bu soruyu 10 sene önce hiç sormazdınız. Çünkü, kamuya eczacı alınması diye bir kavram yoktu zaten. Eczacılar, dışarıda gider ve eczane açardı. Çünkü, usul buydu. Şimdi, çok sayıda eczacı alıyoruz, daha da alacağız.
Kamuda istihdam meselesinin esas cevabı bence şudur. Yükseköğretim Kurumu ve üniversiteler, bizim 2010 yıllarında hazırladığımız planlama var. Türkiye'nin 2023 yılına kadar ne kadar sağlık profesyoneline ihtiyacı olur diye. Bu ihtiyaç cetvellerine göre yeni bölümler açılmalı ve öğrenci alınmalı. Bunun üstünde yeni bölümler açılır ve öğrenci alınırsa istihdam meselesini hiçbir zaman çözemeyiz. Şimdi, YÖK ile bunu konuşuyoruz. Artık 2030 falan demek lazım. Bu sayıya bakıp, bu sayıyı dolduracak biçimde belki bunun azıcık üstüne çıkabilir, çünkü mesleği bırakanlar da oluyor. Bunun için yeni öğrenci alımı planlaması yapılması lazım."
Mezuniyetin illa kamuda kadro alınması şeklinde algılanmaması gerektiğini vurgulayan Akdağ, "Ama madalyonun öbür yüzü de şu. Herhangi bir mezuniyet kamuda ya da özel sektörde kendine bir alan bulamayacaksa bir müddet sonra, orada da sürekli alarak sayıyı artırmamalıyız. Biz, Maliye'den alabildiğimiz kadrolar çerçevesinde daha fazla eczacı istihdam etmek istiyoruz." diye konuştu.
Akdağ, eczacı alımlarında sınavın söz konusu olup olmayacağına yönelik olarak, "Onu oturup konuşmak lazım. Belki size sormamız gerekir bunu. Bir anket yaparız eczacılık öğrencileri üzerinde. Eğer çoğunluğunuz sınav derseniz, sınav da yaparız." dedi.
- "Kimliksiz göçmenler, sağlık hizmeti verilirken kayıt altına alınıyor"
"Kimliği olmayan göçmenler, sağlık hizmetlerini polikliniklerde alamıyorlar, sadece acilde hizmet alıyorlar. Bunun için yapılandırma var mı?" sorusu üzerine Akdağ, "Kimliği olmayan bir göçmene, acil sağlık hizmetini zaten veriyoruz. Bunun ötesini ise şöyle planladık. Bir şekilde sağlık kuruluşuna gelen kişinin, sağlık hizmetini verebiliriz ama o sırada kimliğini de çıkarmış oluruz. Çünkü, kimliğini çıkarmadan bir kişiye her türlü hizmeti verme durumu, ülkenin geleceği açıcısından riskli bir iş." diye konuştu.
Bu kişinin, belki ülkeye başka bir amaçla gelmiş olabileceğine dikkati çeken Akdağ, Türkiye'ye gelen göçmenlerin hepsine kimlik verildiğini anımsatarak, "Bu biraz kişilerin ihmallerinden kaynaklanıyor. Bir taraftan sağlık hizmeti verirken bir taraftan onun kaydını da gerçekleştirecek göçmen idaresiyle, arada bu bağlantıyı kuracak bir yazılım üzerinde ilgili bakanlıkla çalışıyoruz." bilgisini verdi.
- "İlaç, tıbbi malzeme ve cihazda yerlileştirme yapılacak"
Recep Akdağ, ilaç ve tıbbi cihazda yerlileştirme çalışmalarına yönelik soru üzerine şunları kaydetti:
"Planımız, bugünün alım gücüyle 2023'e kadar ilaçta 4 milyar Türk Lirası, tıbbi malzeme ve cihazda da yine 4 milyar lira civarında bir yerlileştirme yapmak. Bunun için çok yoğun çalışıyoruz. Bunu yapacağız. Bunu, biraz satın alma gücümüzü kullanarak yapıyoruz. Bazı aşılarda yaptık mesela.
Türkiye'nin sağlık sistemi bir kamu sigortacılığı üzerine kurulduğu için satın alma gücümüz çok fazla devlet olarak. Bunu karşı tarafa gösterip, '5-10 yıllığına şu malzeme-ilacı satın alacağız. Size şartımız, bunu Türkiye'de üretmenizdir.' diyeceğiz ve bir çeşit yerlileştirmeyi sağlayacağız. Ama yeni teknolojileri üretmek ya da yeni ilaç formüllerinin geliştirilmesiyse sorduğunuz, tamamen sizinle alakalı, yani üniversitelerle alakalı."
Akdağ, "Tamamlayıcı sağlık sigortasına özendirmek için bir çalışma yapılabilir mi?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Acaba çok mu doğru, ben tereddütlüyüm. Çok tartışmak lazım bunu. Ben, biraz sağlık hizmetlerinde kamu sigortacılığının vatandaşın üstüne yüklenmemesinden yanayım. Tamamlayıcı sigorta, yine ilave pirim verilmesini gerektiriyor. Ama Türkiye'de aslında zorunlu sağlık sigortası sistemi var. Benim, anlayışım şudur. Zorunlu sağlık sigorta sistemi koyduğunuza göre, herkes zorunlu olarak sigortalanmak zorunda. O zaman bu primi ödüyorsam, karşılığını almam lazım. Tamamlayıcı sigorta falan yaptırmama gerek kalmamalı. Uzun iş yani, bunu tartışmak gerekir."
Science'daki Değerlendirmeden Uzun Yaşam Uyarısı: Hücresel Etki Uzun Ömür Anlamına GelmiyorScience dergisinde yayımlanan güncel makaleyi Tıbbiye Bülteni için yorumlayan Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, uzun yaşam ve gençleşme vaadiyle sunulan ürünlerin hücresel etkilerinin, insan ömrünü uzattığına dair yeterli kanıt oluşturmadığını belirtti.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:37BASIN HABERLERİ
Uzmanlardan İkaz: Fibromiyalji, Depresyonun Maskelenmiş Hali DeğildirKronik yaygın ağrı ve yorgunlukla seyreden fibromiyalji ile depresyonun sıklıkla karıştırıldığını belirten uzmanlar, iki hastalığın belirtilerinin örtüşebileceğini ancak fibromiyaljinin psikolojik bir hayal ürünü olmadığını vurguluyor.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:35BASIN HABERLERİ
Stanford’dan Mesane Kanseri Tanısında Çığır Açan Gelişme: RNA Temelli İdrar TestiStanford Medicine ve VA Palo Alto araştırmacıları tarafından geliştirilen "uRARE-seq" adlı idrar testi, mesane kanserini saptamada %95 duyarlılık göstererek tedaviye verilecek yanıtı önceden öngörme imkânı sundu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:34DÜNYADA SAĞLIK
Araştırma: Tirzepatid Tedavisinde Yağ Kütlesi %35 Azaldı, Kas Kütlesi KorunduYeni bir araştırma, tirzepatid tedavisiyle birlikte uygulanan diyet ve egzersiz programının 24 haftada yağ kütlesini %35 oranında azalttığını, iskelet kası kütlesinde ise belirgin bir kayıp yaşanmadığını ortaya koydu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:33BASIN HABERLERİ
Araştırma: Pet Şişedeki Mikroplastik Kanser Yapıyor Mu?Plastik su şişelerinde mikro ve nanoplastik parçacıkların varlığını doğrulayan bilim insanları, parçacık varlığı ile doğrudan kanser riski arasındaki farka dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:31BASIN HABERLERİ
Uzmanlardan Elektronik Sigara Uyarısı: "Zararsız Değil, Ajanlar İçeriyor"Son araştırmalar ve sağlık raporları, elektronik sigara aerosolünün sadece su buharı olmadığını, akciğer ve kalp sağlığı üzerinde ciddi riskler barındırdığını ortaya koydu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:30BASIN HABERLERİ
Araştırma: Haftada Bir Gün Kuvvet Egzersizi Yaşlılıkta Kas Kaybını EngelliyorYeni araştırmalar, yaşlanmaya bağlı kas kaybı ve sarkopeniye karşı haftada sadece bir seans kuvvet egzersizi yapmanın dahi kas kütlesi ile gücünü koruduğunu gösterdi.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:28BASIN HABERLERİ
Araştırma: Aynı Kalorideki İşlenmiş ve Doğal Yiyecekler Vücutta Farklı Tepkiler OluşturuyorYeni bir araştırma, besin içerikleri birebir aynı olsa dahi gıdanın işlenme düzeyinin metabolizma ve beyin aktivitesini doğrudan değiştirdiğini ortaya koydu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:27BESLENME VE DİYET
Yıllarca İçtikleri Sigarayı Sağlıklı Hayat Merkezi Desteğiyle BıraktılarEdirne'de yaşayan Ali Kuday ve Tekirdağlı Arda Arıcı, Sağlıklı Hayat Merkezlerinden aldıkları uzman desteğiyle uzun yıllardır sürdürdükleri sigara bağımlılığından kurtuldu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:26BASIN HABERLERİ
2026 Nobel Tıp Ödülü Optogenetik Alanındaki Keşifleriyle Üç Bilim İnsanına Verildi2026 Nobel Tıp Ödülü, ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki çığır açan keşiflerinden dolayı Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel'e verildi.05 Ekim 2026 Pazartesi 13:53BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










