Mutluluğun 5 şifresi

Deepak Chopra dünyanın en tanınmış doktor ve yazarlarından biridir.

Deepak Chopra dünyanın en tanınmış doktor ve yazarlarından biridir. Doğu öğretilerini kullanarak kişinin kendini iyileştirme sanatı üzerine çok önemli çalışmaları bulunan ve modern tıbbı, spiritüalizm ile harmanlamayı çok iyi başarmış bir üstattır. En önemli sözlerinden biri : “Mutluluk, güzelliği yakalama sanatıdır” ifadesidir. Çünkü bu cümle doğru algılandığı takdirde kişinin hayatını kökünden değiştirebileceği yegane noktadır.

İnsanoğlu aslında ne para, ne çok tutkulu bir aşk, ne de kariyer ile sonsuza dek mutlu olabilecek bir yapıya sahiptir. Bu materyalist dünyanın insana veya kendine koyduğu bir kuraldır ve bu kaynaklardan gelebilecek tüm mutluluklar sadece belirli bir zaman için insanı mutlu kılmaktadır. Kişi bu kaynakları elde ettiği zaman belirli bir dönem için kendini iyi hissetmekte, ancak “alışma” dönemine girdiği andan itibaren bu iyilik hali hızla tükenmektedir. Çevremizde bu durumdan muzdarip bir sürü insan görürüz. Belki de farkında olarak veya olmadan biz de böyle biri olabiliriz.

Kimi insan bu süreci çok hızlı yaşar, kimisi ise çok yavaş. Aslında bu, insanın doğal döngüsüdür. Yani bu yeni kaynaklar bulma metodu insanın kendini geliştirmesi için bir anlamda da gereklidir. Tabii ki sınırları olmak şartı ile. Ama yine de sınırları ne olursa olsun mutlu olma sanatının özü bu değildir. Bahsettiğimiz mutluluk, kişinin her türlü olaya ve duruma karşı kendini pozitif tutarak mutlu hissedebilme halidir. Bu davranış şekli, normal bir insanı zor günlerde güçlü, mutlu günlerde zevk alan biri haline getirir.

Çoğumuz artık ne mutluluğumuzun farkındayız, ne de mutsuz olduğumuzun. Yaprak gibi oradan oraya sürüklenmiş giden mutluluk halleri insanı aslında tıpkı uyuşturucu almış gibi o an için iyi hissettirir, etkisi geçtiğinde ise geriye kalan, sadece bıkkınlık ve kendini suçlamadır. Aslında gerçek mutluluk insanın sadece kendi kendine başardığı bir duygu-durum halidir ve özrümüz ne olursa olsun, bunu sadece biz kendimiz başarabiliriz. Nasıl mı? İşte çok basit kurallar…

Bütün kuruntularınızdan kurtulun

İnsanın en büyük hatası istediğini elde ettiği andan itibaren onu kaybedeceği korkusu yaşamasıdır. Bu paranoya insanı hem bilinçsiz olarak kaybetmeye yöneltir, hem de elde ettiğinin keyfini çıkarmasını engeller. Kazandığımız her şeyin bizim için geçici olduğunu çok iyi algılamayı başarabilirsek ve şu anda yaşamayı ilke edinirsek keyif almak çok daha kalıcı hale gelecektir. Kuruntu sadece endişe getirecektir ve sonuç kaybetme korkusu ile hiç kazanmamak olacaktır.

Önce kendinizi düşünün

Bu aslında uygulanması çok zor olan bir maddedir. Birçok insanın içinden “Çocuklarım”, “Eşim”, “Sevdiklerim” diye bağırdığını buradan bile duyabiliyorum. Birileri için iyi bir şeyler yapmak, onlara sahip çıkmak, sevmek bizi iyi bir insan hale getirir. Sevgi dolu, düşünceli ve sevilen insanlar oluruz ama bunun kesin bir sınırı olmalıdır. Bu sınırın ne olduğu herkese göre farklı olsa da, genel olarak zarar gördüğün noktada duvarları koyabilmek diyebiliriz. “Sen mutlu olmazsan başkasını nasıl mutlu edebilirsin ki?” çok önemli bir sorudur. Geçici çözümler, olayları ört bas etmek, mutluymuş gibi davranmak sorunu çığ gibi büyütür ve bir patlamaya dönüştürür.

Sorunlar üst üste bindikçe sorunun özünden çok sonuçları önem kazanır ve kayıplar büyük olur. Buna en basit örnek uçak yolculuklarıdır. Bir anne, bebeği ile yolcu koltuğuna otururken emniyet kemerini veya ani bir basınç değişikliğinde oksijen maskesini önce kendine sonra çocuğuna takar. Bu uçuş kurallarının birinci maddesidir. Neden mi böyledir? Çünkü önce o emniyette olmalıdır ki çocuğunu sıkıca kavrayabilsin ve korumaya alabilsin. Aslında bu kadar da basit bir şeydir kendini korumak. Kısaca kendini korumak başkalarını korumaktır.

Yozlaşmayın

Herkes zengin, güçlü, güzel, paralı olmak ister. Bu bizim kendimize koyduğumuz bir toplumsal kuraldır ya da o hale getirildik. Önemli değil. Bir firmada çalışıyorsanız 25 kişilik bir ekibin içerisinden boşalan satış müdürü pozisyonuna yalnızca bir kişinin geleceğini kendinize kabul ettirin. Geri kalan 24 kişinin en az yarısının bu pozisyon için potansiyeli olan sizin kadar güçlü, sizin kadar karizmatik kişiler olduğunun farkına varın. Yapılacak olan seçim için yapacağınız tüm hareketler iyi bir amaca hizmet etmelidir. Hayallerinizi gerçekleştirmek için yozlaşmayın, yalan söylemeyin veya kendinizi olduğunuzdan daha farklı biri gibi göstermeye çalışmayın.

Bu genellikle geri teper, çünkü kimse aptal değildir. Aynı durumu pek çok durum için örneklendirebiliriz. Eşinize, çocuğunuza, dostlarınıza kısacası sizi seven herkese karşı dürüst ve açık olun. Bu huzurlu olmanın tek altın kuralıdır ve en önemlisi kimsenin hakkını yemeyin. Haksızlık hissi insanın kendini en kötü hissettiği hallerden biridir ve kişiliği zamanla zedeler. Vefasız olursanız, unutulursunuz. Ne veya kim olduğunuz hiç önemli değildir. Başkalarına zarar verecek şeyleri mümkün olduğu kadar yapmamaya çalışın veya yaptıysanız da hatalarınızdan ders çıkarın.

Zamanı doğru kullanın

Bu cümle hemen her yerde ele alınıyor çünkü insanın kendine ait kaliteli zaman geçirebilmesi, kendini mutlu hissettiği aktiviteler de yer alması altın kuralların başında geliyor. Türkiye’de oluşturulan yanlış çalışma saatleri, tüm hayatın işe adanmasını isteyen talepkar patronlar aslında kendi işlerine ne kadar zarar verdiklerinin hiç farkında değiller. İnsanların konsantrasyon sağlamak için belirli bir kapasiteleri vardır ve o kapasite siz ne yapsanız daha üstüne çıkamaz. Aslında 9 saat çalışan bir eleman ile 12 saat çalışan bir elemanın verimlilik açısından hiçbir farkları yoktur. Hatta 9 saat çalışan çok daha verimli ve üretkendir. Bu gerçek, pek çok gelişmiş ülkede çok iyi özümsenmiş olmasına rağmen maalesef ülkemizde ısrarla reddedilmektedir. Böyle bir iş hayatına sahipseniz yapacağınız ilk şey, vaktinizi çok iyi değerlendirmek için plan yapmaktır. Haftalık planlar yaptığınız zaman kendiniz için haftada en az beş-altı saat ayırın.

Sevmeyi bilin

Sevmek gelişmenin ve öğrenmenin tek yoludur. Burada bahsettiğimiz sevgi her şeye karşı duyulan sevgidir. Burada doğadan, hayvandan, insandan, gökyüzünden her şeyden bahsedebiliriz. Ama öncelikle kendimizden bahsetmeliyiz. Kendinizi sevin. Siz bu dünyada teksiniz ve özelsiniz. Gözünüzü, kaşınızı, her şeyinizi sevin. Siz kendinizi sevdikçe başkalarının da sizi sevme kapasitesine inanamayacaksınız. Aynaya baktığınızda kendinize gülümsemeyi öğrenin. Kendi ile barışık olan insanlar her zaman kazanmıştır ve kazanacaktır. Sevme kapasitenizi ne kadar genişletirseniz o kadar mutlu olursunuz. Aslında kurallar basit ve hep aynı noktaya geliyor; kendimizi sevmeyi ve saymayı başarırsak mutlu olmanın ilk adımını atmış olacağız. Bunu başarmanız ve ipi göğüsleyebilmeniz dileğiyle…

Bilge Dalkılıç

1/11