Çay veya kahve keyfinde içeceğin türünden ziyade tüketildiği sıcaklık derecesi hayati önem taşıyor. Ağızdan mideye uzanan yemek borusunun hassas dokusu, 65 derecenin üzerindeki sıvılarla temas ettiğinde tekrarlayan termal hasara maruz kalıyor. Isıya bağlı olarak gelişen doku zedelenmesini vücudun yıllarca onarmaya çalışması, hücre seviyesinde biyolojik değişikliklere yol açarak yemek borusunun skuamöz hücreli karsinom kanseri türüne zemin hazırlayabiliyor.
Golestan Cohort Araştırması Risk Faktürünü Kanıtladı
International Journal of Cancer’da yayımlanan ve 50 binin üzerinde katılımcının 10 yıl boyunca izlendiği Golestan Kohort Çalışması, sıcaklığın etkilerini gözler önüne serdi. Araştırma verilerine göre, çayını 60 derece ve üzerindeki sıcaklıklarda tüketen veya bardağa döküldükten hemen sonra soğumasını beklemeden içen bireylerde yemek borusu kanseri görülme oranı 60 derecenin altında tüketenlere kıyasla belirgin şekilde yüksek saptandı.
Çay veya Kahveyi Bırakmak Değil, Soğumasını Beklemek Gerekiyor
Uzmanlar, uyarının amacının çay veya kahve tüketimini sonlandırmak olmadığını, yalnızca içeceklerin dokuyu yakmayacak seviyeye kadar soğumasını beklemek gerektiğini vurguluyor. İçeceğin demlenmesinin veya bardağa aktarılmasının ardından birkaç dakika beklenmesi, geniş kapların tercih edilmesi ya da soğuk sıvı ilave edilmesi risklerin önüne geçilmesinde etkili bir önlem olarak öneriliyor. Tütün kullanımı, alkol tüketimi ve obezite gibi diğer risk faktörlerinin de bu tabloya eşlik ettiği hatırlatılıyor.