Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kalp Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Ümit Kervan, dünyadaki ölümlerin yaklaşık üçte birinin kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklandığını belirterek hayati uyarılarda bulundu. Kalp hastalıklarının ve nihayetinde kalp nakline kadar varan süreçlerin büyük ölçüde önlenebilir yaşam tarzı faktörlerine dayandığını vurgulayan Kervan; obezite, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, düzensiz uyku ve sigara kullanımının metabolik çöküşü başlattığını ifade etti.
"Kalp Nakli Metabolik Hastalıkların Sonucudur"
Hareketsiz modern yaşamın obeziteyi, obezitenin ise diyabeti tetiklediğini belirten Prof. Dr. Kervan, bu sürecin koroner damar yapılarını bozarak kalpte geri dönüşü imkansız hasarlar bıraktığını söyledi. Hasarın ilerlediği safhalarda cerrahi müdahalelerin yetersiz kaldığını aktaran Kervan, "Diyabete bağlı koroner damar hastalıkları geliştiğinde baypas yapamıyor, çaresiz kalıyoruz. Kalp nakli yapmak zorunda kalıyoruz. Kalp nakli aslında tüm bu kronik ve metabolik süreçlerin birer sonucudur," değerlendirmesinde bulundu.
Bağışlanan Her Kalp Nakledilemiyor
Türkiye'deki organ bağışı süreçlerine de değinen Prof. Dr. Kervan, beyin ölümü gerçekleşen hastaların ailelerinin yalnızca dörtte birinin organ bağışına onay verdiğini açıkladı. Bağışlanan her organın nakil için uygun olamayabileceğini belirten Kervan; yaş, travma, damar darlıkları, kasılma kusurları ve yağlanma gibi faktörlerin bağışı engelleyebildiğini kaydetti. Kalp sağlığını korumanın tek altın formülünün riskler oluşmadan önce obezite ve metabolik hastalıklardan uzak durmak olduğunu hatırlattı.