Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle Medimagazin'e açıklamalarda bulunan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı ve İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, koruyucu sağlık hizmetlerinin değişen dinamiklerini ve güncel halk sağlığı tehditlerini değerlendirdi. Halk sağlığının yalnızca hastalıkları tedavi etmekle sınırlı olmadığını vurgulayan İlhan; iklim değişikliğinden iş sağlığına, aşılamadan bağımlılıkla mücadeleye ve yaşlanan nüfus yönetimine kadar çok geniş bir spektrumun koruyucu hekimlik kapsamına girdiğini belirtti.
"Türkiye'de Toplumun Üçte İkisi Sağlık Okuryazarı Değil"
Özellikle pandemi döneminde sosyal medyada yayılan kulaktan dolma bilgilerin ve aşı karşıtlığının halk sağlığına büyük zarar verdiğini ifade eden Prof. Dr. İlhan, "İnfodemi (yanlış bilgi yayılımı) pandemiden daha yıkıcı bir hal alabiliyor. İlaç veya aşı kullanımına sosyal medya söylemleriyle değil, kanıta dayalı tıp verileriyle hekim kontrolünde karar verilmelidir" dedi. Türkiye'deki sağlık okuryazarlığı oranının düşüklüğüne işaret eden İlhan, toplumun üçte ikisinin temel sağlık ve acil başvuru bilincine sahip olmadığını, bu eğitimin ilkokul ve okul çağı düzeyinden itibaren Milli Eğitim müfredatlarına entegre edilmesi gerektiğini savundu.
"2050'de Her 4 Kişiden Biri Yaşlı Olacak: Taramalar Hayati Önemde"
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çocuk ölümlerinin azalmasıyla birlikte koruyucu hekimliğin odak noktasının yaşlanan nüfusa kaydığını aktaran İlhan, 2050'li yıllarda nüfusun dörtte birinin 65 yaş üzeri olacağını hatırlattı. Yaşlılığa bağlı kronik hastalık yükünü ve bakım maliyetlerini azaltmak adına 30'lu ve 40'lı yaşlardan itibaren düzenli sağlık taramalarının yapılması gerektiğini belirten uzman isim; Sağlık Bakanlığı'nın KETEM ve Aile Sağlığı Merkezleri üzerinden ücretsiz sunduğu meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser tarama programlarına katılım çağrısında bulundu.