Elektronik Sigara ve Puff Ürünleri Kimyasal Zehir Barmdırıyor
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Ayşe Bahadır, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin sigarayı bırakma yöntemi olarak sunulmasının tam bir aldatmaca olduğunu ifade etti. Bahadır, bu ürünlerin solunmasıyla kimyasal maddelerin doğrudan akciğerdeki hava keseciklerine ulaştığını ve dokularda kalıcı hasarlar bıraktığını belirtti. Tıpta elektronik sigaraya bağlı akut "akciğer hasarı" olarak tanımlanan tablonun hastayı yoğun bakıma ve solunum yetmezliğine kadar götürebildiğini aktaran Bahadır, ilerleyen yıllarda bu kişilerde KOAH gelişme riskinin çok yüksek olduğunu ve astım hastalarında ise kriz sıklığını artırdığını kaydetti.
Meyve Aromaları ve Şık Tasarımlarla Gençler Hedef Alınıyor
Tütün endüstrisinin pazarda yer edinmek amacıyla genç nüfusu hedef aldığını vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Bahadır, ürünlerin meyve aromaları, tatlandırıcılar ve dikkat çekici renklerle cazip hale getirildiğini söyledi. USB bellek boyutunda tasarlanabilen puff ürünlerinin gençler arasında bir prestij unsuru veya "havalı" bir aksesuar gibi algılandığını belirten Bahadır, sigarayı bırakma vaadiyle pazarlanan bu cihazların aksine sigaraya başlama riskini üç kat artırdığını vurguladı. Evlerinde yoğun meyve kokusu alan ebeveynlerin dikkatli olmasını öneren Bahadır, gençlerin spora ve temiz havaya yönlendirilmesi gerektiğini bildirdi.
Nikotin Miktarı Tütünden Yüksek, Beyin Gelişimini Olumsuz Etkiliyor
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kültegin Ögel ise elektronik sigaraların zararsız görüldüğü için tehlikenin boyutunun göz ardı edildiğini dile getirdi. Bu ürünlerin tütüne oranla çok daha yüksek miktarda nikotin barındırdığına dikkati çeken Ögel, cihazlardaki renk ve aromaların bağımlılık sürecini hızlandırdığını ifade etti. Erken yaşta kullanımın beyin gelişimini olumsuz etkilediğini ve kliniklere ciddi solunum rahatsızlıklarıyla başvuran çocuk sayısında artış yaşandığını belirten Ögel; ebeveynlerde ve gençlerde bu ürünlerin yasal olmaması ile taşıdığı bağımlılık risklerine karşı farkındalık oluşturulmasının şart olduğunu kaydetti.