Yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bu dönemde su tüketimi böbrek sağlığı açısından büyük önem taşırken, tüketilen suyun kaynağı ve içeriği konusunda ciddi uyarılarda bulunuldu. Türk Böbrek Vakfı, toplumda "şifalı su" olarak bilinen ancak mikrobiyolojik ve kimyasal analizi yapılmamış kaynak sularının organ kayıplarına kadar varan ağır sonuçlar doğurabileceğini bildirdi. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, içeriği bilimsel olarak kanıtlanmamış kaynak sularını sağlıklı kabul etmenin büyük bir yanılgı olduğunu vurguladı. Temizliği ve mineral dengesi kontrol edilmeyen bu suların bakteriyel enfeksiyon taşıyabileceğini aktaran Erk, vatandaşların şifa ararken sağlıklarından olabileceğini ifade etti.
Ağır Metal Tehlikesi: Arsenik Yer Altı Sularına Karışabiliyor
Bilinçsiz kaynak suyu tüketimindeki görünmeyen tehlikelere dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı Danışma Meclisi Üyesi Doç. Dr. Nadir Alpay, özellikle madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü bölgelerde arsenik gibi zehirli ağır metallerin yer altı su kaynaklarına sızabildiğini dile getirdi. "Kaynak suyu böbrek taşını düşürür" inanışının her durum için geçerli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Alpay; bikarbonat oranı yüksek suların yalnızca belirli taş tiplerinde fayda sağlayabileceğini, buna karşın yüksek kalsiyum içeren sert suların aksine bazı bireylerde yeni taş oluşumunu tetikleyebileceğini belirtti.
Sodyum ve Potasyum Dengesi Diyaliz Hastalarını İlgilendiriyor
Özellikle kronik böbrek yetmezliği bulunanlar ve diyaliz tedavisi gören hastaların rastgele kaynak suyu içmemesi gerektiğinin altını çizen Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın ise minerallerin vücuttaki etkilerine değindi. Yüksek sodyum barındıran suların kan basıncını yükselterek hipertansiyonu tetiklediğini belirten Aydın, yüksek potasyum içeriğine sahip suların ise ileri evre böbrek hastalarında hayati krizlere yol açabileceğini ifade etti. Uzmanlar, kaynağı ve içeriği resmi kurumlarca analiz edilip onaylanmamış sulardan uzak durulması gerektiği konusunda uyardı.