Sabah uyanır uyanmaz ya da günün yorgunluğunu atmak için keyifle yudumlanan kahve, bu kez tıp dünyasının en kapsamlı karaciğer araştırmalarından birine konu oldu. Saygın tıp dergisi "Clinical Gastroenterology and Hepatology"de yayımlanan yeni bir çalışma, kahve müdavimlerini sevindirecek koruyucu etkileri gözler önüne serdi. Tam 354 binden fazla katılımcının 10 yılı aşkın bir süre boyunca adım adım takip edildiği devasa araştırma; düzenli kahve tüketen bireylerde siroz, karaciğer kanseri ve karaciğer kaynaklı ölüm riskinin çok daha düşük olduğunu kanıtladı.
Karaciğeri Koruyan Gizli Güç Kafein Değil
Araştırmanın ilk yazarı Dr. Hyunseok Kim, elde ettikleri verilerin kahve ve karaciğer sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen tarihteki en uzun dönemli ve geniş tabanlı çalışmalardan biri olduğunu vurguladı. Araştırmada en dikkat çekici detay ise kahvenin mucizevi etkisinin kafeinden bağımsız olması oldu. Dr. Kim, benzer koruyucu ve iyileştirici faydaların kafeinsiz kahve (decaf) tüketen katılımcılarda da net bir şekilde gözlemlendiğini açıkladı. Bu durum, karaciğer üzerindeki kalkan etkisinin kafeinden ziyade kahve çekirdeğinin özünde doğal olarak bulunan güçlü antioksidan bileşiklerle ve polifenollerle ilişkili olduğunu ortaya koydu.
Tüketim Miktarı Arttıkça Kanser Riski Yarı Yarıya Düşüyor
Dünya genelinde 58 milyondan fazla insanı pençesine alan ve her yıl ortalama 1,5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine yol açan siroz ile en agresif karaciğer kanseri türü olan hepatosellüler karsinom, araştırmanın ana odak noktaları oldu. Tüketilen kahve fincanı sayısına göre risk oranlarındaki düşüşler tıp literatürüne şu çarpıcı verilerle geçti:
Günde 1-2 fincan kahve içenlerde siroz riski yüzde 20, karaciğer kanseri riski yüzde 24 ve ölüm riski yüzde 31 azaldı. Günde 3-4 fincan tüketenlerde koruma oranı daha da katlanarak siroz ve kanser riskinde yüzde 35, ölüm riskinde ise yüzde 41 düşüş sağladı. Günde 5 fincan ve üzerinde kahve tüketenlerin ise adeta karaciğerini zırhla kapladığı görüldü; bu grupta karaciğer kanseri riski yüzde 47, karaciğer kaynaklı ölüm riski yüzde 42 ve siroz riski yüzde 32 oranında aşağı çekildi.
Kremalı ve Tatlandırıcılı Kahvelere Dikkat
Gelişmiş MR görüntüleme yöntemleri ve detaylı laboratuvar analizleri de kahve tüketen bireylerin organlarında daha az karaciğer yağlanması, çok daha düşük iltihaplanma (inflamasyon) düzeyi ve sağlıklı karaciğer protein profilleri olduğunu tıbben doğruladı. Ancak beslenme uzmanı Lauren Manaker, bu büyüleyici istatistiklerin doğrudan bir neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamadığını hatırlatarak önemli bir detaya dikkat çekti.
Araştırmacılar, kahvesini şeker, yapay tatlandırıcı veya işlenmiş kahve kremalarıyla tüketenlerde de koruyucu etkinin devam ettiğini ancak risklerin siyah kahve içenlere göre bir miktar daha yüksek çıktığını saptadı. Özellikle yapay tatlandırıcı kullananların kanında karaciğer iltihabıyla ilişkili bazı biyobelirteçlerin daha yüksek çıkması üzerine uzmanlar, kahvenin sade ya da sütsüz tercih edilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Kahvenin içerdiği antioksidanların, karaciğerde kalıcı hasara ve skarlaşmaya (yara dokusu) yol açan biyolojik süreçleri kökten baskıladığı düşünülüyor. Daha önce yapılan yüzlerce klinik çalışma da düzenli kahve tüketiminin tip 2 diyabet, kalp hastalıkları, inme ve bunama (demans) gibi kronik hastalıklara karşı da koruma sağladığına işaret etmişti. Yine de uzmanlar, kahvenin tek başına sihirli bir tedavi edici ilaç olarak görülmemesi gerektiğini, karaciğeri korumak için dengeli beslenme ve alkolden uzak sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bir bütün olarak sürdürülmesi gerektiğini hatırlatıyor.