Bir kez daha “Üniversite hastaneleri nasıl kurtulur?”

Prof.Dr. Paşa Göktaş

Üniversite Hastaneleri Batakta mı?

Rahatlıkla, batakta ya da ciddi ödeme güçlükleri içinde olduklarını söyleyebiliriz.

 

Örneğin, ülkemizin en gözde üniversite hastanesi olan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, firmalara olan borçlarını ödeyemiyor. Firmalara, halen 2010 yılının faturalarından küçük küçük ödemeler yapıyor. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’de benzer durumda, hala 2010 yılı faturalarının ödemeleriyle uğraşıyor. Yani, bu hastaneler iki yıllık bir açık ile geriden gelmekteler. Diğer üniversite hastanelerinin durumu da farklı sayılmaz. Değişik oranlarda çıkmaz içindeler. Çünkü sorunları ortak.

 

Ekonomik Çıkmazın Nedeni Nedir?

 

Maalesef populizmden başka bir yöntem bilmeyen, işletmecilikten bihaber, kimseyi dinlemeyen, yanlışta inatçı ve ısrarcı, kendi isteklerinde baskıcı ve dayatmacı Sayın Sağlık Bakanımızın, üniversite hastanelerini de kontrolü altına almak için getirdiği fiyatlandırma yöntemi, bu tıkanmanın temel nedenidir.

 

Bilindiği gibi, kamu kuruluşları SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) esaslarına göre fiyatlandırma yapmaktadır. Bir ilçe devlet hastanesi de SUT’a tabidir, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi de.

 

Yani bir idrar kültürünü her ikisi de 2.5 TL’ye, boğaz kültürünü 1.5 TL’ye yapmak durumundadır. Çevre hastaneler HCV-RNA testi yapmaz. Ama üniversite hastanesi yapmak zorundadır. Çevre hastaneler IFA testi, Vitamin D, Osteokalsin, İmmunelektroforez çalışmaz. Kimse de neden çalışmadığını sormaz. Ama, üniversite hastanesi bunları yapmak zorundadır.

 

Ancak bu testleri çoğu zaman zararına yapmak durumundadır. Yüksek uzman bilgisi (Prof., doçent) gerekmektedir, kalifiye eleman ve yüksek teknolojik yatırım gerekmektedir. SUT bedelleri ile bu çalışmaları karşılamak olanaksızdır. Bu nedenle de yapılan işlerin önemli kısmından zarar edilmekte ve bütçe açığı verilmektedir.

 

Daha Önce Nasıldı?

 

4-5 yıl öncesine kadar üniversite hastaneleri, kendi yaptıkları farklı ve ayrıcalıklı işlemler için, kendi fiyatlarını belirleme hakkına sahiptiler. Bu işlemler için, hastadan fark alabilmekteydiler. Sayın Sağlık Bakanı’nın populizm zihniyeti ve baskıları sonucu, fark alabilme uygulaması kaldırılmış durumdadır. Böyle olunca da, giderek tıkanma içine girdiler. Tıkanma giderek de büyümektedir.

 

Sakınca Nerede?

 

Bu durum, özellikli ve gerekli işlemlerden üniversite hastanelerinin kaçışına neden olmaktadır. Hastaneler, zarar ettikleri işlemleri yapmamaya yönelmektedirler. Tıbbi endikasyonlar risk altına girmiştir. Sonuçta hasta ve tıp bilimi zarar görmektedir.

 

Populizmin ve öngörüsüzlüğün ortaya çıkardığı harika eser bundan ibarettir.

 

Ne Yapılmalı?

 

Üniversitelerin fiyat politikasını düzenlemek Sağlık Bakanlığı’nın işi değildir. Sağlık Bakanlığı, kendi işleri dışında, üzerine görev olmayan çok fazla alana müdahale etmek ve her alanı kontrol etmek hevesinde görünmektedir. Çoğu işi de çıkmaza sürüklemekte ve eline yüzüne bulaştırmaktadır. Birtakım alanlardan elini çekmeli, kendi asli alanı olan koruyucu hekimliğe yönelmelidir.

 

Üniversiteler düz hastaneler değildir. Araştırma yapan, diğer hastanelerde yapılamayan özellikli işlemlerin yapıldığı ve bunlar için de daha nitelikli akademik bilginin kullanıldığı yerlerdir.

 

Bu işlemlerin ve bilginin bedeli de farklı olmak durumundadır. Bu nedenle, kendi fiyat politikalarını kendileri belirleyebilme hakkına sahip olmalıdırlar.

 

Ancak bu şekilde, bütçelerini dengeleyebilme olanağına kavuşabilirler. Yoksa bir süre sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi de batak bir hastane olarak ilçe devlet hastanelerinin bile gerisine düşmekten kurtulamaz.

 

Bunları görebilmek için, herhalde Sağlık Bakanı bile olmak gerekmiyor. Ülkenin, sağlıklı düşünen diğer kurumları ve yetkililerinin de acilen olaya katılımına ve desteklerine gereksinim duyulmaktadır.

 

Doç. Dr. Paşa Göktaş

tiplab@tiplab.org