Doktorların Tam Gün Yasası İyi Düşünülmeli

Prof.Dr. Paşa Göktaş

Bilindiği üzere, kamuoyunda bir süreden beri doktorların tam gün yasasıyla ilgili tartışmalar devam ediyor. Gelinen noktada, bir konsensus ve uzlaşmanın oluşmadığı gözleniyor.

Uzlaşmasız Uygulama Başarılı Olamaz.

Tam gün yasasının baş aktörleri hekimlerdir. Sağlık sisteminin de ana eksenini hekimler oluşturur. Hekimlerin organizasyonuna dayalı kurulan iskeletin etrafını da, diğer sağlık elemanları tamamlarlar.

Dolayısıyla, sistemin baş rol oyuncusu durumundaki hekimlerin onayını almayan ve onlarla uzlaşamayan bir sistemin başarılı olma şansı bulunmamaktadır. İzlediğimiz kadarıyla, yöntem olarak, hekimlerle uzlaşma yolu seçilmemektedir. Yaklaşım olarak, tepeden çizilen birtakım şablonlar uygulanmaya çalışılmakta, sistemin ana oyuncusu olan hekimlerin de, bu şablona zorla uyması istenilmektedir.

İzlenilen yöntemin, bu yönüyle doğru bir yöntem olmadığını düşünmekteyiz. Çoğu ülkelerde bu yöntem uygulanmış ve başarısız olmuştur. Dünya deneyimlerini göz önüne almayan denemelerin de, başarılı olma şansı bulunmamaktadır.

Hekimleri kazanma ve uzlaşma yerine, zorlama yöntemler seçilmektedir. Onların serbest çalışabilmelerinin ve muayenehane sürdürebilmelerinin önü her yerden kesilmeye çalışılmaktadır. Örneğin, muayenehanesi olan hekime, SGK ile sözleşmesiz bir hastanede (böyle bir hastane neredeyse yok, ya da çok az) çalışma izni verilmekte, SGK ile sözleşmeli hastanede çalışma izni verilmemektedir. Bu düzenleme iyi niyetli değildir ve samimiyetsizdir. Aynı zamanda, adaletsizdir. Düzenlemeler, hukuksal yönden de birçok haksızlıklar ve usulsüzlükler içermekte olup, çoğunluğu geri dönecek niteliktedir.

Liberalizm Nerede ?

İlginç olan, ülkemizde bir süredenberi, her alanda alabildiğine liberal uygulamalar izlenirken, sağlık alanında tam tersine, totaliter devletçiliği çağrıştıran uygulamaların yaygınlık kazanmasıdır. Bu durumu, çoğu uzman anlamakta güçlük çekmektedir.

Tasarı Akılcı da Değil

Ülkemizde hekim açığından söz edilmektedir. Hekim açığı olduğu doğrudur. Getirilen tasarıyla da, çalışmalar 8-9 saatte sınırlandırılmaktadır.

Halbuki, mevcut sistemde hekimler halen, günde 12-13 saat çalışmaktadırlar. Bu çalışmanın 4-5 saati, muayenehane hizmeti şeklinde olmaktadır. Ülkemizdeki hekim açığı, bu fazla çalışmayla hafifletilmektedir. Mevcut getirilen yasayla, hekimler, gönüllü sürdürdükleri 12-13 saatlik çalışmadan, zorla 8-9 saat çalışmaya ve memur olmaya döndürülmek istenilmektedirler.

Bu uygulamanın neresi akılcıdır ?

Halbuki, ülkenin daha çok çalışan, üreten insanlara ihtiyacı vardır. Bunun yolu da, insanları devlet memuru yapmak değildir. Bu sistemler, denenmiş ve başarısız olmuş sistemlerdir.

Tasarı Adaletli de Değil

Tam gün yasasının çıkarıldığını düşünelim. Muayenehanesinde devam etmeyi seçen hekimlere bu durumda da eşit yarışma koşulları sağlanmamaktadır. En önemlisi, serbest çalışan hekimlerin muayenehaneleri, laboratuvarları, poliklinikleri gibi kuruluşlarla, SGK’nın sözleşme yapmamasıdır. Böylelikle, serbest çalışmayı seçen hekimler, sistem dışına itilmektedirler.

Bu durumda son derecede adaletsizdir ve hukuksal olarak hastalıklıdır. Hekimler ve sağlık kuruluşları arasında eşitsiz ve adaletsiz bir uygulama olduğu için, büyük olasılıkla yargıdan dönecek bir durumdur. Diğer taraftan, sağlık primini ödeyen vatandaşın tercihine saygı gösterilmemesi ve tercihini zorla kısıtlaması yönünden de yargıya açık bir durumdur. Vatandaşlar, ödedikleri sağlık primi karşılığında, SGK’dan, kendi tercihlerini de dikkate alan uygulama talebi yapacaklar, kısıtlama görürlerse, yargı yoluna başvuracaklar ve büyük olasılıkla da kazanacaklardır. Tasarı, bu yönüyle de zayıf ve hastalıklı bir temele sahiptir.

Performansa Fazla Güvenilmesin !

Şu anda bütçeden desteklenen maaşlar, alınmayan kiralar ve vergiler nedeniyle, kamu kuruluşları bol keseden performans ücretleri dağıtmaktadırlar. Bu durumun sürdürülebirliği yoktur. Bu performans dağıtımları, doktorların muayenehanelerini kapatmaları yönünde, bir anlamda koz olarak kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Bu saadet zinciri sürdürülemeyecektir. Bir süre sonra subvansiyonlar kesildikçe, ödemeler düşecek ve muayenehanesini kapatmış olan hekimler de tekrardan yeni arayışlara gireceklerdir.

Bugüne Kadar Yürüyen Sistem Daha Akılcıydı

Sistemler bir günde oluşmaz. Sistemleri, toplumun ihtiyaçları ve mevcut gerçekleri oluşturur. Bugüne kadar da, Türkiye’nin 80 yılda oluşmuş çok kötü de işlemeyen bir sağlık sistemi bulunmaktaydı. Şimdi bu sistemle oynanmaya ve ciddi biçimde değiştirilmeye çalışılmaktadır.

Mevcut sistem, uzlaşmaya dayalı bir sistemdi. Hekimler, belirli bir saate kadar hastanelerde çalışmakta, belirli bir saatten sonra da, istedikleri kadar kendi serbest çalışmalarını sürdürmekteydiler. Sistem, gerçek anlamıyla liberal bir sistemdi.

Şimdi getirilen sistem ise, zorlamacı, yasakçı, gelişmeyi önleyici, kısır ve totaliter bir sistem görünümdedir. Getirilmek istenen sistem, mevcut iktidarın liberal anlayışıyla da hiç bağdaşmamaktadır ve bu yönüyle de şaşırtıcıdır.

Yoksa, sistemi özellikle manuple eden birtakım güçler mi var? Getirilmek istenilen sistemin ülkeye ve halka ne yararı bulunuyor?

Anlamak gerçekten zor görünüyor.

Bu nedenle, getirilmek istenilen tam gün yasa tasarısı, problem çözücü değil, daha fazla problem yaratıcı, içinde adaletsizlikler ve haksızlıklarla dolu bir tasarı niteliğindedir. Bu nedenle, çıkarılmadan önce, iyi düşünülmelidir.

Doç. Dr. Paşa GÖKTAŞ

TıpLab