Poliklinikler yok sayıldı!..

Av.Bülent Özer
 
 
“SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMDE POLİKLİNİKLER YOK SAYILDI “
 
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) özel sağlık kuruluşlarıyla yaptığı sözleşmeler gereği özel poliklinikleri kapsam dışında bıraktı. SGK’ya devredilen Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK’lıların özel polikliniklerden de yararlanabilmesi için bir yandan görüşmeler yapılırken, Sağlık Bakanlığının, birinci basamak sağlık hizmeti olarak aile hekimliği sistemini hayata geçirmeye çalıştığı için polikliniklerin devre dışı bırakıldığı ifade ediliyor. Sözleşmede polikliniklere yer verilmediği için bazı özel polikliniklerin tıp merkezine dönüşmesi ya da kapanması bekleniyor. SGK, özel hastaneler, tıp merkezleri ve özel dal merkezleri ile sözleşme imzaladı ancak, poliklinikler anlaşmaya dahil edilmedi. Poliklinik sahiplerinin, SGK ile sözleşme imzalayarak sosyal güvenlik kapsamındaki hastaları kabul edebilmeleri için “tıp merkezlerine” dönüşmesi gerekiyor. Bunun için 4 dalda uzman doktor ve diş hekimi bulunması, fiziki şartlarla ilgili birtakım koşulların yerine getirilmesi gerekiyor. 11 Ocak 2010 tarihinde Ankara 10. İdare Mahkemesinin, 2009/2179 sayılı kararı ile Emekli Sandığı’nın özel poliklinikler ile devam eden sözleşmelerini feshetmesini hukuka aykırı bularak SGK’nın yapmış olduğu sözleşme feshini, özel poliklinikler lehine iptal edilmesine karar vermesiyle durum iyice karmaşık hale geldi. Aksaray’da faaliyet göstermekte olan polikliniklerin yanı sıra hastaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan çok sayıda sağlık personelini de yakından ilgilendiren bu konuyla ilgili olarak, son zamanlarda mesaisinin neredeyse tamamını bu konuyu çözmek için harcayan, Dr. H. Şenol Atakan’la konuya dair önemli bir röportaj gerçekleştirdik.
 
Aksaray KOBİ: Sayın Atakan, son günlerde Hükümet Aile Hekimliği Sistemini yerleştirmek için Özel Poliklinikleri SGK ile yapılacak anlaşmanın dışında tutulmasıyla bir belirsizlik başladı. Bu durum gerek özel sağlık kuruluşlarını ve çalışanlarını, gerekse de hasta ve hasta yakınlarını tedirgin ediyor. Özel bir poliklinik yöneticisi olarak, polikliniklerin kuruluşu ve bugüne nasıl geldiğini özetler misiniz?
 
Dr.Atakan: Mevcut Hükümetin sağlıkta dönüşüm uygulamasında; 2003 yılında attığı ilk adım, Sayın Başbakanımızın da "devrim" olarak nitelediği; memur ve memur emeklilerinin özel sağlık kurum ve kuruluşlarından yararlanma hakkının tanınmasıydı. Daha açıklayıcı bir ifadeyle, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na bağlı memur ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler, Özel 1. Basamak Sağlık Kuruluşlarından (Poliklinikler) Maliye Bakanlığı, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ile polikliniğin bağlı olduğu dernek ve poliklinikler arasında yapılan sözleşme sonucunda hizmet almaya başlamışlardı. Vatandaşlarda büyük memnuniyet oluşturan bu karar sonucunda herkes "Allah razı olsun" dedi. Üstelik vatandaş bu memnuniyetini bir sonraki seçimde sandığa yansıtarak gösterdi. Seçim sonrası yapılan siyasal araştırmalarda, mevcut hükümetin en çok beğeni toplayan hizmetlerinin başında bu uygulama gelmekte olduğu ortaya çıkmıştır.
 
Aksaray KOBİ: Vatandaşların memnun olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz. Bu noktada net araştırmalarınız var mı?
 
Dr Atakan: Hükümetimizin seçim çalışmalarında kullandığı araştırma şirketlerinin verilerinden yola çıkarak bir takım saptamalarda bulunuyoruz.Bu araştırmalarda,Hükümetin seçimlerde oy oranını artırmasındaki temel faktörlerden birisinin de sağlıktaki reformlar olmuştur. 40 yılı aşkın bir süredir ülke genelinde sağlık hizmeti sunan Özel Polikliniklerin, kamu sağlığı sistemine dâhil edilmesi halkta büyük bir memnuniyet oluşturmuştu. Çünkü ulaşım kolaydı ve vatandaşın saatlerce yol gitmesi gerekmiyordu. Hemen sokağının başında, apartmanın altında kısaca burnunun dibindeydi. Vatandaşımızın günün her saatinde ulaşabileceği bir sağlık kuruluşu vardı. Gece yarıları nöbetçi doktor aramak zorunda ya da hastaneden eli boş dönmek zorunda değildi. Çünkü 24 saat açık bir kuruluş onu bekliyordu. Hasta güler yüzlü, sempatik sağlık görevlileri ile karşılaşıyordu. Kendisini değerli hissediyordu. Ne kimse azarlıyor ne de suratı asık bir sağlıkçı ile karşılaşıyordu. Hiçbir doktor hastaya ‘Neyin Var? deyip cevabı bile beklemeden, hiç muayene etmeden reçete yazıp göndermiyordu. Hasta saatlerce muayene ediliyor, her türlü tetkiki yapılıyor ve en ufak bir şikâyetini dile getirmeden gitmiyordu.
 
Aksaray KOBİ: Peki ödenilen ücret olarak poliklinikler vatandaşların memnuniyetini kazanmış mıydı? Ücret politikaları uygun muydu?
 
Dr. Atakan: Elbette ucuzdu. Poliklinikler hem devlete maliyet, hem de hastaya maliyeti en düşük sağlık kuruluşları idi. Hiçbir zaman Hastadan fark almıyordu. Üstelik devlete maliyeti de çok düşüktü. Diğer sağlık kuruluşlarına, özel hastanelere göre devlete maliyeti 1/3 idi. Hastaya Velinimet olduğunu, her türlü hakkının olduğunu, bu haklarını her türlü sağlık kuruluşunda demokratik yollarla araması gerektiğini hem anlattı; hem de uygulamasını yaptırdı. Burada demokrasi kültürünü öğrenen hastalar hem bunları diğer sağlık kuruluşlarında hem de aile ortamında uygulamaya başladılar. Ülkemizde şu an itibariyle 600’ün üzerinde Özel Semt Polikliniği varken, her poliklinikte en az 10 kişi çalıştığı düşünülürse 10.000 kişi istihdam edilmektedir. Ülkemizde Sağlık Yüksek ve Hemşirelik Okullarından mezun olanlar için en büyük istihdam kapılarından birisinin de Özel Poliklinikler olduğundan hiç kimsenin şüphesi yoktur.
 
Aksaray KOBİ: Anlattığınıza göre Poliklinikler ciddi bir boşluğu dolduruyor. Öyle ise Özel Polikliniklerin Sistemin dışında bırakılmaya çalışılmasının nedeni nedir?
 
Dr. Atakan: Özel Semt Poliklinikleri, 15 Haziran 2009 tarihine kadar devlet ne şartları uygun gördüyse, hizmet konusunda hangi çerçevede hareket etmelerini istediyse o şekilde hizmet vermişlerdir. Bu hizmetlerden dolayı ne vatandaşlardan ne bürokrasiden ne de siyasi çevrelerden ciddi bir şikayet gelmemiştir. Bu da yalnızca halkın değil aynı zamanda siyasi ve bürokratik çevrelerin de memnuniyetini göstermiştir. Her şey çok güzel giderken ve daha da güzel olması beklenirken, SGK çıkardığı bir tebliğle, Özel Polikliniklerin 15 Haziran 2009 itibarı ile Emekli Sandığı ile olan sözleşmelerini, 15 Ocak 2010 itibarı ile de Kamu Personeli ile olan sözleşmelerini, gelecekte gerçekleştirilmesi planlanan, bu gün için gerçekleşmemiş gerekçeler ile iptal etmiştir. 15 Haziran 2009 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özel polikliniklere gönderilmeye başlanan yazıda aynen şu açıklamaya yer verilmektedir: “Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık hizmet sunucularınca verilecek sağlık hizmetlerinin Kurumumuz ile Sağlık Bakanlığı arasında "Götürü Bedel Üzerinden Sağlık Hizmeti Alım Sözleşmesi" ile sağlanması uygulamasına geçilmesi neticesinde 1. Basamak sağlık hizmetlerinin bu çerçevede Sağlık Bakanlığı'nca sağlanacak olması, Aile Hekimliği uygulamalarının yaygınlaştırılması ve sevk zinciri uygulamasına geçilecek olması nedeniyle, birinci basamak birinci basamak sağlık hizmet sunucularınca verilen sağlık hizmetlerine ilişkin yeni düzenlemeye gidilmesine karar verildiği Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü Sağlık Hizmeti Sözleşme ve Ödemeleri Daire Başkanlığı'nın 24.4.2009 tarih ve 5239539 sayılı yazılarında belirtilerek özel polikliniklerle imzalanan sözleşmelerin 15.06.2009 itibarıyla feshedilmesi istenilmektedir. Bu nedenle; Kurumumuzla polikliniğiniz arasında imzalanan sözleşme 15.06.2009 tarihi itibarıyla feshedilecek olup bu tarihten itibaren hasta kabul edilmemesi hususunda bilgilerinizi rica ederim.”
Aksaray KOBİ : Bunlar ne anlama gelmektedir?
Dr.Atakan : Bu yazılarla sayıları ülke genelinde 600 civarında olan poliklinikler SGK ile anlaşma kapsamına alınmayacağı açıklanmıştır. Hatta çıkarılan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde 1.Basamak Özel Sağlık Kuruluşları tariflenmemektedir. Açıkçası yok sayılmakta ve görmezden gelinmektedir. Peki, Poliklinikler neden görmezden gelinmektedir?
Gerekçe olarak:
·         Ülke çapında aile hekimliğine geçileceği,
·         Basamaklı sağlık hizmeti olacağı ve bunun yaygınlaştırılacağı,
·         Zorunlu sevk zinciri kurulacağı
Bunlar ne derece haklı gerekçelerdir?
·         Zorunlu sevk zinciri uygulamasına geçişe en başta cesaret edilememiştir. SGK bildirisinin hemen akabinde (15 gün sonra), SGK yeni bir genelge yayınlayarak, ülkemizin kendine has bazı şartlarını ileri sürerek sebebi ile pek çok sebep ileri sürülmüştür ve doğrudur) sevk zincirinin uygulanamayacağı ileriki bir tarihe ertelendiği açıklanmıştır.
·         Aile hekimliğine geçme oranı halen %30 civarındadır. Kaldı ki Aile Hekimliğine geçilen yerlerde bile sevk zinciri uygulanmadığı için istenen hiçbir hedefe ulaşılamamıştır. Bütün halkımız bunca ayrılan kaynağa rağmen sağlık hizmetleri açısından halen mağdur haldedir.
            Anayasamızın açıkça saydığı devletin ilkelerinden biri olan ‘Sosyal Devlet’ ilkesi gereğince devlet vatandaşına sağlık hizmeti verirken bu gerçekleri görmezden gelmesi anlaşılacak bir durum değildir.
           Bu kuruluşların halktan, en çok aldığı soru 1. Basamak Özel Sağlık Hizmetlerinden neden faydalanamadıklarıdır. Devletin ortada duran bu kuruluşları görmezden gelmesi anlaşılacak bir durum değildir. Eğer şimdi söylendiği gibi SGK ile bu kuruluşlar anlaşma yapamazlarsa kapanma ve tasfiye sürecine gireceklerdir. Hal bu iken; Özel Poliklinikler sosyal güvencesi olan vatandaşlara hizmet vermezlerse eninde sonunda kapanma sürecine gireceklerdir. Poliklinikler, sosyal güvencelileri dışarıda bırakırsanız, yalnızca özel ücretle hizmet verebilecekler ve ayakta kalmaya çalışacaklardır. Sosyal güvencelerin (emekli sandığı, SSK, Bağkur, yeşil kart gibi) bu kadar yaygınlaştığı bir ülkede acaba özel ücretle ne kadar hizmet verebileceklerdir? Üstelik Poliklinikler şu anda sadece memur emeklileri ile memurlara hizmet veriyorlar. Özel ücretle hizmet vermeyi başaran polikliniklerin oranı yüzde 10-15’i geçmeyecektir. En iyimser tahminle 600 polikliniğin yüzde 15’i ancak devam edebilir, diğerleri kapanacaktır.
 
Aksaray KOBİ: Özel Poliklinikler ile olan sözleşmelerin iptali ne gibi olumsuzluklara neden olacaktır. Bu konuyu biraz daha açabilir miyiz?
 
Dr.Atakan: En başta istihdam olumsuz etkilenir. Ülke genelinde Bin 500 kadar Özel Poliklinik mali güçlükler nedeni ile kapanmaya başlamış, sayıları 600 ün altına düşmüş, her poliklinikte en az 10 kişi çalıştığı düşünülürse 10.000 kişi işsiz kalmaktadır. Küresel ekonomik krizin hala etkilerini en acımasız şekilde hissettirdiği böyle bir dönemde böyle bir uygulama ne kadar rasyoneldir, ülke menfaatinedir? Kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Polikliniklerin cihaz, malzeme ve bilgi birikimleri boşa gitmektedir. Aktiflerindeki malzemeler ithal olanlarda dahil atıl duruma düşecektir. Özel Polikliniklerin sistem dışına atılması ile oluşan boşluğu büyük oranda 2. ve 3. basamak Özel Tıp Merkezleri ve Özel Hastaneler doldurmaktadır. Sevk zinciri olmadığından, 1. basamak hastaları bu kurumlara gitmektedirler. SGK’nın bu kurumlara muayene başı ödediği ücretin Polikliniklere ödediğinin 3 katı fazla olduğu hesap edilirse devlet bütçesinin yıllık kaybı 1 Trilyon 240 Milyar TL’dir.
 
“DEVLET BÜTÇESİNİN YILLIK KAYBI 1 TRİLYON 240 MİLYAR TL’DİR!”
 
 Bu durum yaşanan acı bir gerçektir. SGK 1.basamakta polikliniklere ödediği 10 TL olan muayene ücreti için 2. ve 3.basamakta en az 30 TL ödemektedir. Bu işletmeler ödediği vergi, sigorta primi, elektrik, su, telefon ve benzeri harcamalarla piyasada bir Katma Değer yaratmaktadır. Emekli, yaşlı, kronik hastalığı olanlar ve uzak sağlık kurumlarına ek yol maliyetleri ile ulaşmakta zorlanan hastalarımızın, yıllardır yararlandıkları 1. Basamak Özel Polikliniklerden hizmet almaları engellendiği için memnuniyetsizdirler. Kazanılmış haklarını kaybettiklerini düşünmektedirler. Bu durumdan şikâyet etmektedirler. Çeşitli yollar ile şikâyetlerini ilgili makamlara iletmektedirler. Bu durum 2. ve 3.basamak hastane ve Tıp fakültelerinde gereksiz yığılmaları arttırmaktadır. Gerçekten önem arz eden vakalara daha az zaman ayrılmasına neden olmaktadır. Bu durum da hasta memnuniyetini azaltmaktadır.
 
Aksaray KOBİ: Özel Polikliniklerin olmayacağı bir sağlık alanı hangi şekillerde doldurulacak?
 
Dr.Atakan: Muayenehanelerin kapandığı, polikliniklerin kapanmak üzere olduğu dal ve tıp merkezlerinin 1 yıl içinde kapanacağı düşünülürse sağlıkta tekelleşme artacaktır ve uluslar arası sermaye tarafından diğer sektörler gibi el değiştirecektir.
 
Aksaray KOBİ: Uzun yıllardır sağlık sektöründe hizmet veren birisi olarak bu konudaki çözüm öneriniz nedir? Sizce bu konu da çözüme ulaşabilmek için hangi yol izlenmelidir?
 
Dr.Atakan: Sağlıkta pahalı tedavi yöntemi olan hastanelere ve yataklı tedavi kurumlarına önem vermekten kaçınılması en büyük beklentimizdir. Şu unutulmamalıdır ki, Özel polikliniklerin kapatılması, yeni tıp ve dal merkezi açılımlarının durdurulması sağlıkta birinci basamağı öldürür ve sağlık alanında büyük bir kaosa yol açar. Bir an önce Özel Polikliniklerin sözleşmelerinin iptali kararından vazgeçilmesi, durumun düzeltilmesi ve bilgisayar ekranlarının açılarak yeniden Emekli sandığı, kamu personeli hastalarına, SSK’lı ve Bağkur’lu hastalara da hizmet verilmesinin sağlanmasıdır.
 
“ÖZEL POLİKLİNİKLER AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMASINDA UYGUN ŞEKİLDE YER ALMALIDIR”
 
Bütün sağlıkçıların da gönülden desteklediğine şüphe etmediğimiz, ülke sağlık hizmetlerine büyük katkı sağlayacağına inandığımız “Aile Hekimliği” uygulaması yaygınlaştırılırken, Özel Polikliniklerin de sistemin içinde uygun görüleceği bir şekilde yer almalarının sağlanmasıdır. İlgililerden ricamız, 40 yıldır hizmet veren ve büyüyüp serpilmiş bir orman durumuna gelen Poliklinikleri tamamen kesip yok etmemenizdir. Eğer varsa bu ormanda beğenmediğiniz durumlar yakıp, yıkıp yok etmeden ıslah yolunu denemenizdir. Lütfen ormanı katledip sil baştan ağaçlandırma yapmaya çalışmayınız. Sonuç olarak; 1. Basamak Özel Sağlık Kuruluşları kapsam altına alınıp sözleşme yapılması durumunda hem ülkemiz kazanacak hem de halkımız kazanacaktır. Haklı mücadelemizde kamuoyunun ve sivil toplum örgütlerinin sonsuz desteğine ihtiyacımız vardır. Bu desteğin her zaman yanımızda olduğundan da hiç şüphemiz yoktur.
 
Aksaray KOBİ: Geçtiğimiz hafta içerisinde Özel Poliklinikler Birliği Derneği olarak sağlık sektöründe yaşanan bu sorun için Ankara’da çeşitli girişimlerde bulundunuz. Bu girişimler ve görüşmelerinizle ilgili olarak ayrıntılı bir açıklama yapar mısınız?
 
“ÖZEL POLİKLİNİKLERİN YASAL DEĞİŞİKLİKLER YAPILARAK ‘AİLE HEKİMLİĞİ BİRİMLERİ’ OLARAK SİSTEME ENTEGRE EDİLMESİ”
 
Dr.Atakan: 25-26 Ocak 2010 tarihinde Ankara’da Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Dinçer ve Sağlık Bakanı Sayın Prof. Dr. Recep Akdağ ile görüşmek üzere derneğimizden bir heyet girişimlerde bulunmuştur. Derneğimiz adına girişimlerde bulunan heyet şu isimlerden oluşmuştur: Aksaray’dan Dr. H.Şenol Atakan, Ankara’dan Dr. Dursun Ali Bayraktar, Dr. Mehmet İnan, Dr. Muammer Karakaş ve Dr. Naci Yıldız, Gaziantep’ten Dr. Faruk Belli, Konya’dan İbrahim Mülayim, Şanlıurfa’dan Salih Çoban. 25 Ocak 2010 tarihinde Özel Poliklinikler Birliği Derneği adına hareket eden heyetimiz, ilk olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Prof. Dr. Ömer Dinçer tarafından kabul edilmişlerdir. Sayın Bakanımız Ömer Dinçer ile oldukça samimi ve sıcak geçen görüşme yaklaşık olarak 45 dakika kadar sürmüştür. Sayın Bakanımız ile görüşmemizde, ilk sözü alarak Özel Polikliniklerin geçmişini, toplumumuzdaki yeri ve önemini, kamu sağlık hizmetlerine dahil edilmelerinin yarattığı olumlu sonuçları ve toplumda doğurduğu memnuniyeti aktardık. Sayın Bakanımız Ömer Dinçer, konuyla yakından ilgilendiğini ve istihdam, kamu sağlığı, yatırımların kaybı, hasta memnuniyeti, Devlet bütçesine getirdiği ek maliyet yüzünden durumun farkında olduğunu, ancak bu konunun 1. Basamak Sağlık Hizmetleri sunumu açısından Sağlık Bakanlığı ile yakından ilgili olduğunu belirterek, Sağlık Bakanı ile acilen görüşeceğini ve bizi haberdar edeceğini belirttiler. Ayrıca bakanlığı adına hukuki açıdan durumu değerlendireceklerini belirttiler. Bu açıklama heyetimizde memnuniyet oluşturdu. Görüşmemizin sonunda Sayın Bakanımıza içinde bulunduğumuz durumun vahametini ve önerilerimizi içeren bir dosya sunduk. Biz heyet olarak son durumu ve daha önceki çeşitli görüşmelerimizi de değerlendirdiğimizde bütün işaretlerin Sağlık Bakanlığını ve Sağlık Bakanını gösterdiğine kanaat getirdik. Ancak, Sağlık Bakanlığı’nın konuya olumsuz baktığı izlenimimiz ve randevu almakta güçlük çekildiğini de düşünerek doğrudan Başbakan ile görüşme yolları aramaya başladık. Bu amaçla 26 Ocak 2010 tarihinde TBMM’ye giderek Aksaray Milletvekili Sayın İlknur İnceöz’ün de yardımları ile Sayın Başbakana ulaşmayı planladık. Ancak TBMM içerisinde bu amaç ile bulunurken Sayın Bakan Ömer Dinçer tarafından doğrudan telefon ile arandık. Sayın Bakan kendilerinin, Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ ile görüştüklerini ve konu ile ilgili olarak randevu alıp görüşmemiz gerektiğini ifade ettiler. Aksaray Milletvekili Sayın İlknur İnceöz’ün büyük yardımları ile Sağlık Bakanımıza hemen ulaşılarak aynı gün saat 14:00’de TBMM’nde görüşme fırsatı yakaladık. Bu görüşmeye Aksaray Milletvekili Sayın İlknur İnceöz, ben, Dr. Faruk Belli, Salih Çoban ve Dr. Muammer Karakaş katıldı. Sağlık Bakanımız Recep Akdağ ile görüşmemizde, öncelikli olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer ile yaptığımız görüşme ve olumlu sonuçları dile getirildi ve durumumuzu kısaca anlatan bir dosya Sayın Recep Akdağ’a sunuldu. Sorunlarımızı özetlemek istedik; fakat Sayın Bakan konuyu gayet iyi bildiklerini ve Sayın Ömer Dinçer ile görüştüklerini belirterek söz aldılar ve ilk olarak basında çıkan ve ‘Sağlık Bakanlığı’nın Özel Polikliniklerin sisteme dahil edilmesinin karşısında olduğunu iddia eden’ beyanatlardan rahatsızlık duyduklarını dile getirdiler. Sağlık Bakanımız, Özel Polikliniklere ve Sağlık sektöründe olmalarına, ayrıca sosyal güvenlik sistemine dahil edilmelerine karşı olmadıklarını söylediler. Ayrıca, Sayın Bakanımız bu yıl içinde tüm ülke genelinde Aile Hekimliğinin yaygınlaştırılacağını, geçiş döneminde Özel Polikliniklerin de binaları, aktifleri, personeli ve hekimleri ile birlikte geçici bir sözleşme ile durumun korunabileceğini söyledi. Nihayetinde Özel Polikliniklerin yasal değişiklikler yapılarak ‘Aile Hekimliği Birimleri’ olarak sisteme entegre edilmesi için mevzuatta düzenleme yapılması konusunda çalışacaklarını belirttiler. Üstelik Sayın Bakanımız, yanımızda telefon ederek Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü ile görüşüp bu konuda talimat verdiler.
 
Aksaray KOBİ: Görüşmelerde özellikle hangi hususları vurguladınız ve son olarak neler söylemek istersiniz?
 
Dr.Atakan: Bizler bu düzenlemenin Polikliniklerin varlık ve hizmetlerinin devamı açısından faydalı olabileceğini kabul etmekle beraber sorunun acil yanını çözemeyeceğini ifade ettik. Halen SGK’nın Emekli Sandığı sözleşmelerimizi fesih etmesi ve Maliye Bakanlığı’nın da devlet memurları ile ilgili sözleşmelerimizi SGK’ya devretmesi sonucu fiilen gerçekleşen fesih durumu sonucu düştüğümüz mali sıkıntıları ve hukuka aykırı durumu tekrar ifade ettik. Sunduğumuz dosyalarda da açıkladığımız nedenlerle eski sözleşmelerimizin bir an önce yürürlüğe tekrar konulmasını, bilgisayar ekranlarımızın açılarak emekli ve memur hastalarına hizmet vermeye başlamamızın acili bir gereklilik olduğunu açıkladık.
 
’’CAN SUYU” İSTEDİK!
 
 Sözün özü, ’’Can suyu” istedik. Sayın Bakanımız bu önerimize karşı olmadıklarını; hatta taraftar olduklarını ancak konunun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın da tasarrufunda olduğunu, kendilerinin de bu görüşlerini Sayın Bakan Ömer Dinçer’le paylaşacaklarını ifade ettiler. Konunun takipçisiyiz ve geldiğimiz nokta sevindiricidir. Siyasal ve bürokratik ortamda gündem yaratılmıştır. Biz elimizden gelen gayreti sonuna kadar sarf ediyoruz. Sizlerin de aktif olarak desteğini görmek istiyoruz. Bu mesele hepimizin meselesidir.
Son Olarak Aksaray Milletvekilimiz Sayın İlknur İnceöz Hanımefendiye görüşmelerimiz esnasında gösterdiği hassasiyet ve yardımları nedeniyle çok teşekkür ediyorum. Kendileri bizlere gösterdikleri ilgiyle, memleket meselelerine olan duyarlılığını bir kez daha kanıtlamış oldular.Gerek Aksaray’a gerekse tüm Türkiye’ye layık bir Milletvekili olduğunu ispatlamıştır.
 
DR.H.ŞENOL ATAKAN İLE ÖZEL RÖPORTAJ (Aksaray KOBİ)