Tam gün yasasının evrimsel süreci ! Tüm gürültü 1200 hoca için (mi?)

Av.Bülent Özer

“Doktorlar nasıl düşünür?” kitabının yazarı ve ABD'nin en ünlü hekimlerinden Jerome Groopman, konulan teşhislerin yüzde 15'inin yanlış olduğunu söylüyor; nedeni tıp eğitimindeki eksikler ve doktorların düşünme biçimi. Araştırmacı, hem hekimlere hem hastalara sağduyuyu elden bırakmamalarını salık veriyor.

Bir röportajında şöyle diyor: “Meslektaşlarımın bulgularını bilmek bile istemem. İhtiyacım olan tek şey, bizzat hastanın yardımıdır. Bana şikâyetlerinin geçmişini anlatmasını, hem de tüm ayrıntısıyla anlatmasını isterim. Moleküler biyolojiyi, ameliyat robotlarını ve çeşitli görüntüleme teknolojilerini tıpta kullanmaya başladık. Ama bilişsel bilimleri hep göz ardı ettik. Bizler, özellikle kendimizden çok emin olmadığımızda ve zaman baskısı altında kaldığımızda, kararlarımızı verirken kestirme yollara sapıyoruz. Oysa bu konuda eğitim almış olsak, bilişsel süreçlerin nasıl işlediğini bilsek, yanlış teşhis oranını da azaltabiliriz Ünlü doktor William Osler'in şöyle bir sözü vardı: Hastamızı dinleyelim yeter, teşhis için gerekli bilgiyi bize verecektir. Hasta kendi vücudunu herhangi bir hekimden daha iyi tanır. Hastanın geçmişi, teşhis için can alıcı bilgileri içerir. Önce ona kulak verip bu bilgileri açığa çıkarmalıyım ki şikâyetinin ne olduğunu anlayabileyim”

Türkiye şartlarında SGK içinde çalışan bir hekimin bunları yapması zaten hayal. Ama şu andaki konumuz “SGK ile çalışan bir hekimin, çalıştığı kurumda hastayla böyle bir iletişim kuramaması” değil, “Bunu artık hiç bir yerde yapamayacak” olması. Muayenehaneyi de geçtik, öğretim görevlisi olarak çalıştığı fakülte hastanesindeki odasında, bunu da geçtik, evinde bile yapamayacak olması. Sayın bakana bunu söyleseler herhalde şöyle cevap verirdi; “Yapsın, bir engel mi var? Müteşekkir oluruz!”.

1500 lira maaş ve ortalama 2000-3000 lira performans kazanabilmek için her gün akla zarar sayıda hasta bakmak zorundayken bu nasıl olacaksa..

Gayet düşük bedeller üzerinden çalışan doktorlar para kazanabilmek için bir yandan çok sayıda ve 7-8 dakikada bir hasta bakmak, bir yandan da dinleyip muayene etmeden kabul ettikleri bu hastalarda hata yapmamak için, gereksin-gerekmesin bir sürü tetkike yaslanmak zorunda. Bu kaosa mecbur olmadığını düşünen hastaların, istediği doktora insan yerine konularak muayene olabileceği şartlar yakın zamana kadar vardı. Tam gün yasası sayesinde artık yok, kimseye yok. Parasını da verse yok. Kaosta kaybolmak, birkaç dakikada derdini anlatamadan ve çözüm bulup iyileşemeden ortalıkta dolaşmak konusunda gerçekten de eşitlik sağlanmış olacak. Tebrik etmek lazım!

Tam Gün Yasasının özünde yatan, sağlıktaki parasal karşılığı olmayan açılımların doğurduğu finansal çöküntüyü telafi etmek için telaş içinde yedi düveli seferber etme gayretidir. Bakılan hasta sayısı ve bir önceki yıla göre hep daha artan grafiklerle süslü power-point sunumları dışında bir ölçüt tanımayan ve bu hastalara nasıl bakıldığını ise hiç umursamayan bir bakış açısıdır. Aşağıda bu sürecin SB yönünden kronolojisini okuyacaksınız.

1-Sağlık ocaklarını boş veriyorum. Karneyi kapan istediği yere gitsin. Nereye isterse. İsterse direkt üniversite hastanesine.

2-Ne, gideceği yer mi az? Peki, o zaman herkes bir yer açsın ve SGK ile anlaşma yapsın.
3-Açsanıza yahu! Yetmez, daha çok açın. Daha çok. Daha çok…Korkmayın, ödüyorum. Her şey kontrolümde.

4-Yahu bu masraflara da ne oluyor, ne kadar da arttı. Her yerden fatura yağıyor. Neden acaba, naapsak?

5-Daha çok açın demekle acaba hata mı ettik? Doktorlar beşer onar gidiyor. Durun, artık açmayın!

6-Gitmeyin bak, size çok güzel performans vereceğim.

7-Bak söz de dinlemiyorlar. Durun, artık tam bu geceden itibaren yeni ruhsat vermeyeceğim.

8-Ne, genelgemden önce yatırıma başlamıştın ve ruhsat mı alamadın? Başlamasaydın. Bana mı güvendin?

9-%30’dan fazla fark ücretini yasaklıyorum. O paralarla benden doktor kapıyorsunuz çünkü.

10-Doktorlar hala gidiyor. Peki, haydi şimdi de gitsin bakalım, ey özel sektör; yeni doktor almanı da yasaklıyorum.

11-Fark ücreti azaltılınca faturalar mı patladı? Hayret! Hımm, o zaman özelde katkı payı 10 lira olsun.

12-Aaa, bu sefer de sağlık ocaklarına müracaat ve ilaç masrafları patladı. Yok, o zaman her yerde 2 tl olsun

13-Yine olmuyor. Geriye tornistan yapıyorum, çare devleti daha da büyütüp özeli iyice küçültmekten geçiyor. Şu doktorları sadece devlete toplamanın zamanı geldi.

14-Ey doktorlar; sadece bende çalışsanız, artık saat 5 oldu mu eve çoluk çocuğunuzun yanına gitseniz ve ben de size doyurucu bir performans ücreti versem, emeklilik şartlarınızı düzeltsem. İstemez misiniz? Ne güzel olur değil mi? Haydi anket yapalım, böyle bir tam gün yasasına evet mi, hayır mı? Gördünüz mü, bak siz de istiyorsunuz. Demek %75’iniz taraftar buna.

15-Ey millet! Nedir bu doktorlara verdiğiniz paralar? O koca koca profesörlere ve iyi doktorlara beleşe muayene olmak varken size reva mı bu? Bunlar muayenehanelerini kapatsa ve iki yakalarını bir araya getirmek için Cumartesi, hatta Pazar günleri bile 80 tanenize baksa, fena mı olur? Hem nedir bu doktor-para ilişkisi? Etik değerler bakımından ilerde belki restoranların, ev sahiplerinin, berberlerin, çiçekçilerin, taksicilerin, noter ve avukatların da vatandaşla aralarındaki para ilişkisini kaldırırız. Hepsi bedava olsa ve onlara paralarını biz versek. İstemez misiniz. Yaa, bak demek %93’ünüz taraftar buna. Ne güzel. Görüyorsunuz işte, vatandaş da arkamızda.

16- Sayın doktorlar, eee, ben size emeklilik şartlarınızı düzelticem demiştim. Ama sayın maliye bakanımız olmaz diyor. Siz de prim ödeyerek özel emeklilik yaptırın o zaman. Eee, bir de saat 17’de eve gidebilirsiniz demiştim. Tabii gidebilirsiniz. Ama aç kalmayacağınız bir performans ücreti kazanmanın yolu akşamın körüne ve geceye kadar, hatta Cumartesi ve Pazar bile çalışmaktan geçer. Ama yine söyleyeyim, mecbur değilsiniz buna, isterseniz saat beşte eve de gidebilirsiniz.

17-Ey ahali! Görüyorsunuz. Tam gün konusunda bütün gürültü 1200 hoca için çıkarılıyor. Halbuki doktorların % 75’i, halkın da % 93’ü bizi destekliyor.


Dr. C.T, Kardiyoloji Uzmanı