Tanıda Laboratuvar Testleri Gereksiz mi?

Prof.Dr. Paşa Göktaş

Bunu Kim Söyleyebilir ? Kuşkusuz bu soruyu kime sorsanız, “gereklidir” yanıtını alırsınız. Artık okuma yazma bilmeyen en eğitimsiz vatandaşımız bile, laboratuvar testleri olmadan doğru tanı konulamayacağını anlamış durumdadır. Dünyada da hastalık tanılarının % 70’ten fazlası, laboratuvar testleriyle konulmaktadır.

Bu oran giderek daha da artıyor. Her yıl, FDA ve CE onayı almış onlarca laboratuvar testi tanı alanına giriyor.

Bugün için:

• Kan yağlarının düzeyine ve tiplerine bakmadan, kalp hastalıkları riski yönünden bir şey söylemek mümkün müdür ?

• Test yapmadan; karaciğerin durumunu, gizli bir hepatit geçirilip geçirilmediğini, hepatitin tipini söyleyebilir misiniz ?

• Bir kişinin HIV taşıyıcısı olup olmadığını anlayabilir misiniz ?

• Bir ateşli hastalığın nedenini bulabilir misiniz ?

• Bir kişinin kanser olup olmadığını anlayabilir misiniz ?

• Bir gebeliğin Down Sendromu riskini söyleyebilir misiniz ?

• Kültür yapmadan idrarda ne mikrop ürediğini ve bu mikroba hangi antibiyotiğin etkili olduğunu anlayabilir misiniz ?

Tabii ki hayır.

Ama Türkiye’de Durum Tersine Gidiyor

Son getirilen uygulamalarla, maalesef Türkiye’de durum tersine gitmektedir.

SGK ve Sağlık Bakanlığı’ndan bazı yöneticilerin harika icadı (!) Vaka Başı Ödeme (Paket Fiyat, Götürü Usulü Ödeme) uygulaması ile, durum tersine gitmektedir.

Laboratuvar testleri hızla uygulamadan kalkıyor.

Çünkü, laboratuvar testlerinin neredeyse % 99’u paket fiyat içinde kalıyor. Yapılan testler için bir bedel ödenmiyor. Böyle olunca da, gereken hastalarda bile testler istenmiyor.

Eskiden bir muayene başına 15 YTL civarında bir ücret ödenirken, şimdi götürü usulü 30 YTL civarında bir para ödeniyor. Kuruluşa deniyor ki: “Bu parayı al. Muayene, laboratuvar tetkikleri, röntgen, ilk tedaviler ne gerekirse bu parayla hallet. Gerisine karışmayız. Başka para da ödemeyiz”

Kuruluşlar da, bu parayı olabildiğince hiçbir işlem yapmadan almaya çalışıyorlar. Doktorlara diyorlar ki : “Tetkik istemeyin ! Gereksiz masraf oluşturmayın. Çünkü tetkikler için bir bedel ödenmiyor. Biz bu parayı nasıl olsa alıyoruz”.

Bu uygulama, tüm özel ve kamu kuruluşlarında salgın hastalık gibi yayılıyor. SGK ile sözleşmeli özel hastaneler, tıp merkezleri, devlet hastaneleri, üniversite hastanelerinin tamamı bu uygulamadan etkilenmiş durumdadır.

Yani, vatandaşın doğru biçimde tetkik edilmesi neredeyse olanaksız hale geliyor.

Çünkü, yöneticilerin harika buluşu paket fiyat sayesinde, laboratuvar testleri tanı alanından kalkıyor. Tıp bilimi, en önemli aracını kaybediyor. Tabii ki Türkiye’de.

Tanı artık, 1960-1970 usulü, tetkik istenilmeden, yüzüne bakılarak konuluyor.

Halk şimdilik bunun farkında değil. Bir kısmı hariç. Çünkü göstermelik de olsa, yer yer fazla maliyet oluşturmayan bir kan sayımı ve idrar tetkiki isteniyor. Ama tabii ki bunlar, çoğu zaman tanı için yetersiz tetkikler düzeyinde kalıyor.

Konuştuğumuz kuruluş yöneticileri : “Kardeşim niye tahlil isteteyim ki ? Tetkiklerin karşılığı sıfır. Ben bu parayı zaten alıyorum” diyorlar.

Durum Hastalar ve Tıp Bilimi Yönünden Tehlikeli Hale Geliyor

Bu durumdan hastalar büyük zarar görüyor.

Tanıların doğru konulmasının önünde büyük engel oluşmuş durumda. Eksik ve yanlış tanılara zemin hazırlanıyor.

Tıp bilimi de büyük zarar görüyor.

Tanıda kullanılan laboratuvar testleri bir bir yok oluyor.

Dünyada her yıl FDA ve CE onayı alan onlarca test tanı alanına giriyor. Tüm ülkelerde kullanım başlıyor. Ama Türkiye’de 3-4 yıldanberi güncelleme yapılmadığı için, yeni testler tanı alanına giremiyor.

Yabancı meslektaşlarla görüşmelerimizde, paket fiyatı anlatmakta zorlanıyoruz. Ülke adına yüzümüz kızarıyor, utanıyoruz.

Teşhis Yanlış : Savurganlık ve Giderler Daha da Artıyor

Paket fiyat, asıl olarak tasarruf amacıyla getirildi.

Ancak teşhis yanlış konuldu. Hedef olarak laboratuvar testleri seçildi.

Önce, tanıda en çok kullanılan laboratuvar testlerinin zaten yetersiz olan birim fiyatları düşürüldü. Daha sonra da, bu testler paket fiyat içine sokuldu.

Laboratuvar testlerinin tanıda kullanılmaması, istenilmemesi için neredeyse ne gerekiyorsa yapıldı.

20 YTL’lik laboratuvar testi istemek yasak hale getirildi.

Ama milyarlık ilaç reçeteleri yazmak serbest.

Laboratuvar testleri isteminin önü kapatıldı, ilaç reçetelerinin önü açıldı. İlaç tüketimi kolaylaştırıldı.

Teşhis yanlış konuldu. Ya da koyduruldu.

Çünkü, laboratuvar testleri önleyicidir. Hastalığın tanısının önceden, doğru biçimde konulmasını sağlar. Bir koruyucu hekimlik faaliyetidir. Yanlış reçete yazılmasını önler. Hedefe yönelik, doğru reçete yazılmasını sağlar. Bu nedenle de, daha isabetli ve daha az ilaç kullanılmasına yardımcı olur. İlaç tüketimini bilinçli hale getirir. Körleme kullanımdan uzaklaştırır.

Bu nedenle, ilaç tüketimini daha bilinçli hale getirmek istiyorsak, laboratuvar testlerini daha yaygın hale getirmeliyiz.

İşin başka bir yönü daha var. Laboratuvar testleri ucuz, ilaç giderleri pahalıdır.

Türkiye sağlık giderlerinin yarıya yakını, yaklaşık 10 milyar USD civarı, ilaç tüketimine gitmektedir.

% 50’lere yakın bu oran, çoğu ülkede % 15-20’ler civarındadır.

Halbuki tüm laboratuvar test giderleri, toplam sağlık giderlerinin % 5-10’ undan daha düşüktür. İlaçta yapılacak % 5-10 tasarrufla, toplumun tüm laboratuvar testleri ihtiyacı karşılanabilir.

Tüm ülkeler bunu yapmaktadır.

Türkiye’ de ise tersi yapılıyor. Laboratuvar test istemi sınırlanınca, doktorlar hata yapmamak için, daha çok ilaç yazıyorlar. Ucuz olan sınırlanıyor, pahalı olan teşvik ediliyor.

Akıllı bir işletmecilik yöntemi !

Bu durumu, sağlıkçı olmayan Danıştay görevlileri bile tespit edebiliyorlar. Ancak bizim sağlık yöneticilerimiz göremiyorlar.

Acaba Bilerek mi Böyle Yapılıyor ?

Açıkçası, insan düşünmeden edemiyor. Acaba birileri bilerek mi böyle yapıyor ?

Savurganlığın örneği olarak ciddi bir maliyet oluşturmayan laboratuvar testleri günah keçisi haline getirilip öne atılıyor. Diğer taraftan, ilaç reçetesi yazımının önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Acaba laboratuvar testleri, ilaç tüketimindeki ayıbı maskelemek için mi kullanılıyor ?

İlaç lobilerinin etkinliğini herkes biliyor.

Sağlık Yönetimi, Durumu Yeniden Değerlendirmelidir

Gelinen nokta, hasta güvenliğini tehdit ediyor.

Aynı zamanda, tıp bilimini de geri düzeylere götürüyor.

Ülke kaynaklarının yanlış kullanılmasına neden oluyor.

Tasarruf amaçlanırken, savurganlık körükleniyor.

Koruyucu hekimlik değil, tedavi edici hekimlik teşvik ediliyor.

Yapılması gereken, laboratuvar testlerinin hastaların tanısında daha yaygın, bilinçli ve güvenceli kullanımını sağlayarak, hastalıkların erken tanısına yatırım yapmaktır. Bu sayede, ilaç tüketimi de daha bilinçli bir rotaya girecek, tüketim oranları uluslararası kabul edilebilir düzeylere gerileyecek ve gerçek anlamda tasarruf da sağlanacaktır. Sağlanacak tasarrufla da, sağlıkta daha akılcı ve önleyici alanlara yatırım yapılabilecektir.

SGK ve Sağlık Bakanlığı yöneticilerinden bu yönde uygulamalar bekliyoruz.


13/08/2008

Doç. Dr. Paşa Göktaş