Tek Doktor Raporunun Bedeli Ve Silahlanma Hastalığı

Dr.Recai Yahyaoğlu


Tek Doktor Raporunun Bedeli Ve Silahlanma Hastalığı

Yapılan yeni bir düzenlemeyi duydukça şaşırmamak imkansız. Bu düzenleme silah Kanunu Tasarısı’nda öngörülen yasal düzenlemedir.Yasaldır fakat besbelli ki bedeli ağır olacak bir düzenlemedir…Konu hakkında çıkan haberlere bakıldığında uzmanların ve yetkili insanların görüşlerinin alınmadığı hemen akla geliyor.

Silaha olan eğilime bakıp ve şimdiye kadar ülkemizde silahtan zarar görenlerin sayısıyla karşılaştığınızda bunun bedelinin çok ağır olduğunu ilerleyen yıllarda daha da ağır olmasına sanki özellikle çalışıldığı anlaşılıyor. Silahlanmaya karşı bu kadar ilginin olması insanların artan korkularıyla ve psikolojik faktörlerle yakından bağlantılı.İlgi fazla olunca haliyle yetkililer bu konuda bazı düzenlemeler yapma ihtiyacı hissediyorlar…Ama bu düzenlemeler böyle mi olmalı…

AB(Avrupa Birliği) diye yakardığımız ve hatta bas bas bağırdığımız şu günlerde böyle bir kanun teklifi verenler Avrupa standartlarının bu konuda nasıl olduğuna hiç bakmadılar mı? İşimize gelmeyen durumlarda AB standartları yoksa bizi enterese etmiyor mu?

Silah alabilmek için sadece bir doktor raporu nasıl yeterli olabilir?

TBMM İçişleri Alt Komisyonu’nda görüşmeleri süren Silah Kanunu Tasarısı’nda öngörülen birçok değişiklik, silah almayı kolaylaştırması nedeniyle büyük tepki çekeceğe benziyor. Özellikle tasarıdaki “silah ruhsatı almak için tam teşekküllü devlet hastanesinden heyet raporu şartı” yerine “tek bir hekimin vereceği raporun yeterli görülebilmesi” ve “6 aylık geçici ruhsat verilmesi” ne olanak sağlayan maddelere itiraz etmemek mümkün değil…

Heyet raporuna nasıl gerek olmaz?


Bireysel silahsızlanmaya karşı Türkiye’deki en önemli kampanyaların yürütücüsü olan bazı vakıflar ve muhalefet partileri bu konudaki tehlikeye dikkatleri çekmeye çalışıyorlar. Onlar da haliyle herkesin bu kadar kolay ruhsat alacağı bir ülkenin Teksas’a döneceği endişesini dile getiriyorlar. Haksız da değiller.

Ruhsal buhran çağında yaşıyoruz. Çok hassas süreçten geçen ülkemizde silah almayı zorlaştırmak gerekirken bunun kolaylaştırılması bize ne kazandıracak? Kontrolsüz ve apar topar bir muayeneyle hatta muayene bile etmeden kalabalık poliklinik odalarına girerek insanın birkaç dakika içinde rapor alması ne kadar sağlıklı, anlamlı ve mantıklı…

Eski yeni farkı

- Meclis’te görüşülen tasarıdaki en önemli değişiklik silah ruhsatı için istenen doktor raporuyla ilgili. Mevcut Silah Kanunu kapsamındaki “Ateşli silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmelik” in 15. maddesine göre, silah ruhsatı almak isteyenlerin “nörolojik”, “psikolojik” ve “fiziki” rahatsızlığı olup olmadığına dair doktor raporu alması gerekiyor. Tam teşekküllü devlet hastanesinden alınan bu raporu 6 kişilik heyet hazırlıyor.


- Silah Kanunu Tasarısı’nın 7. maddesinde ise, heyet raporu şartı ortadan kaldırılarak “Silah ruhsatı talebinde bulunan kişinin sağlık şartlarının elverişli olup olmadığı bir hekim raporuyla tespit edilir diyor… Ancak hekim kişi hakkında belirli alanda uzman hekim veya heyet tarafından rapor düzenlenmesini isteyebilir” ifadesi yer alıyor.

Bu durumda hangi hekim böylesi önemli bir konuda sadece kendisi inisiyatif alarak rapora imza atmaya cesaret edebilir.Evet sağlık kuruluşlarında şu anda verdiğimiz ve tek doktor raporuyla sınırlı Avcılık Raporu bile çok sıhhatli bir rapor değildir.Silah ruhsatı ise bu rapora göre çok daha ciddi sonuçları ortaya çıkarabilecek kadar önemlidir.

Bu bilgilere rağmen mi?

- UMUT Vakfı’nın 2009 verilerine göre, Türkiye’de yılda yaklaşık 3 bin kişi ateşli silahlarla ölüyor, 700 kişi de yaralanıyor.
- Cinayetlerin yüzde 60’ında ateşli silah kullanılıyor.
- Her 10 kişiden birinde ve her üç evden birinde ateşli silah mevcut.
- Silaha kolay ulaşılabilir olması cinayet, intihar gibi olayların her an meydana gelmesinin en önemli nedeni. Evde silah bulunması ev halkından birinin cinayet, intihar, kaza gibi nedenlerle ölmesi riskini yüzde 41 arttırıyor.
- Tartışma, kıskançlık, namus gibi önceden tasarlanmamış olaylarda silah kullanımı yüzde 90, illiyet bağı yüzde 80 oranında.
- Aile içi şiddet ve eş öldürmeyle sonuçlanan olayların yüzde 35 ile 40'ında silah kullanıldığı, silahla işlenen cinayet olaylarının yüzde 25.5’inin faili meçhul olarak kaldığı, bu oranın gelişmiş ülkelerde ise yüzde 10 olduğu bilinmektedir.
- Her yıl silahla 12 bin kişinin yaralandığı ve ateşli silahlarla işlenen suçların yaklaşık üçte ikisinin ruhsatsız, üçte birinin ruhsatlı silahlarla işlendiği bilinmesine rağmen…
- Türkiye’de ortalama her 65 kişiden birinin silahının olduğunu, ülkelere göre, silaha sahip olma sıralamasında ise Türkiye dünya ülkeleri arasında 20. sırada yer aldığı bilinmesine rağmen....
- Türkiye’de ruhsatlı ve ruhsatsız silah sayısının son 10 yılda yaklaşık 10 kat arttığı, “Halen Türkiye'de 2,5 milyonun üzerinde ruhsatlı silah olduğu bilinmesine rağmen…Bu sayının, iki katından daha fazla ruhsatsız silah olduğu tahmin edilmekte olmasına rağmen….

Sonuç

Aklımızı başımıza almak zorundayız.Son yaşanan olaylarla birlikte toplumsal gerilimde büyük bir artış olduğunu sadece biz hekimler değil herkes görüyor artık…İnsanlar kendi kendilerini kontrol edemez oldular.Yaşadığımız bir normalleşme süreci…Bu süreçler dünyanın her ülkesinde sancılı olmuştur…Bu süreçte silah almanın zorlaştırılması gerekirken kolaylaştırılması çok sakıncalıdır. Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan bu konuya hassas yaklaşarak daha doğru bir karar alınması konusunda desteklerini bekliyoruz.Gerçi şu günlerde çok yoğun ülke gündemi içinde böylesi konulara zaman ayırabilir mi bilmiyoruz…Meşguliyetinin fazlalığına rağmen kendisine bu konuda tüm samimiyetimizle güvendiğimizi özellikle belirtelim. Sadece biz sağlıkçılar değil… Anneler, babalar, vakıflar, sivil toplum kuruluşları ve tüm Türkiye halkı…