Üniversite hastaneleri enkazını kim çözecek?

Prof.Dr. Paşa Göktaş

Enkaza Sahip Çıkacak Sorumlular Aranıyor

Üniversite hastaneleri konusunda yapılan yanlış düzenlemeler ve uygulamalar, üniversite hastanelerini bir enkaza dönüştürmüş durumdadır. Bugün ise, kimse bu enkazı üstlenmek istemiyor ve üniversite hastaneleri batmaya devam ediyor.

Peki, 7- 8 yıl öncesine kadar oldukça az sorumlu olan ve ülkenin en iyi sağlık kurumları olan üniversite hastanelerini kimler bu hale getirdi?

Açık ve net biçimde ifade etmek gerekir ki, birinci sorumlu o dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ’dır. O zamanki Sağlık Bakanı’nın, tüm sağlık kurumlarını kontrol altına alma ve kendisi gibi düşünmeyenleri yaşayamaz hale getirme hırsı, üniversite hastanelerini giderek güçsüz hale getirdi. Üniversite hastanelerinin gelirleri azaltıldı, Sağlık Bakanlığı’nın ise artırıldı. Özellikli ve maliyeti yüksek işlemler yapmak zorunda olan üniversite hastaneleri, SGK- SUT ödemeleri yönünden düz ilçe hastanelerine indirgendi ve kaynakları kısıldı. Daha önceleri sürdürdükleri, özellikli işlemlere farklı fiyat uygulayabilme hakları da ellerinden alınınca, her işlemi zararına yapmak zorunda kaldılar. Böyle olunca da, borçları giderek artmaya başladı ve en basit gereksinimleri bile alamaz hale geldiler.

Sonuçta, şu anki iflas durumuna geldiler.

Tek sorumlu o zamanki Sağlık Bakanı Recep Akdağ mı?

Tabii ki hayır. Recep Akdağ’ın akıl dışı ve sapkın fikirlerine kanan o zaman ki Başbakan, şu andaki Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve diğer ilgililer de önemli ölçüde sorumludur. Sayın Cumhurbaşkanı, başka bir konuda (emniyet ve yargıdaki kadrolaşma) kendisinin yanıltıldığını belirtiyor. Maalesef Sayın Cumhurbaşkanı’nın yanıldığını söylediği tek konu, söz ettiği konu değildir. Sayın Erdoğan, sağlık sistemindeki birçok akıl dışı uygulamada da feci şekilde yanıltılmış ve kandırılmıştır. Üniversite hastaneleri konusu da bunlardan birisidir ve bugün, altından zor kalkılacak bir enkazla karşı karşıya kalmış durumdayız.

İyi bir yöneticide olması gereken özelliklerin başında, kolay kolay yanılmama ve önüne her sürülen görüşü kolayca kabul etmeme, analitik ve eleştirel bir yaklaşıma sahip olmak özellikleri gelmektedir. Bu temel doğruyu da burada hatırlatmak gerekmektedir.

Üniversite hastanelerinin enkaz haline dönüşmesinde, o dönemden itibaren sorumlu mevkilerde bulunan ve “yanlışa yanlış diyemeyen” tüm kademelerdeki yöneticilerin de payı bulunmaktadır. Bu kategoriye, sorumlu mevkilerde bulunan, bakanından müsteşarına ve diğer bürokratlarına kadar tüm yöneticiler dahildir.

Burada bu özeleştiriyi de yapmak durumundayız.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ NASIL DÜZELTİLECEKTİR?

Bunun için, aşağıda belirtilen bir dizi önlemin alınması gereklidir:

1. Üniversite Hastanelerinin Düzeltilmesi Gerektiğine İnanılmalıdır

Öncelikle, durumun ciddiyeti algılanmalı ve üniversite hastanelerinin düzeltilmesi gerektiğine inanılmalıdır.

Vatandaşın bunu bilmesi ve inanması yetmez. İktidar ve öncelikle de Başbakan bu durumun bilincine varmalıdır.

2. Üniversite Hastanelerinin Kurtarılması Yönünde Kuvvetli Bir İrade Sergilenmelidir

Başta Başbakan olmak üzere, Ekonomi, Maliye, Kalkınma, Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları ile YÖK ve SGK’ dan oluşan güçlü bir Koordinasyon Kurulu oluşturulmalı ve bir Kurtarma Eylem Planı hazırlanmalıdır.

Kurul, göstermelik bir kurul değil, etkin ve uygulayıcı bir kurul olmalıdır.

GELİR ARTIRICI ÖNLEMLER

3. Üniversite Hastanelerinin Düşürülen Payı Artırılmalıdır

Genel bütçeden üniversite hastanelerinin düşürülen ve Sağlık Bakanlığı’nın lehine artırılan paylar gözden geçirilmelidir. Üniversite hastanelerinin payı artırılmalıdır.

Aynı şekilde, SGK’nın ödeme sisteminde de düzenleme yapılmalı, SGK-SUT listesinde yer alan işlemlerden rutin ve spesifik işlemlerin bedelleri gözden geçirilmeli, daha çok üniversite hastanelerinin yapabildiği özellikli ve spesifik işlemlerin SUT birim fiyatları artırılmalıdır. 

4. Üniversite Hastanelerine Özellikli İşlemlerde Fiyat Serbestisi Hakkı Tanınmalıdır

Üniversite hastaneleri, diğer hastanelerin yapmadığı birtakım özellikli işlemleri zarar ederek yapmak zorunda kalmaktadırlar. Özel hastanelere ve vakıf üniversitelerine tanınan % 200 fark alma hakkı, üniversite hastanelerine de tanınmalıdır.

GİDER AZALTICI ÖNLEMLER

5. Personel Sayısı Azaltılmalıdır

Aldığımız bilgilere göre, çok sayıda güvenlik elemanı, temizlik elemanı ve diğer görevlerde istihdam edilen çalışan bulunmaktadır. Bu sayılar optimal ve en verimli düzeye indirilmelidir.

6. Esnek Çalışma Sistemine Geçilmeli, Tamgün Çalışma İsteğe Bağlı Olmalıdır

Neredeyse tüm doktorların tamgün çalışmaya zorlanması, kamudaki personel maliyetlerini çok artırmış ve kaldırılamaz hale getirmiştir. Esnek çalışma cazip hale getirilmeli, gerek duyulan eğitim ve hizmet kadroları saat bazlı ve yarı-zamanlı sözleşmelerle sağlanılmalıdır. Böylelikle, çalışan maliyetleri önemli oranda azalacaktır. Tamgün çalışmak isteyenler de devam etmelidirler. Yarı-zamanlı ve tamgün çalışan hekimlere, belirlenmiş sabit ücretler ödenmeli ve bu ücretler, emekliliğe de yansıtılmalıdır.

7. Döner Sermaye Performans Primi Uygulamasına Son Verilmelidir

Kamu hastanelerinde uygulanan “Döner Sermaye Performans Primi” uygulamasına son verilmelidir. Bu uygulama, bölümler arasında adaletsizliklere neden olan, subjektif ve keyfi bir uygulamadır.

Ayrıca bu uygulama, içinde çeşitli yolsuzlukları da barındırmaktadır. Örneğin, yıllardan beri sürekli olarak borcu yükselen ve halen 3 yıl öncenin borcunu ödemeye çalışan bir üniversite hastanesinde, bazı hekimlere 25.000- 40.000 TL gibi düzeylerde aylık döner sermaye performans primi ödenmesi kabul edilemez bir uygulamadır.

En iyisi, Döner Sermaye Performans Primi uygulamasının tümüyle sona erdirilmesidir. Bu sistem devam ettiği sürece, hastanelerin hem kaliteli hizmet sunmaları kolay değildir, hem mali dengelerini kurmaları zordur, hem de yolsuzlukların durdurulması olanaksızdır.

Yapılması gereken, üniversite hastanelerinde hekimlere tamgün ya da yarı-zamanlı çalışmasına göre sabit bir ücret uygulanmasıdır. Ücretler iyileştirilmeli ve emekliliğe yansıtılmalıdır. Döner sermaye performans primi kaldırılmalı, girilen ders ücretleri, tutulan nöbetler ve fazla mesailerin bedelleri iyileştirilmelidir. Çalışanla çalışmayan arasındaki fark “prim” benzeri kağıt üzerinde üretilen sanal verilerle değil, belirtilen somut ve ölçülebilir parametrelerle sağlanmalıdır.

8. Üniversite Hastanelerine Harcama Disiplini Getirilmelidir

Tepeden tırnağa borçlu hastanelerin, sanki sürekli kar ediyormuş gibi düzenli olarak “Döner sermaye performans primi” dağıtıyor olması işletmecilik yönünden komediden başka birşey değildir. Ahlaki olarak da kabul edilebilir bir durum değildir.

Bu nedenle somut, objektif ve keyfi uygulamalarla delinemeyecek kurallar getirilmelidir.

- Borcunu ödemeyen ve bitirmeyen hastanelerin prim vb. gibi ödül dağıtmasına kesinlikle izin verilmemelidir.

- Harcamalar denetim altına alınmalı, keyfi uygulamalara izin verilmemeli, kural dışı uygulamalardan bizzat yöneticiler maddi olarak da sorumlu olmalıdırlar.

- Borcunu ödemeyen ve geciktiren hastaneler, geciktirdikleri dönem için gecikme faizi ödemelidirler. Eğer bu kural uygulanmazsa, harcama disiplini sağlanamaz. Ayrıca, bu tür zararlardan yöneticiler bizzat sorumlu olmalıdırlar.

Bir zamanlar kamudaki israfın ve yolsuzlukların en büyük kaynağı olan “KİT” ler ve “Görev zararı” uygulamaları, neredeyse üniversite hastaneleri ile yeniden hortlamıştır. Bu duruma izin verilmemelidir.

SONUÇ

Geçici olarak üniversite hastanelerine yardımlar yapılarak borçlarının azaltılması gibi uygulamalar sonuç alıcı olamaz.

Üniversite hastanelerinde, kalıcı olarak uygulanacak önlemler getirilmelidir.

Bu önlemlerin başlıcaları da, yukarıda belirtilen önlemlerdir.

Belirtilen önlemler kaçınılmaz niteliktedir ve alternatifleri bulunmamaktadır.

Önemli olan, durumun ciddiyetinin algılanması ve insiyatif alınarak, kararlılık gösterilmesidir.

Aksi halde, şu anda süren işleyişle üniversite hastanelerinin ayağa kalkması olanaksızdır. Sorunları daha da derinleşecektir.

Ülkenin en önemli eğitim kurumlarının işlemez ve batık hale gelmesi kabul edilemez.

Üniversite hastaneleri, eski Sağlık Bakanı’nın yanlış kılavuzluğuyla ve iktidarın da onun arkasına takılıp yanlış uygulamalara destek vermesiyle batışa sürüklenmiştir. Bu enkazı düzeltmek de bizzat iktidarın kendisine düşmektedir.

Hep birlikte bu sorumluluğu alacak ciddi, cesur ve kararlı yöneticileri bekliyoruz.                                                        

Prof.Dr.Paşa Göktaş
tiplab@tiplab.org
TIPLAB - Tıp Laboratuvarları Derneği