• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Bursa 10 °C
  • Antalya 16 °C
  • İzmir 12 °C

Bu şartlarda ilaç hizmeti verilemez!

Bu şartlarda ilaç hizmeti verilemez!
Hükümet ilaç fiyatlarını düşürdü, fiyat farkı eczacının sırtına yüklendi. Vatandaşla ilaç firmaları arasında kalan eczacı vatandaşı mağdur etmemek için zararına çalışıyor.

Hükümet ilaç fiyatlarını düşürdü, fiyat farkı eczacının sırtına yüklendi. Vatandaşla ilaç firmaları arasında kalan eczacı vatandaşı mağdur etmemek için zararına çalışıyor.

İlaç fiyatları Kasım ayı itibariyle ortalama yüzde 7 oranında düşürüldü. İlaç sanayii fiyat düşüşlerini kendi kaynaklarından karşılamayı reddedince, fiyat düşüşlerinin yükünü karşılamak eczacıya kaldı. Duruma tepki göstererek “Bu şartlarda ilaç hizmeti verilemez!” diyen 54 Eczacı Odası, “İlacı eczane üzerinden geçerken eczacıyı zarara uğratan, devlete yapması gerekli iskontoyu yapmayıp bunu eczacının sırtına bırakan, eczacıların ticari iskontolarını sıfırlayan, kamu kurum ıskontosu farklarını ödemeyen ve stok zararını karşılamayan firmaların ilaçlarını satabilmesi bundan böyle mümkün olmayacak” açıklaması yaptı.

Gazetemize konuşan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Semih Güngör konuyla ilgili sorularımızı yanıtları.

İlaç fiyatlarında neler oluyor?
SGK, Sağlık Uygulama Tebliğini yayınladı ve ilaç fiyatlarını düşürdüğünü açıkladı. Sonra da bu Tebliği tek başına yeterli bulmayarak, “Ben devlet adına üreticilerden, ilaç firmalarından ve ithalatçılardan ilave iskonto istiyorum” dedi.
Buna karşılık, ilaç firmaları da ağız birliği etmişcesine “Özel iskonto ödemeyeceğiz” dediler ve bunu dedikleri ilaçlar arasında Türkiye’de sağlık hizmetinin eksiksiz yürütülmesi gereken kanser gibi ağır hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan ilaçlar da var.

İlaç firmaları, “Bu şartlarda Türkiye’de ilaç bulunamaz hale gelir. İlaçların bir kısmının ruhsatları iptal edilir. Orijinal ve Türkiye’ye yeni gelecek jenerasyon ilaçları biz getirmeyiz. Ve işimize gelmeyen, tüketimde bir fayda görmediğimiz ilaçların ruhsatını iptal ederiz” gibi tehditlerde de bulunuyorlar. Yani firmalar, “Ben artık iskonto ödemeyeceğim” diyor, SGK ise “Sağlık tebliğimi yayınladım, fiyatlarımı da düşürdüm. Ben alırım iskontomu” diyor, peki bunu kimden alıyor? Eczaneden alıyor. Eczacının cebinden ilave ücret yatırarak, vatandaşa ilacı sunmasının yolu yok. Tek bir yolu var, vatandaştan katılım payını almak, ancak istesek de biliyoruz ki vatandaşın bunu ödeyecek parası yok.

İlaç firmalarının bu tavrı yüzünden yakında ilaç yokluğu yaşayacağımızı söylediniz. Peki hangi ilaçlar yakında eczane raflarında olmayacak?
Şu anda 300 civarı bir kalem olarak gözüküyor. Bunların arasında kanser hastaları, diyabet hastaları gibi birçok hastalık tehdidiyle karşı karşıya olan ve tetkik yaptırması gereken hastaların alması gereken ilaçlar da var. Yani yerine başka bir ilaç koyamayacağınız ilaçlar bunlar. Bu son ilaç krizi Türkiye’deki en önemli krizdir ve çözülmesi, akut müdahale edilmesi gereken bir olaydır.

Firmaların eczanelere özel bir fiyat tablosu göndererek tablonun içine ‘vatandaşın ödemesi gereken fark’ diye bir bölüm açtığı ve tabloda yüzlerce ilacın tek tek hesaplanıp vatandaşın ödemesi gereken tutarın açıkça yazıldığı söyleniyor. Bu yasal mıdır? Değilse firmalar bu cesareti nereden buluyor?
Bazı firmalar bu işi abarttı. Bu tabii ki yasal değildir. Ancak farkı alan eczaneye “neden aldın?” diyemiyorum çünkü eğer hastanın bu ilaca ihtiyacı varsa ve cebinde de bunu alacak parası varsa almamasının eczacıya riski şudur: İlacı alan hasta, gidip SGK’ya şikayet ederse, benim eczacımın sözleşmesi fesholur. Türkiye’deki eczacıların yüzde 85’i SGK’ya bağlı. Eczaneci bu riski alarak bu hizmeti sunuyor. Dediğim gibi bu ilaçlar önemli; insülin kullanmayan bir diyabet hastası ölür. Çünkü şeker düzeyindeki en ufak bir değişim, hastanın hayatını riske sokar. Böyle bir ortamda eczacı imkanlarını son noktaya kadar zorluyor.

Uygulama böyle devam ederse eczacıları nasıl bir sonuç bekliyor?
30 bin lira aylık cirosu olan bir eczanenin vergisi dahil, yüzde 19’luk bir genel gideri vardır. Ortalama karı da, yüzde 23 civarındadır. Yüzde 23’ten, yüzde 19’u çıkarırsanız yüzde 4’lük bir kardaydı bugüne kadar eczaneler. Bugün yaşanan ve ortalama yüzde 10’u bulan bu kayıplarla eczaneler artık zarardadır. Bu yüzden, İstanbul’daki eczanelerin, yüzde 50’si batmış durumda. Bu noktadan sonra eczaneye, “Sen idare et, vatandaşın karşılayamadığını sen karşıla” demeye kimsenin hakkı yok. Bu eczaneler kapandığı takdirde hem dağıtım kanalları ve firmalar hem de Türkiye sağlık ekonomisi büyük zarar görecek. Ancak bizim başımızda öyle bir anlayış var ki, bugün giden hekimlerin yerine ithal hekimler getiriyor; eczacıların yerine kimi getirir belli olmaz!

Hükümetin yaşanan krizi düzeltmeye yönelik herhangi bir planı var mı?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı geçtiğimiz günlerde ilaç firmalarıyla görüştü ancak çözüme yönelik bir sonuç çıkmadı. Toplantı sonrası Bakan Faruk Çelik, “İlaçlarınızı ödeme kapsamından çıkartırım” gibi tehditlerde bulundu firmalara. Neye yaradı bu tehdit? Yaramadı. O ilaçların yüzde 70’inin alternatifi yok. Sen onları ödeme kapsamına almazsan vatandaş bunu nasıl karşılayacak? Bu noktada hiçbir adım atmayan hükümet, tehditle iş yürütmeye çalışıyor. İlaç yokluğundan birinci derece de etkilenecek eczane değil vatandaştır. Sen o kadar az bir kaynağı sağlık alanına aktarır ve bu yetmediği zaman, tasarrufu sadece ilaçtan yaparsan, gelecek nokta budur. Yani yaşanan basit bir kâr zarar meselesi değildir bu. Türkiye’de sağlık hizmetini yürüten Sağlık Bakanıdır ancak bugünkü sorunların temelinin bir tarafı Sağlık Bakanlığı bir tarafı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yani iki başlı bir sistem haline geldi. Sağlık Bakanına bağlı kesim, kararnamelerle bir takım fiyat düşürmeleri yaparken Çalışma Bakanı, Sağlık Uygulama Tebliği gibi ilaç hizmetinde elinde Anayasa gibi tuttuğu bir dayatmayla işi yürütmeye çalışıyor. Böyle olunca hem sektör hem eczacı ayrı mücadele etmek zorunda kalıyor. Türkiye’de sağlık hizmeti tek elden yürümelidir.

İlaç fiyat farklarını ödemeye mecbur bırakılan hastaların, reçetelerini eczaneye bırakıp gittiğini duyuyoruz. Peki hükümet ve ilaç firmaları arasında yaşanan bu restleşme karşısında vatandaşın durumu nedir?
Vatandaşla karşı karşıya kalan eczacılar oluyor. Vatandaşa derdimizi anlatamıyoruz. Çünkü, vatandaş kapıdan giriyor, bekleyen hastası var, bir sürü işlem yapılıyor. “Bu düzen böyle gitmez” dediğinde, “Oğlum ayakta duramıyorum, ver şu ilacımı da gideyim” diyor. Medyaya bakıyoruz, sağlıkla ilgili çok kısıtlı haber yapılıyor. Sadece, popülist çıkışlar haber konusu oluyor. Broşürler hazırlayıp dağıtıyoruz ancak bu da yetmiyor. Her şeye rağmen vatandaş da artık acı gerçekle karşılaştı. Sadece eczaneye gittiğinde değil, hastaneye gittiğinde ve bir zaman sonra aile hekimine gittiğinde de benzer sorunlarla karşılaşacak.

Tüm bu sorunlar karşısında eczacılar, eczacı örgütleri nasıl bir mücadele verecekler?
Türkiye Eczacılar Birliği, akıllı davranırsa SGK ile yeni imzalayacağımız yeni protokol için, “Protokolü bu şartlarda imzalamam. Ben eczacımı ezdirmem” diyebilir, zaten derse sorun çözülür. Birinci adımımız bu protokoldür.
Şu an hazırladığımız eylem takvimini TEB’e ilettik. Eğer TEB açıklamazsa, Eczacı Odaları olarak biz kararlıyız, nereye kadar giderse mücadele edeceğiz. Gerekirse elimizdeki ruhsatları bakana vereceğiz. Ortak akılla, Türkiye’de ilk defa ayakları yere basan bir eylemlilik süreci yaşanacak. Sağlık emekçilerinin 21 Aralık Grevi ile ilgili de TEB’e başvurduk. Sağlık alanı, ortak bir eylem yaparken, serbest eczaneler de bu alanın bir ayağı olmalıdır. TEB, o gün için bir adım atmazsa; biz Eczacı Odaları olarak, greve katkı vereceğiz. Beklentilerin üzerine çıkmayı planlıyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)


--------------------------------------------------------------------------------

‘BU KHK’DA ECZACIYA NE OLACAK BELLİ DEĞİL’

2 Kasımda 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkartıldı. Bu Kararname ile eczacıları bekleyen nedir?
Kararname ile İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu kurulması öngörülüyor. Bu kurum, ilacın üretilmesinden ruhsatlandırılmasına kadar, her türlü alana hakim olacak ve başında da Bakanlık tarafından atanacak, gelirlerini ise bağışlardan sağlayacak bir yetkili olacak. Biz eczacılar da, o kurulun içinde bir yere bağlanacağız ancak nereye belli değil; çünkü alt yapısı yönetmeliklerle belirlenecek. Eczacının koca düzenlemede, tek bir yerde adı geçiyor, bu da hastanelerde çalışan eczacılarla ilgili. Serbest eczacılar için ise hiçbir bilgi yok. Bizi kim temsil edecek, nasıl bir yönetim anlayışının içinde yer alacağız? Bunlar belli değil. Sağlık alanı tam bir dönüşüm içinde. Bu konuda ortak bir aklın nasıl oluşturulacağı konusunda bir kesinlik yok.

Ömür Akyıldız / Eda Yıldırım - Evrensel.net
 

Bu haber toplam 1936 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim