• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Bursa 5 °C
  • Antalya 6 °C
  • İzmir 7 °C

Doç. Dr. Üstün: Hastanelerde kaliteli ortam sağlanmadıkça ithal doktor başarılı olamaz

Doç. Dr. Üstün: Hastanelerde kaliteli ortam sağlanmadıkça ithal doktor başarılı olamaz
Üstün, tıp personelinin daha iyi koşullarda ve kaliteli bir ortamda hizmet vermelerini sağlayamadan ithal sağlık personeli uygulamasının şu an için geçici ve çözümü sağlamayan bir fikir olacağını kaydetti.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Çağatay Üstün, son günlerde tartışılan Türkiye’ye “doktor ithali” tartışmasına ilişkin görüşlerini EurActiv Türkiye ile paylaştı. Üstün, tıp personelinin daha iyi koşullarda ve kaliteli bir ortamda hizmet vermelerini sağlayamadan ithal sağlık personeli uygulamasının şu an için geçici ve çözümü sağlamayan bir fikir olacağını kaydetti.

Yurtdışından yabancı doktor ithali konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu uygulamanın faydalı ve sakıncalı yönleri nelerdir?

Aslında bu konu 2006 yılından beri gündemdeydi. Sıklıkla belirtilen gerekçe ülkemizdeki hekim sayısının azlığı şeklindedir. Ancak bir yandan da ülke genelinde yeni açılan tıp fakültelerinin sayısı da ortadadır. Buna rağmen hekim sayımızda bir azlığı olduğu söyleniyorsa bunun başka nedenleri olabileceğini düşünmeliyiz. Örneğin özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerine hekim gönderilebilmesi konusunda yıllardır sıkıntılar yaşanmaktadır. Burada hizmet veren hekimlerin bir süre sonra bir şekilde buradan ayrılarak başka yerleri tercih etmeleri sonucunda bu bölgelerde göreceli bir hekim azlığı oluştuğu doğrudur. Mecburi hizmet olarak algılanan bu konunun geçmişe dayanan bir özelliği vardır. Memleket Tabipliği adı altında ülke genelinde hekim görevlendirme çalışmaları 1871 yılında başlamıştır. Bu görevlendirmenin gerekçesi İdare-i Umumiye-i Tıbbiye Nizamnamesi başlığı altında yapılmıştır. Yani, 1871'den beri ülkenin her bölgesine hekim görevlendirilmesi yapılmıştır. Bugün için bunun mecburiyetten çıkarılması ve gönüllülük esası getirilmesi gibi çözümler öne sürülse de yine de bir çare bulunabilmiş değildir.

Son yıllarda düşünülen ithal hekim uygulaması ile belki de bu sorunun çözülmesi hedeflenmek istenmektedir. Yaklaşık 4000 kadar hekimin bu konuda yapılacak bir yasal düzenleme ile alınacağı iddia ediliyor. Ancak bu sayı bizde var olduğu iddia edilen hekim açığını kapatmaya yönelik midir? Gelecek hekimlerin ülkemiz koşullarında hizmet sunabilmeleri için mutlaka denklik ve eşdeğerlik diye tabir edilen tıp eğitimi durumlarına bakılması gerekmektedir. YÖK'ün bu konuda çalışma yapacağı söylenmektedir. Aslında aynı konunun diğer ülkeler açısından da incelenmesi lazımdır. Örneğin ABD, Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere gibi ülkelere başvurarak oralarda rahatlıkla hekimlik yapabilme şansınız yoktur. Çünkü istenen, aranan ve uyması beklenen koşullar oldukça ağırdır. Bir kere herşeyden önce ülkeler kendi yabancı dillerine hakim hekimler istemektedirler. Bunun bizde de Türkçe bilen yabancı hekimler şeklinde olacağı söylenmesine karşın, Türkçe açısından bunun bu kadar kolay olabileceğini düşünmek biraz zordur.

Türkçe bilme zorunluluğu

Anadolu halkının hekime ihtiyacı var diyerek yıllardır spekülasyonlar yapılmış olması, üniversitelere bağlı tıp fakültelerinin kaliteli eğitimi sağlayamamaları nedeniyle bugün ithal hekim konusunu tartışıyoruz. Ülkemizde 1928 yılında kabul edilmiş olan ve halen geçerliliğini koruyan yasa gereği, yabancı kökenli bir hekiminTürkiye'de çalışabilmesi için T.C vatandaşı olması,Türkçe bilmesi, tıp diplomasının YÖK denkliği bulunması, Sağlık Bakanlığının belirlediği bazı sınavları geçmesi gerekmektedir. Bu koşulların sağlanması halinde ülkemizde hekimlik yapmak serbest iradeye tabidir. Sanırım ki, yasal düzenleme ile bu kanunun içinde bazı boşluklar oluşturulması düşünülmektedir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarında, o dönemin ekonomik yapısı da ele alındığında toplam hekim sayısının 500-600 cıvarında olduğu biliniyor.

5000 liraya değer mi?

Geçen zaman içerisinde 15 milyon nüfusa ulaşıldığı ve 30.000 kişiye 1 hekim düştüğü dönemde bile yine de dış ülkelerden hekim ithal edilmesi yolunun tercih edilmediğini görüyoruz. Sadece 1933 Üniversite Reformundan sonra ülkemize bazı yabancı tıp akademisyenlerinin geldiğini hatırlamaktayız. Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu ekonomik koşulları göz önüne aldığımızda yabancı hekimlerin ülkemize sevinerek ve isteyerek çalışmaya gelebileceklerini düşünmek biraz fazla iyimserlik gibi kabul görebilir. Maaş ve performansa dayalı bir sistemde 5000TL'lik bir fiyat için buraya gelerek hekimlik yapmak ne kadar anlamlıdır? Kimi spekülasyonlara göre ise, gelecek bu hekimlerin misyonerlik faaliyetlerinde bulunabilecekleri de iddia edilmektedir. Tabii ki konunun bu yönüyle de ele alınmasında fayda vardır. Bu sistemin faydalı bir yönünün olup olmadığını anlayabilmek için öncelikle buraya daha önceden gelerek çalışmaya başlamış ve başarılı olan yabancı hekimleri görmek daha doğrudur. Şu an ise için elimizde bu tip başarılı örnekleme ne yazık ki mevcut değildir. Ayrıca bir başka önemli sorun daha vardır. Türk hekimlerinin deontolojik ve etik ilkelerini özetleyen tüzüğün (Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün) 1960 yılından beri aynı olması ve halen revize edilmemiş olması bir başka açmazdır. Ülkemize gelen hekimler dolayısıyla bu Tüzüğün maddelerine tabi olmaları gerekecektir. 1960 yılılndan beri revize edilmemiş bir deontolojik ve etik ilkeler bütünüyle hekimlik yapabilmek imkansız gibi birşeydir. Bu anlamda yeri gelmişter Tıbbi Deontoloji Tüzüğümüzün mutlaka günün koşullardına ve yeniliklerine göre düzenlenmesi ve etiği ön planda tutan bir yapı arz etmesine çalışılması gerekecektir.

Sizce ana sorun Türkiye’de yeterli sayıda doktor ve hemşire olmamasında mıdır, yoksa var olan doktor ve hemşireler tarafından verilen sağlık hizmetinin kalitesinden midir?

Bakınız, bu gerekçeyi bu yönüyle ele almak biraz güçtür. Dediğimiz gibi konuyu isteyen de istemeyen de sayı yetersizliği hususunu sıklıkla gündeme getirmektedirler. Var olan hekim ve hemşirelerimizin sundukları sağlık hizmetinin kalitesinin yetersiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Sonuçta onlar kendilerine verilen görevi kendilerine sağlanan ve uygun olduğu belirtilen standartlarda sunmaya çalışmaktadırlar. Sağlık hizmetimizin nüfusumuza orantılı olarak yeterli olduğunu söylemek biraz güçtür. Ne zor koşullarda hizmet verildiğini çoğu kez duyuyor ve görüyoruz. Asıl bence önemli olan bizim hekim ve hemşirelerimizin bu zor koşullarda vermiş olduğu hizmeti dışarıdan getirtilmesi düşünülen hekimler yada hemşireler verebilecek midir? Bu konuda ciddi endişem vardır. Kendi ülkemizde eğitim almış ve yıllarca yetiştirilmesi için çaba ve emek sarf edilmiş tıp personelinin daha iyi koşullarda ve kaliteli bir ortamda hizmet vermelerini sağlayamadan ithal sağlık personeli uygulamasının şu an için geçici ve çözümü sağlamayan bir fikir olacağını düşünüyorum. Kişisel bir kaygıya dayanarak bunları aktarmıyorum. Ortada bilinen gerçekler var. Yeni ve büyük sağlık kompleksleri açmakta zorlanan, açılsa bile bunların standrtlarını korumakta güçlük çekebilen bir sağlık sistemi içerisinde kaliteyi ön plende tutabilmek biraz zordur. Kendi şartlarımız dahilinde bugün için tüm sağlık personelimizin başarıyla ve ellerinden geldiğince ve hatta tam da karşılıklarını alamadan çalıştığını düşünüyorum. En basit örneğini vermek gerekirse, bazı taşeron firmalara bağlı olarak asgari ücretle hiç de etik ve eşitlikçi olmayan bir şekilde hemşire istihdam edildiğini acaba kaç kişi bilmektedir? Dışarıdan bu koşula katlanmayı göze almış kaç tane hemşire getirtebilirsiniz?

Yasa uygulamaya geçerse hangi ülkelerden doktor ve hemşirelerin gelmesi bekleniyor?

Bürokrat ve siyasetçilerin deyişlerine göre ilk planda Türk Cumhuriyetleri, Irak, Suudi Adrabistan, Batı Trakya gibi yerlerden hekim ithali düşünülmektedir. Bunun sonraki ayağının ise hemşire ve ebeleri de kapsayabileceği ifade ediliyor.

Sizce yurt dışından sağlık çalışanları Türkiye’ye ilgi gösterirler mi, neden ?

Özetlediğim gibi dışarıdan gelecek hekimler için ülkemiz kimileri için cazip kimileri için ise oldukça kötü koşulları olan bir yer olarak algılanabilir. Irak ve bazı Türk Cumhuriyetlerinden gelen bir hekimin buradaki ücretler ile çalışmaya sıcak bakması düşünülebilir. Ancak ABD, İngiltere, Kanada, Danimarka, Almanya, Japonya gibi ülkelerden gelebilecek bir hekimin bizlerin koşullarına ve sağlık sistemine adapte olabilmesi biraz zor gibi. Bunun maddi yönleri de bulunmaktadır elbette. Eğer bu tip bir uygulama başlarsa zaman içinde neyin nasıl olduğunu zaten hep beraber izleme şansımız olacaktır.

EurActiv

Bu haber toplam 1681 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim