• BIST 98.027
  • Altın 143,450
  • Dolar 3,5698
  • Euro 3,9928
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Bursa 17 °C
  • Antalya 24 °C
  • İzmir 20 °C

Kanser Tedavisi Görmek Anne Olmaya Engel Değil

Kanser Tedavisi Görmek Anne Olmaya Engel Değil
Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi, üreme fonksiyonlarının kaybına neden olabiliyor. Ancak tüp bebekteki ileri teknoloji uygulamaları ...

Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi, üreme fonksiyonlarının kaybına neden olabiliyor. Ancak tüp bebekteki ileri teknoloji uygulamaları ile kanserli kadınların da bebek sahibi olabilmesi hayal değil. Memorial Ataşehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Doç. Dr. Cem Demirel, kanser tedavisine bağlı olarak menopoza giren kadınlarda gebe kalabilme şansının devam edebileceğini belirtiyor.

 

Üretkenliği korumak önemli

Bebek sahibi olunabilecek dönemde pek çok kadın kansere yakalanmaktadır. Çoğu tedaviden sonra hastalığından kurtulabilmektedir; ancak kemoterapi ve radyoterapi üreme hücreleri ile yumurtalıklarda “toksik” etki yaparak üretkenliğin kaybedilmesine sebep olabilir. Özellikle genç yaşta kansere yakalanan kadınların, tedaviden önce tüp bebek merkezleri tarafından uygulanan yöntemlerle üretkenliklerini korumaları sağlanmaktadır. Tüp bebekteki özel uygulamalar sayesinde ileride yumurtalık fonksiyonları kaybedildiği zaman çocuk sahibi olma şansı sürdürülebilmektedir. Bu nedenle kanser teşhisi konulan genç yaştaki kadınların bu yönden bilgilendirilmeleri ve üreme konusunda uzman doktorlara yönlendirilmeleri gerekmektedir.

 

Üreme çağındaki kadınlar en çok meme kanserine yakalanıyor

İleri yaş hastalığı olarak bilinen meme kanseri vakalarının yüzde 15’i, 40 yaşından önce gerçekleşir. Tedavi sürecinde, cerrahi müdahale yapılırken ya sadece tümör çıkarılmaktadır ya da gerekliyse meme tamamen alınmaktadır. Ardından genellikle altı hafta içinde kemoterapiye başlanması gerekmektedir. Genç yaşta görülen kemoterapinin kadının yumurtalarını ortadan kaldırma oranı daha azdır. Ancak yaş 35-38’lere yaklaşıkça bu oran artmaktadır. Kemoterapiye bağlı olarak, yüzde 15-70 arasında hastada adetten kesilme, yumurtalıkların tükenmesi, yumurtalık  fonksiyonunun kaybı oluşmaktadır. Ameliyattan sonraki 6 hafta içinde yumurtalıklar ilaçlarla çoğaltılmaktadır. Kadın evli ise yumurtaları eşinin spermiyle laboratuvarda döllenerek, embriyo haline getirilmekte ve dondurulup saklanmaktadır. Evli değilse yumurtalar toplanıp dondurulmaktadır. Bu işlemler en sık görülen meme kanserine ait örneklerdir. Kadınlarda ikinci sırada görülen lösemi ve lenfoma gibi kanserlerde de uygulanabilmektedir. Bu kanser türlerinin teşhisinden sonra kemoterapiye kadar olan süreçte kadının üreme fonksiyonunun korunması için benzer önlemler alınabilmektedir.

 

Yumurtalar ve embriyolar dondurulabiliyor

Kemoterapiden sonra kadın, bir kür kemoterapi görse bile yumurtalıkları ciddi bir şekilde etkilenebilmektedir. Menopoza girmese,  adetten kesilmese bile üreme potansiyeli ciddi bir şekilde bozulabilmektedir. Bu yüzden tedavinin kemoterapiden sonra yapılması mümkün olmamaktadır. Kemoterapinin dozu ne kadar fazlaysa, kadının yaşı ne kadar ileriyse ve uygulama sayısı ne kadar artarsa, kadının yumurtalık kaybetme riski o kadar fazla olur. Eskiden birçok hastanın bu durumu dikkate alınmadan kanser tedavisi uygulandığı için hastalar üretkenliklerini kaybediyorlardı; ama günümüzde artık kanser hastalarının tedavi sürecinde, üreme fonksiyonlarının da korunması bir öncelik halini almıştır. Çocuk sahibi olabilmek pek çok kadın için büyük önem taşıdığı için kanser tedavilerinde en çok sorulan soru  “kemoterapiden sonra üretkenliğimi kaybedecek miyim?” olmaktadır. Günümüzde yeni tedavi yöntemleri ile kadınların üretkenlikleri korunarak, yumurtaları ve embriyoları dondurulmakta; bu sayede bebek sahibi olmaları sağlanmaktadır.

Uyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Bitki Ansiklopedisinde ve haberlerde yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, uzmana danışmadan bilinçsiz kullanımda ilaçlarla etkileşime girerek ciddi yan etkiler oluşturabilir, başka bir hastalığı tetikleyebilir veya bir organınıza zarar verebilir. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.
Bu haber toplam 3178 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Hamileliği riske sokan 5 sebebe dikkat03 Aralık 2015 Perşembe 13:29
  • Sezaryenle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar03 Eylül 2015 Perşembe 08:35
  • Tüp bebekte bağışıklık güçlendirme tedavisi23 Mayıs 2015 Cumartesi 14:42
  • Çocuğunuzun olmama sebebi yaşadığınız hayat olabilir!05 Mayıs 2015 Salı 10:19
  • Prof. Dr. Selçuk Özden: Evde doğum çok tehlikeli28 Nisan 2015 Salı 12:37
  • Yumurtalık kistlerinin 9 sebebi27 Nisan 2015 Pazartesi 15:47
  • Hipnoz yerine epidural doğum önerisi15 Nisan 2015 Çarşamba 18:21
  • Sezaryen Kaç Kez Denenir?15 Nisan 2015 Çarşamba 13:27
  • Kürtaj yapanlarda gebelik şansı azalıyor18 Mart 2015 Çarşamba 21:39
  • Karın ağrısı depresyona sokuyor19 Ağustos 2014 Salı 10:14
  • EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim