• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Bursa 13 °C
  • Antalya 21 °C
  • İzmir 13 °C

Sağlık sistemi değişmeli, 21 Aralık grevi sadece uyarıydı

Sağlık sistemi değişmeli, 21 Aralık grevi sadece uyarıydı
Hükümetin sağlıkta dönüşüm projesi ve bu proje çerçevesinde gündeme gelen düzenlemelere karşı Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesindeki sağlık ..

Hükümetin sağlıkta dönüşüm projesi ve bu proje çerçevesinde gündeme gelen düzenlemelere karşı Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesindeki sağlık emekçileri adeta sürekli eylem halindeler. 21 Aralık grevinde yüzde yüze yakın bir katılım sağlayan sağlık emekçileri, grevi nasıl örgütlediklerini ve nasıl başarılı olduklarını gazetemize anlattılar.

HALKIN DESTEĞİ OLMADAN KAZANAMAYIZ

Aynur Çakmak (Hemşire): 21 Aralık grevi, önceki grevlerden farklı olarak ekonomik taleplerin öne çıkmadığı bir grevdi. Aslında çoğu insan olacakların farkında ancak şükürcü mantığın yaygın olması tepkiyi azaltıyor. Hâlâ ‘Bana bir şey olmaz’ diyen ya da ‘En azından bir işim var’ diyen insanlar var. Bu insanların katılmasının zor olduğunu düşünüyorum. Bundan sonraki süreçte halkın desteği olmazsa başarılı olunacağına inanmıyorum. Halk bilgilendirilmeli, mücadeleye katılması sağlanmalı.

HASTANEYLE SINIRLI KALMAMALI

Yılmaz Koç (TEKEL Direnişçilerinden Şu An 4-c’li olarak Dokuz Eylül Hastanesinde çalışıyor): SES’in ve şu anda eylemi örgütleyen platformun eyleme sahip çıkması çok önemlidir. Bize direnişimiz boyunca pek çok kitle örgütü ve partiler destek oldular. Sakarya caddesindeki barlar, lokantalar bize kapısını açtı. Burada da tüm halkın desteğini sağlamak için kitle örgütleri ve partiler çalışmalı. Sadece hastaneyle sınırlı kalırsa başarılı olamaz.

ARTIK HERKESİ İLGİLENDİREN BİR SORUN

Yüksel Özmen (Radyoloji Teknikeri): KHK’nin uygulanmaya başlamasıyla artık sözün bittiği yerdeyiz; insanların değişimleri hissettiği noktadayız; bu artık herkesi ilgilendiren bir sorun. Bugünün geçmişteki süreçlerden en büyük farkı budur. Daha önce belli kesimler etkileniyordu, oysa şimdi sağlık hizmetini veren de sağlık hizmetini alan da sağlık hakkı talebinde buluşmaktadır. Bizim hastanemizde bir ayı aşkın süre her gün sürdürdüğümüz 10.30 eylemleri 21 Aralık grevine katılımın daha güçlü olmasını sağladı, grevin örgütlenmesini kolaylaştırdı. Ancak hâlâ herkesin farkında olduğunu söyleyemeyiz. Her insana duyurulması gerekiyor. ‘Bana bir şey olmaz ‘ diyen kesimi uyandırmak gerekiyor. Bugün bizi etkilemiyorsa bile yarın çocuklarımız etkileyeceğinin anlatılması gerekiyor. 21 Aralık grevi katılım olarak yetersizdi, daha çok insanın sokaklara çıkarılması şart. Bu eylem süreci süresiz greve dönüştürülmeli. Bunu örgütlerken de olası saldırılara karşı duruşumuz güçlü olmalı.
Bizler artık varlık ile yokluk arasındayız kaybedecek bir şeyimiz olmadığını herkes görmeli; geleceğimiz elimizden alınıyor, çocuklarımıza ne diyeceğiz diye düşünmeliyiz. Mücadelenin kesintiye uğramadan devamı için insanların bilgilendirilmesi farkındalığın artırılması gerekiyor.

BAŞARILI BİR EYLEMDİ

Hülya Candan (Laboratuvar Teknisyeni): 21 Aralık grevi bence sağlık hakkı talebi olarak değerlendirildiğinde başarılı bir eylemdi. Hekimlerle diğer sağlık çalışanları arasındaki ayrımların bu süreçte azaldığını düşünüyorum. Önümüzdeki sürece hazırlık açısından motivasyonumuzu, enerjimizi ortaya koyabilmemiz açısından başarılıydı. Her gün yaptığımız 10.30 eylemlerini artık haftada bir cuma günleri yapıyoruz, bu eylemlerde sendikanın çalışması artırılarak mücadelenin kesintiye uğraması önlenmeli. Süresiz grev sürecinden önce çadırlar kurulması eylemlerimizi güçlendirmek adına olumlu olacaktır. Süresiz grevler olmazsa 10.30 eylemleri işe yaramayacaktır. Süresiz grev yine ülke çapında olmalıdır. TTB ve KESK’in çevresinde ortaklaşma olması özellikle önemlidir. Tabanla tavan arasında olan bazı fikir ayrılıkları süresiz grev sürecinde çözülmüş olmalıdır. Belediyeler, kitle örgütleri halkın bilgilendirmesinde rol almalıdır. Halkın desteği olmazsa karşılaşabileceğimiz saldırılara karşı koyulamaz. Bu sorun artık herkesi ilgilendiren bir sorundur; yalnız sağlık çalışanının sorunu değildir.

DÜNDEN DAHA FAZLA İNSAN MÜCADELEYE KATILIYOR

Deniz Koçer (Asistan Hekim): Artık herkes sağlıktaki sorunları tüm yakıcılığıyla hissetmeye başladı ve ‘Bir şeyler yapılmalı’ diye düşünüyor. Bizim hastanemizde yüzde 95’lik katılımla 21 Aralık grevi oldukça başarılı geçti düşüncesindeyim. Bu katılımda SES’in çalışması çok önemlidir. Ayrıca sadece sağlıkla ilgili sorunlarda değil genel hükümet politikalarıyla demokrasiden uzaklaşıldığını halkın büyük kesimi görmektedir. Bu nedenle sağlık hakkı taleplerinin yanı sıra ülkeyi daha ileri bir demokrasiye taşıma ihtiyacıyla da insanlar 21 Aralık grevine destek verdiler. Bundan sonrası için yeni araçlar geliştirilmeli; daha fazla insanın bu talepler ve eylemleri sahiplenir hale getirilmesi gerekli. Büyük bir kesim artık hukuksal mücadeleyle kazanım elde edemeyeceğinin sokağa çıkılmazsa haklarını alamayacağının farkında. Buna yönelik bir donanımı sağlayacak eylem planları yapılmalı. Her süreç kendi dinamiklerini belirler; bizler de yaşarken göreceğiz; ileri unsurların örgütlü güçlerin ortaya koyacağı dayanışma tablosu bu süreçte önem kazanacaktır. Bugün dünden daha fazla insan mücadeleye katılıyor, bizler ancak tüm güçler birlikte hareket ederek karşımıza çıkacak engellerle baş edebiliriz.

SAĞLIK SİSTEMİ DEĞİŞMELİ

*Prof. Dr. İzge Günal

21 Aralık sadece bir antrenmandı; uyarıcıydı. Herkes gücünü yokladı; halkın ve devletin tepkisi ölçüldü; yani bir ön eylemdi. Bu maaşıma zam yapılsın eylemi değil, sağlık sisteminin dönüşümüne karşı yapılan bir eylemdir. Hedefin ne olduğu unutulmamalı; hedef GSS’nin geri çekilmesidir; ara bir hedef olamaz. Artık halk yeşil kart kullanırken sorun yaşıyor, hastaneye geldiğinde GSS’nin sonuçlarıyla karşılaşıyor ancak bütünüyle bu etkiler hissedilmediği sürece büyük bir eylem planlanmamalı. Tahminen mart-mayıs arası dönem büyük eylem için uygun olacaktır ve bu eylem kazanım elde edinceye kadar devam edecek şekilde yapılmalıdır.
Bu süreçte ele alınması gereken iki büyük sorun var; birincisi, hiçbir sektör tek başına eyleme gidemez; büyük eylem tüm ülkeyi kapsayan bir genel grev şeklinde olmalı, o gün temizlik işçisi, belediye şoförü vs.de çalışmamalı, insanlar daha hastaneye gelirken bu eylemi hissetmeli. Bu eylemin merkezi öncelikle büyük hastaneler olmalı. İkinci sorun ise eyleme yapılması muhtemel polis vb. müdahalesidir. Sağlık çalışanları dışında tüm kitle örgütleri, örgütlü her güç (partiler, sendikalar, Alevi Bektaşi derneği, dayanışma dernekleri, belediye işçileri...) hastanede olmalı. Ancak geniş katılımlı bir birliktelik sağlanarak olası saldırılar geri püskürtülebilecektir.
Sağlık çalışanları hem sağlık hizmeti veren hem de sağlık hizmeti alan kesim olarak tam katılım sağlamalı, diğer tüm kesimler de sağlık hizmeti alan grup olarak yer almalıdır. Dokuz Eylül Hastanesi öznelinde değerlendirdiğimizde önümüzdeki süreci örülmesinde direnebilecek kesimler eylemin merkezinde olmalıdır. Polis megafonu alıp da dağılın dediğinde alandan kaçmayacak bir örgütlenme sağlanmalı. Diğer bir tehlike de hükümetin eylemi kırmak adına geliştirebileceği farklı yöntemlerdir. Örneğin eylemde yer alan bir kesimin ücretlerinde iyileştirmeler yaparak eylemden çekilmelerini sağlayarak birliğin bozulmasına neden olabilir. Mücadelenin kesintisiz devam edebilmesi için eylemin daha politik bir çizgide devamı gereklidir; örgütlenme bu yönde yapılırken insan kaybetmeyi göze almak da gerekecektir. Ne kadar az ücret talebinde bulunulursa o kadar az insan toplanır ancak başta ifade ettiğim gibi ara hedef diye bir durum söz konusu olamaz. Bu eylem sağlık sisteminin değişmesini hedefleyen politik bir eylemdir.

Evrensel.net

Bu haber toplam 2559 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim