• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Bursa 9 °C
  • Antalya 14 °C
  • İzmir 13 °C

Siyaset 'beyaz önlüğü'nü çıkarıyor

Siyaset 'beyaz önlüğü'nü çıkarıyor
Organ naklinin Türkiye'deki en önemli isimlerinden Prof. Alper Demirbaş, ani bir kararla CHP'den aday olmayacağını açıkladı. Gerekçe açık ve netti ...

Organ naklinin Türkiye'deki en önemli isimlerinden Prof. Alper Demirbaş, ani bir kararla CHP'den aday olmayacağını açıkladı. Gerekçe açık ve netti: Dayanamayacağım, hastalarım kendini yalnız hissediyor. Demirbaş'ın bu kararı Türk siyasetindeki 'hekim' etkisinin giderek azaldığı fikrini bir kez daha gözler önüne serdi. Harbiyeli ve Mülkiyelilerin ardından Tıbbiyeliler de siyaset arenasından çekiliyor.  Üstelik, siyasi genetiğimiz bu kadar doktorla yoğrulmuşken...

Kişisel dostluklarımın hikayelerini yazmam. Okuyucularım bilir. Ama bu kez durum farklı. 'Son Tıbbıyeli' nin paltosu nasıl bende kaldı anlatmalıyım. Geçen yılın 18 Aralık günüydü. Baykal'ın ardından yapılan ilk kurultayda Kılıçdaroğlu seçilmiş ama CHP'de sular hala durulmamıştı.  Bu kez hedefte Önder Sav ve ekibi vardı. CHP bitmek tükenmek bilmeyen kurultay kavgalarından birine daha giriyordu. Bakalım bu sefer kimin dediği olacak, liste savaşlarını kim kazanacaktı? Partide giderek ısınan havanın aksine o gün Ankara sokakları buz kesiyordu. O da akın eden binlerce CHP'li gibi heyecanla Ankara'nın yolunu tutmuştu.

Havaalanından ben aldım onu. Arabaya binmeden de uyardım: Alper Hocam aracın içi çok sıcak istersen paltonu bagaja koyalım. İtiraz etmedi.
Kurultay'ın nasıl bir hengame içinde geçeceğinin sinyallerini alıyorduk. Partide taşlar bir kez oynamıştı yerinden. Hemen her partili kendine 'yer' arıyordu. Kurultay delegelikleri, parti meclisi üyelikleri, MYK, hepsi havada uçuşuyordu. Kimin kimin ayağına bastığı ise bu kargaşada pek anlaşılamıyordu.

Alper Hoca büyük bir heyecanla geldiği Ankara'da şaşkındı. Olan biteni otel odasındaki tv'den izledi ve odasından hiç çıkmadı. Yönetimine dahil olmak için geldiği partinin kurultayına dahi gitmedi. İstiyordu ki birileri nazikçe arasın veya davet etsin. İstiyordu ki partinin akil adamları devreye girsin ve 'Durun bir bakalım bir de Alper Hoca var' diyerek tıp dünyasında hak ettiği payeyi ona siyaset dünyasında da sunsun.
Ama olmadı.

KARMAŞAYI OTEL   ODASINDAN İZLEDİ
Kariyer meraklıları, kendini göstermek isteyenler, makam tutkunları, yeni CHP'ye hücum etmişti. Prof. Alper Demirbaş, bu karmaşayı otel odasından izlemeyi tercih etti. Kurultay salonuna dahi gelmedi.
Ve o günün akşamında acele bir uçakla Antalya'ya geri döndü.
Paltosu bende kalmıştı.

AND OLSUN O    PALTOYU ALACAĞIM
Ertesi gün gelen Büyük şair Nazım'dan esinlenen mesajını halen saklıyorum: 'Laz İsmail'in üzerine and olsun ki bir gün o paltoyu gelip geri alacağım ve hiç çıkmamacasına sırtıma giyeceğim. Hem de Ankara'da!'
Kendini bildi bileli siyasetle ve CHP'yle yoğrulmuş parlak bir cerrah, Aralık ayında partisine kırılmıştı. Derken bugünlere geldik. Ve seçim zamanı gelip çattı. Bu kez adı kulislerde en çok dolaşan milletvekili adayıydı. Üstelik her zaman yanında yer aldığı Deniz Bey onu Antalya'dan milletvekili olarak görmek istiyordu. Kılıçdaroğlu da çok sıcak bakıyordu. Partinin ikinci adamı Gürsel Tekin ise zaten yakın dostuydu.
Yani aday adaylarının birbirini yediği CHP borsasında kapılar ona ardına kadar açılmıştı. Aday başvurusunu yaptı. Deniz Bey'den sonra Antalya ikinci sıra milletvekilliği adaylığı onun gibiydi. Parlamento için gün sayabilirdi.

HASTALARIMI BİR   BAŞINA BIRAKAMAM
Ama bu kez de hastaları onu bırakmadı. Organ nakliyle can verdiği binlerce hastası adeta kapısında kuyruk oldu. Atılan yüzlerce mesaj ve açılan onlarca telefon onu bu kez ikna etti. Gecenin bir saatinde beni aradı. 'Gürkan ben daha fazla dayanamayacağım. Hastalar beni kurtarıcı olarak görüyor. Onları bir başına bırakamam Adaylıktan çekiliyorum.'
Tam Ankara'ya göndermeye hazırlanırken paltosu bir kez daha bende kalmıştı.

HARBİYE- MÜLKİYE -   TIBBİYE ÜÇLEMESİ
Alper Hoca'nın siyasetten böyle buruk ayrılması bana siyasi yaşamımızdaki doktorları hatırlattı. Öyle ya Türkiye siyaseti bugüne değin bir üçlemeden ibaretti. Harbiye, Mülkiye, Tıbbiye!
Harbiye siyasetten elini çekti. Mülkiye ise belediye karşısında diz çöktü. Peki ya Tıbbiye ? Sahi bizim doktorlara ne oldu?
Bir bakalım mı? Twitter.com/gurkanhacir

POLiTiKA DUNYAMIZ DOKTORLARLA YOĞRULDU
Cumhuriyet dönemi siyasetimizin omurgası sayılan İttihat Terakki için 'bir doktor hareketidir' dersek yanılmış olmayız. Çünkü İttihat Terakki'nin temeli  askeri tıbbiyenin odunluğunda atılmıştı. Dr. Reşid Bey (daha sonra intihar ederek yaşamına son verdi) Dr. İshak Sukuti Bey ve İbrahim Temo hastanenin odunluğunda cemiyeti kurmaya karar vermişlerdi. İlerleyen yıllarda İttihat Terakki kadrolarında onlarca doktor daha yer aldı. Dr. Bahattin Şakir, Doktor Nazım, Dr. Hasan Rıza, Dr. İbrahim Tali, Dr. Fuat Sabit, Dr Nihat Sezai, bunlardan sadece bir kısmıydı. Birçoğu sadece İttihat Terakki'de yer almakla kalmamış, Teşkilat-ı Mahsusa'da da görev almışlardı.   
Peki ya Milli mücadelede... Orada da onlarca tıbbiyeli görev aldılar.
  Bandırma vapurunda 19 kişiden üçü Tıbbiyeliydi. Dr. İbrahim Tali, Dr. Refik Saydam ve pek bilinmeyen bir isim Dr. Behçet Feyzioğlu.
Dr. Refik Saydam cumhuriyet hükümetlerinde önce sağlık bakanı ardından Başbakan olarak görev aldı. Ve başbakanlık koltuğunu bir sağlık sorunuyla devretmek zorunda kaldı. Kalp krizinden hayatını kaybetti.
Peki başka doktor başbakanımız oldu mu? Evet Dr. Sadi Irmak 1974'de partiler üstü hükümeti kurdu. Güvenoyu alamadı. Ama 1975'e kadar başbakanlık yaptı. Irmak'tan daha kısa süreyle başbakanlık yapan bir doktorumuz da pek kimse bilmez ama Ahmet Fikri Tüzer'dir. Saracoğlu hükümeti kurulmadan önce tam 34 günlüğüne geçici olarak başbakanlık yaptı. O da meslektaşı Refik Saydam gibi görevi başındayken kalp krizinden öldü.
Ama tam olarak başbakan olarak bile hatırlanamadı.
Bir başka 'olamayan' doktor ise Demirel'in ezeli rakibi koca reis 'Sadettin Bilgiç' ti. İstanbul Tıp mezunu bir cerrah olan Dr. Bilgiç yeni kurulan Adalet Partisi'nin tek hakimi olarak görülüyordu. Ama her ne olduysa oldu. Ve kongrede hemen burnunun dibinden çıkıveren bir mühendis hemşehrisi Süleyman Demirel lider koltuğunu kapıverdi.  (Saadettin Bey bunun etkisinden kurtulamadı. Ve Masonların bölünmesine yol açan Demirel'in mason olduğuna ilişkin belgeyi yayınladı. Bu arada yeri gelmişken belirteyim. Siyasetimizde rol alan birçok doktor aynı zamanda masondu)
Süleyman Bey'in yakınında hep doktorlar oldu. Ama en vazgeçemediği doktoru Münif İslamoğlu'ydu. En son Cumhurbaşkanlığı'nda danışmanlık görevi verdi. 

VE DOKTORCULAR
Peki ya sol siyaset... Solun içinde en ünlü doktor 'Hikmet Kıvılcımlı'ydı. TKP'nin bu unutulmaz doktorunun izinden gidenlere bile mesleğiyle ilgili bir isim takılmıştı. 'Doktorcular'. Tıbbiyeden mezun olmasına karşın siyasal faaliyetlerinden dolayı doktorluk yapmaya fırsat bulamadı.
(Konumuzdan fazla uzaklaşmayalım. Ama küçük bir dipnotu eklememe izin veriniz lütfen. Doktorlarımız sadece legal siyasette yer almadılar. İllegal sol örgütlerin bir çok üst düzey yöneticisi tıp hekimleriydi. Hatta o kadar öyle ki DHKP-C nin üst düzey yöneticilerinden doktor İlginç Özkeskin, ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Bu dünyada bir ilktir.)
Yine sol aydınlarımızdan Prof. Hüsnü Göksel aynı zamanda ünlü bir tıp hekimiydi. 80 yönetimine karşı hazırlanan ünlü aydınlar dilekçesinin mimarlarındandı. Zarafeti ve entelektüel birikimiyle sol aydınların cumhurbaşkanı adayı olarak görülüyordu. Ne ömrü ne de 12 Eylül buna müsaade etti. Sol entelijansiyanın Hüsnü Hoca'dan biraz sonraki adayları ise şimdi Ergenekon hükümlüsü olan Prof. Mehmet Haberal'dı. Haberal ürkek bir aydın izlenimi verse de Aydınlar dilekçesinin içinde yer almıştı. Epey sonra O da kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak gördü. Ama finali acı sonuçlandı.

PALTO GİYİLMEYİ BEKLİYOR
Peki ya şimdi... Sağlık Bakanlığı dışında kendine hedef koymuş bir hekime rastlayabiliyor musunuz? Liderliğe talip olmuş veya iddialı bir siyasal makama asılan bir tıbbiyeli görüyor musunuz?
Harbiyeliler ve Mülkiyeliler gibi Tıbbiyeliler de siyasetten yavaş yavaş çekiliyorlar. Oysa bizim siyasal genetiğimizde onların izi vardı. Şimdi birer ikişer çekiliyorlar.
Alper Hoca'nın paltosu arabamın bagajında duruyor. Ve beyaz önlüğe inat halen Ankara ayazında giyilmeyi bekliyor.
Bakalım Yeni Osmanlı ve Türkiye cumhuriyeti kurulurken rol alan Tıbbiyeliler 'Yeni Türkiye' kurulurken de rol alabilecekler mi? Bakalım son Tıbbiyeliler, Alper Hoca'nın çıkardığı siyaset paltosunu giymek için ısrar edebilecekler mi?
 

Gürkan Hacır

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2411 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim