• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Bursa 29 °C
  • Antalya 28 °C
  • İzmir 31 °C

Tıka basa yedirmek çocuklarda Tip 2 diyabete yol açıyor

Tıka basa yedirmek çocuklarda Tip 2 diyabete yol açıyor
Tüm dünyada 300 milyon kişi diyabet hastası! Üstelik bu sayının hızlı bir şekilde artacağı öngörülüyor. Günümüzde yaygın görülen hastalıkların ilk sıralarında yer alan diyabetin oluşmasında pek çok etken var.

Günlük yaşamımızda kendi adımıza ve başkalarının adına yaptığımız bazı seçimler, tüm hayatımızı etkileyebiliyor. Doğumsal kaynaklı hastalıklar, genetik geçişli olabildiği gibi vücuttaki bazı organların görevini yapamamasından ya da kusurlu yapmasından kaynaklanıyor. Tip 1 diyabet çocukluk çağında görülen bir hastalıkken, Tip 2 diyabet tamamen yanlış beslenme tercihleri ve hareketsizlik sonucunda ortaya çıkıyor. 

Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter, bilimsel araştırma sonuçlarına göre, son 10 yılda diyabetli hasta sayısının Türkiye’de yüzde 7’den yüzde 14’e ulaştığını, yanlış beslenme tercihleri, spor yapmama nedeniyle eskiden 50’li yaşlarda görülen Tip 2 diyabetin artık, 10-12 yaşlarındaki çocuklarda bile ortaya çıktığını belirtiyor.

Toplumda sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlığının yerleştirilmesi gerekt
iğini belirten Prof. Dr. Rüştü Serter, 14 Kasım Dünya Diyabet Haftası nedeniyle dünyada yaklaşık 300 milyon kişide görülen diyabet hastalığıyla ilgili sıkça sorulan soruları yanıtladı:

Diyabet nasıl bir hastalıktır? Vücudu nasıl etkiler?

Diyabet vücudun kan şekeri düzeylerini istenilen düzeyde tutamamasıdır. Bu hastalığın sonucunda vücudumuzda, kan şekerinin yükselmesine bağlı olarak çeşitli organlarda hasar meydana geliyor. Gözler, böbrekler, kalp ve damarlar, sinirlerde hasar oluşuyor. Normalde gün içinde açlık kan şekeri seviyesinin 100 mg/dl’nin altında, yemekten sonraki ikinci saatte tokluk şeker seviyesinin ise 140 mg/ dl’nin altında olması gerekiyor. Öğünlerden sonra ise kan şekeri seviyesinin genel olarak 200 mg/dl’yi geçmemesi gerekiyor. Diyabet hastalığının Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere iki türü bulunuyor. Daha çok erişkinlerde ortaya çıkan Tip 2 diyabet, toplumda Tip 1 diyabete göre 10-15 kat fazla görülüyor. Tip 1 diyabet daha çocukluk veya ergenlik yaşlarında patlak veren, bazen de 20-25 yaşlarında bile ortaya çıkabilen bir hastalıktır.

Tip 1 ve Tip 2 diyabetin belirtileri aynı mıdır?

Tip 1 diyabette vücutta insülin hormonu eksiktir. Vücutta kan şekeri düzeyini insülin hormonu dengeler. Tip 2’de ise vücutta insülin hormonu vardır ama etkisi yoktur, yani insülin direnci mevcuttur. İnsülinin etkisizliğinden dolayı kan şekeri yükselir. Tip 1 diyabette çocuklarda ve gençlerde kan şekeri ani ve ciddi yükselmeler yaptığından hastalık daha çabuk teşhis edilir. Tip 2’de ise, vücutta insülin direnci oluşur, hasta uzun süre dikkat etmezse, test yaptırmazsa fark edemeyebilir.

Tip 1 diyabet nasıl tedavi edilir?

Bu hastalıkta vücutta insülin hormonu eksik olduğundan hastaya dışarıdan insülin verilir. Bunun için ideali günde 4 defa hekimin belirlediği oranlarda insülin kullanmakla beraber, tedavi her hastaya özel olarak planlanır. İnsanlarda hangi tip diyabet olursa olsun hastalığın bir numaralı tedavisi, yaşam tarzı değişikliği, diyet ve düzenli egzersiz alışkanlığı kazanmaktır. Günde en az yarım saat, bir saat yürüyüş basit koşu, yüzme, bisiklet, aerobik hastalığın olumsuz etkilerini azaltmada önemli rol oynuyor.  

Tip 2 diyabet nasıl tedavi edilir?

Tip 2 diyabetin tedavisi biraz daha farklıdır, çünkü bu durumda vücutta insülin vardır ancak etki etmez. Bazı ilaçlar vücutta insülin hormonunun etkisini artırıyor, insülin direncini azaltıyor. Genelde bunlarla tedaviye başlanıyor. Zaman içerisinde insülini salgılayan pankreas yoruluyor ve insülin yetmezliği ortaya çıkıyor. Bunların da insülin tedavisine geçmeleri gerekebiliyor. Tip 2 diyabetli hastaların önemli bir kısmında insülin tedavisi gerekli olabiliyor.

Gizli şeker nedir?

Tip 2 diyabet bir süreçtir. İnsülin hormonu etki etmediğinden vücutta insülin derinci ortaya çıkar. Başlangıçta sadece insülin direnci varken, daha sonraları kan şekeri hafif yükselir. Açlık kan şekeri 100-126 mg/dl arasında, tokluk kan şekeri ise 140-200 mg/dl arasında oluyor. Bu dönemde kan şekerinde görülen ara ara yükselmelerle, vücutta “glukoz intoleransı” yani gizli ş
eker ortaya çıkıyor. Aslında diyabet ben geliyorum diyor. Gizli şeker teşhisi koyduğumuz kişilere düzenli spor yapmalarını, sağlıklı beslenmelerini öneriyoruz. Şişman iseler kilo vermeleri gerekiyor. Çünkü diyabete giden yolun önünü bir şekilde kesmek gerekiyor. Eğer insülin direnci çok yüksekse verilen bazı ilaçlarla diyabet geciktiriliyor. Genetik altyapı burada önemli rol oynuyor. Bazı kişiler doğal yollarla tedaviye daha iyi cevap veriyor, bazıları da ideal kiloya gelse de şeker düzeyinde istenilen iyileşme sağlanamayabiliyor.

Tip 2 diyabet artık 10’lu yaşlarda da görülüyor, bunun nedeni nedir?

Tip 1 diyabet genetik nedenlerle çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkıyor. Erişkin hastalığı olan Tip 2 diyabet ise eskiden 50’li yaşlarda ortaya çıkarken, artık 10-12 yaşlarında bile görülmeye başladı. Bunun sebebi çocukların ve gençlerin sağlıksız bir şekilde beslenmeleri, spor yapmamaları ve buna bağlı aşırı kilo almalarıdır. Çocukları tıka basa, fast food tarzı yağlı yiyeceklerle, dengesiz ve düzensiz bir şekilde beslenmeye teşvik etmek yerine, içinde et, balık, tavuk, sebze, meyvelerin de bulunduğu, karbonhidrat, proteinlerin dengeli tüketildiği bir beslenme programının izlenmesi önemlidir.

Hastalığın tedavisiyle ilgili yenilikler nelerdir?

Diyabetin tedavisi ile ilgili her geçen yıl yeni ilaçlar ve insülin çeşitleri kullanıma girmektedir. Adacık hücre transplantasyonu ve kök hücre tedavileri ile insülin yapımının vücutta yeniden sağlanması üzerinde yoğun çalışmalar devam etmektedir. Aşırı obez hastalarda zayıflamaya yönelik mide ve barsağa uygulanan ameliyatlar ile diyabetin düzeldiği bilinmektedir. Son yıllarda bu ameliyatlarla obez olmayan hastalarda da kan şekerlerinin düzeltilebildiği yönünde veriler varsa da bu değişikliklerin kalıcılığı ile ilgili sorular henüz tam yanıtlanmamıştır.

Uyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Bitki Ansiklopedisinde ve haberlerde yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, uzmana danışmadan bilinçsiz kullanımda ilaçlarla etkileşime girerek ciddi yan etkiler oluşturabilir, başka bir hastalığı tetikleyebilir veya bir organınıza zarar verebilir. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.
Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2851 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim