• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Bursa 9 °C
  • Antalya 11 °C
  • İzmir 8 °C

Tüp bebek tedavisinin ihmal edilen yönü: "çiftlerin psikolojisi"

Tüp bebek tedavisinin ihmal edilen yönü: "çiftlerin psikolojisi"
Türkiye'de ilk tüp bebek uygulamasını gerçekleştiren isimler arasında yer alan Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlık olarak bilinen "infertilite"nin tedavisi sırasında anne baba adaylarına verilecek psikolojik danışmanlığın, tüp bebekteki başarı oranları

Türkiye'de ilk tüp bebek uygulamasını gerçekleştiren isimler arasında yer alan Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlık olarak bilinen "infertilite"nin tedavisi sırasında anne baba adaylarına verilecek psikolojik danışmanlığın, tüp bebekteki başarı oranlarına ve aile ilişkilerine etkili olduğunu söyledi.

Maya Tüp Bebek Merkezi'nden Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, ANKA'ya, kısırlığın çiftler üzerinde yarattığı psikolojik etkiye ve tüp bebek yapmak isteyen çiftlere uygulanacak psikolojik desteğin yararlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Op.Dr. Özgün, kısırlık olarak bilinen "infertilite"nin tüm toplumlar için bir kriz durumu olduğunu söyleyerek "Bu durum, yalnızca infertil çifti değil, tüm aileyi derinden sarsan bir aile krizi olarak ortaya çıkmaktadır. Çiftlerin anne ve babaları da bu durumdan etkilenmekte, kriz iyi yönetilemezse, aile bağları zedelenmektedir" dedi. Doğurganlıkla ilgili sorunu ilk tespit edenin genellikle kadınlar olduğunu ifade eden Op. Dr. Özgün, "Çiftler infertil olduklarını öğrendiklerinde, hayal kırıklığı, ümitsizlik, haksızlığa uğradıkları düşüncesi gibi, karmaşık duygularla başa çıkmaya çalışırlar" diye konuştu. Kimi zaman öfkenin doğrudan eşe yönelebileceğine işaret eden Op. Dr. Özgün, "Bu dönemde çiftler psikolojik destek almadıkları takdirde, evlilikleri boşanma ile sonuçlanabilir. Ayrıca çiftlerin tedavi ekibine, ve diğer çocuklu çiftlere karşı öfke duymaları da sıklıkla karşılaştığımız bir durumdur" diye konuştu.

-KISIR ÇİFTLERDE ANNE BABA OLMAYI HAKETMEDİKLERİ, DEĞERSİZLİK HİSLERİ YOĞUN-


Op. Dr. Osman Denizhan Özgün, kısırlığın psikolojik yansımalarına ilişkin şunları söyledi:

"Kadınlar sürekli bu sorunu konuşarak ve yardım arayarak, erkekler ise başka işlere yoğunlaşarak, duygusal yükü hafifletmeye çalışırlar; öfke, kıskançlık gibi duyguları daha yoğun yaşarlar. Aile olma ile ilgili amaçlarda, gelecekle ilgili planlarda, güven duygusu ve benlik saygısı gibi pek çok alanda bozulmalar olduğu gibi cinsel yaşamda da bozulmalar olur. Bu durum, çiftlerin yatak odalarına da yansır. Cinselliğin temel amacı gebe kalma, doğurma haline gelebilir. Her ay kronik stres yaşarlar. İlk önce hamile kalacaklarını düşünüp umutlanırlar ve daha sonra eğer olmazsa düş kırıklığı ile kötüleşirler. İnfertil çiftler, kolay incinen, kendilerini diğerlerinden daha aşağı gören, diğer insanlarla iletişimlerinde olumsuz beklentileri olan, daha fazla yalnız kalma eğiliminde olan ve daha fazla sıklıkta bedensel yakınma dile getiren kişilerdir. Tanı, genellikle çiftin çocuk isteğinin en yoğun olduğu zaman konur. Öğrenildiğinde verilen emosyonel tepkiler, bir ölümün yaşanmasından sonra görülen yas tepkisi gibidir: Şok, inkar, öfke, kontrol kaybı hissi ve son olarak uyuşma. Yaşam planı çiftin kontrolünden çıkmıştır. Suçluluk-başarısızlık hissi yaşanır. Niçin kısır kaldığını, geçmiş davranışlarıyla ilişkisini sorgular; yaşam tarzı, kullanılan alkol-sigara, geçmişteki cinsel aktiviteler, kullanılan doğum kontrol yöntemleri veya kürtajlar nedeniyle pişmanlıklar yaşanır. Ana-baba olmayı hak etmedikleri, değersiz oldukları hissi yoğundur. Yaşam daha az ilginç, amaçsız, daha boştur. Yalnızlık hissi çok yaygındır. İnsanların çoğunun kendilerini anlamadıklarına inandıklarından, insan ilişkilerini sınırlarlar."


-KISIRLIĞIN TANI VE TEDAVİSİ ÖZELLİKLE KADINLAR İÇİN ÇOK ACI VERİCİ OLABİLİR-


Op. Dr. Özgün, infertilitenin tanı ve tedavi sürecinin uzun olmasının, çiftleri psikolojik olarak zedeleyici ve özellikle kadın için oldukça acı verici olabileceğini söyleyerek "Ayrıca tedavide kullanılan ilaçların huzursuzluk, depresyon, ağrı gibi yan etkileri hastaların sıkıntısını daha da artırmaktadır" dedi. Op. Dr. Özgün, tüp bebek tedavisinin, infertil bir çiftin karşısına çıkan son seçenek oluşundan dolayı ayrıcalıklı bir öneme sahip olduğunu kaydederek "İnfertilite sürecinde oluşan psikolojik etkiler, bu süre uzadıkça şiddetini artırmaktadır. Bu yönüyle tüp bebek tedavisindeki çiftlerin tedavinin daha ilk basamağı olan tanı koyma aşamasında psikolojik destek almaya başlamasını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Op. Dr. Özgün şunları söyledi:

"Eşlerin duygularını ve kaygılarını paylaşması, sorunların aşılmasında büyük yarar sağlar. Tedavi öncesi ve sonrası süreçte çiftlerin ve aile büyüklerinin birbirlerine verdikleri destek çok önemlidir. Tedavi süreci öncesinde ve tedavi sırasında verilen psikolojik destekle birlikte gebelik oranlarında anlamlı bir artış sağlanmış, depresyon ve anksiyete (sinirlilik) oranlarında ise belirgin bir azalma görülmüştür."

Op. Dr. Özgün ayrıca hastaların yüzde 79'unun tüp bebek tedavisine başlamadan önce ve tedavi sırasında psikolojik destek almayı kabul ettiklerini de söyledi.

Bu haber toplam 763 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim