• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Bursa 15 °C
  • Antalya 18 °C
  • İzmir 16 °C

Yüzde 30 farkı kabul eden hastane hizmetten ödün vermiş olmaz mı

Yüzde 30 farkı kabul eden hastane hizmetten ödün vermiş olmaz mı
Bayındır Hastanesi Genel Müdürü Cengiz Babacan'a göre, farkı maliyetine sığdırabilmesi için çok hastaya bakmak, yan hizmetlerde ve personelde azaltmaya gitmek zorunda. Bu da tıpta mümkün değil. Babacan, 'Gelişmiş ülkeler sağlık kuruluşları ile övünürken b

Bayındır Hastanesi Genel Müdürü Cengiz Babacan'a göre, farkı maliyetine sığdırabilmesi için çok hastaya bakmak, yan hizmetlerde ve personelde azaltmaya gitmek zorunda. Bu da tıpta mümkün değil. Babacan, 'Gelişmiş ülkeler sağlık kuruluşları ile övünürken biz ise sistem dışına itiyoruz' diyor.

Bir süredir gündemdeki tartışma konularından biri de Genel Sağlık Sigortası kapsamında özel hastanelere ödenecek farkın yüzde 30 ile sınırlandırılması. Kimi hastaneler Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşma yapmayacağını açıklarken kimileri de bu farkı kabul etti.

Geçenlerde Bayındır Hastanesi Genel Müdürü Cengiz Babacan ile konuştum. Babacan, konuya hastaneler gözüyle değil de sağlık hizmetini alacak vatandaş gözüyle bakıp, farklı bir yaklaşım getiriyor: "Ortada tuhaf bir durum var. Vatandaşın cebine devlet tarafından bir sigorta poliçesi konmuş. Bu da Genel Sağlık Sigortası. Ama o poliçe bazı hastanelerde işlemeyecek. Veya şöyle de diyebiliriz. Sigortalı, primini ödeyecek daha sonra kendi istediği bir yere gittiğinde ve orası da anlaşmasız bir kurumsa, ödediği sağlık primleri boşa gitmiş olacak."

Cengiz Babacan'a göre yüzde 30'luk farkın yanlışı, vatandaş tarafından bakıldığında sadece bu kadarla da sınırlı değil. Burada göz ardı edilenin, özel hastanelerin vermek zorunda oldukları sağlık hizmetinin standardı ve bunun doğurduğu maliyet olduğunu da söylüyor. Babacan, çok az bir hastanenin bu farkı maliyetine sığdırabileceğinin altını çizerek, "Çözüm çok büyük sayılarda hizmet üretmeye çalışmak ki, bu da bizim tıpta kabul edemediğimiz bir şey. Yani, çok hastaya bakmak, zamanı kısaltmak, yan hizmetlerde ve personelde azaltmaya gitmek. Bunlar mümkün değil. Bütün gelişmiş ülkeler sağlık kuruluşları ile övünürken biz ise sistem dışına itiyoruz" diyor.

 
Anlaşan hastaneyi devlet kabul etmemeli

Bu aşamada Cengiz Babacan'ın ilginç de bir tespiti var: "Diyelim ki, bu şartlarda hastaneler anlaştı. Devletin, ‘Nasıl gelir, bizimle anlaşma yaparsınız. Siz kaliteli hizmet sunuyorsunuz. Bize gelmemeniz lazım. Demek ki, hizmetinizden ödün vereceksiniz' demesi lazım. Bakın şimdi ne olacak. Kamu hastaneleri ve fark almadan çalışan hastanelerde yığılma olacak. Eskiden yoğunluktan şikâyet edilen hastaneler arasına bir grup özel hastaneler de katılacak."

Sohbetimiz sırasında Cengiz Babacan'a, bugüne kadar SGK yetkilileri ile yaptığım görüşmelerde ortaya koydukları, "Özel hastaneler bizimle anlaşma yapmazlarsa yaşama şansları yok" görüşünü hatırlatıyorum...

 
Kendine güvenen ayakta kalır

Babacan, bir ölçüde bu yaklaşıma katılıyor. Ama yapısını bunun üzerine kurmuş ve bunun için kurulmuş hastaneler için geçerliliği olduğunu da üzerine basarak söylüyor. Son iki sene içinde sağlığa yatırım furyası yaşandığının altını çizen Cengiz Babacan, bu furyanın da iki sene önce çıkan ve ardından da iptal edilen GSS kanunundan kaynaklandığını vurguluyor.

"Hatırlayacaksınız bu kanun ilk olarak, üç katı fark diye çıktı. Bu, bir varsayımdı. Ama birçok hastane buna göre yatırım yaptı, sistemini buna göre kurdu" diyen Babacan, sözlerini şöyle bitiriyor:

"Diğer tarafta; ‘Ben kaliteli hizmet veriyorum, bu ülkenin vatandaşları arasında da bunu arzulayan olacaktır, dolayısıyla maliyetlerimi de ayarlayıp, bu hizmeti de ortaya koyarsam muhakkak kullanıcısı olacaktır' diye düşünenler ayakta kalır. Bunların da anlaşma yapmasına gerek yok."

Evet, Cengiz Babacan ile sohbetimiz böyle. Hep birlikte yaşayıp, göreceğiz; kim haklı çıkacak, kim çıkmayacak.

 
Ekonomi politikalarından vatandaş ne kadar memnun
 
Metro Poll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, "Türkiye'de Siyasal Durum Araştırması" adı altında bir araştırma yapmış. Bu araştırmanın ekonomiye yönelik çıkan sonuçları ilgimi çekti.

Bu sonuçlara geçmeden önce, sizlere araştırmanın nasıl yapıldığına dair küçük bir bilgi aktarayım. 26-27 Haziran tarihleri arasında 26 ilde, 1557 kişi ile görüşülmüş. Ve araştırma hem kentlerde hem de köylerde yapılmış.

Şimdi gelelim, ilgimi çeken noktalara. Ankete katılanlara "Hayatınızdan ne kadar memnunsunuz" diye sorulduğunda sadece yüzde 11,7'si "çok memnunuz" diye yanıtlamış. Yüzde 39,2'si memnun olduğunu ifade etmiş. Yüzde 25,9'luk bir kesim ise "Memnun değilim" demiş. Yüzde 22'si "Ne memnunum, ne memnun değilim" diye yanıtlamış.

Kişilere gelecek 5 yıllık beklentileri sorulduğunda ise yüzde 45,7'si daha iyi olacağını, yüzde 29.9'su ise daha kötü olacağını söylemiş. Değişmeyecek diyenlerin oranı ise yüzde 18.
Araştırmaya katılanlara hükümetin ekonomi politikaları da yorumlatılarak, nasıl değerlendirdikleri sorulmuş. Yüzde 5,5'i çok başarılı bulurken yüzde 20,3'ü sadece "başarılı" demekle yetinmiş. Yüzde 38,2'si ise orta başarılı bulduğunu beyan etmiş. Çok başarısız bulanların oranı yüzde 12,5 iken başarısız bulanların oranı ise yüzde 21,3.

Metro Poll aynı araştırmayı 2007'nin şubat ayında yaptığında, başarısız bulanların oranı yüzde 16,7 olarak çıkmış. Bu da gösteriyor ki, hükümetin ekonomi politikalarını başarılı bulanların oranı azalıyor.

Noyan Doğan / Referans

Bu haber toplam 1035 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim