Şekerli içecek tüketimi KOAH riskini yükseltebilir
ABD’deki Batı Virginia Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan çalışmada, 2015-2020 yılları arasında 11 binden fazla yetişkinin verileri analiz edildi.
Araştırmada şekerli içecek tüketimi ile kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) arasındaki olası ilişki incelendi. Sonuçlara göre günlük kalorilerinin yüzde 10 veya daha fazlasını şekerli içeceklerden alan bireylerin KOAH tanısı alma olasılığının, diğer risk faktörleri dikkate alındığında bile yüzde 39 daha yüksek olduğu belirlendi.
Araştırmacılar, şekerli içeceklerde bulunan özellikle fruktozun akciğerlerde iltihaplanmayı tetikleyebileceğini ve bunun akciğer dokusunda hasara yol açarak solunum fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Uzmanlardan tüketimi sınırlama uyarısı
Uzmanlar, şekerli içeceklerin yalnızca obezite, diyabet ve kalp hastalıkları açısından değil, solunum sistemi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti.
İngiltere’de görev yapan solunum hastalıkları uzmanı Dr. Nick Hopkinson, şekerli içecek tüketiminin KOAH riskini artıran mekanizmanın henüz tam olarak bilinmediğini ancak yüksek glikoz seviyelerinin enfeksiyon riskini artırabileceğini ve akciğerlerde iltihaplanmayı tetikleyebileceğini söyledi.
Hopkinson özellikle 40 yaş üzeri bireylerin ve hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde yaşayanların şekerli içecek tüketimini sınırlamalarının önemli olduğunu vurguladı.
Araştırma, şekerli içeceklerin doğrudan KOAH’a yol açtığını kesin olarak kanıtlamasa da tüketimin azaltılmasının hastalık riskini düşürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koydu.
KOAH nedir?
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), genellikle sigara kullanımı sonucu ortaya çıkan, hava yollarının daralması ve akciğer dokusunun hasar görmesiyle ilerleyen kronik bir solunum hastalığıdır.
Hastalığın temel belirtileri kronik öksürük, balgam ve özellikle eforla artan nefes darlığıdır. Zamanla akciğer fonksiyonlarında azalma meydana gelir ve günlük aktiviteler zorlaşabilir.
KOAH çoğunlukla sigara kullanımıyla ilişkilendirilse de hava kirliliği, mesleki toz ve kimyasal maruziyet, genetik faktörler, çocukluk döneminde geçirilen tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları ve bazı beslenme alışkanlıkları da hastalık riskini artırabilmektedir.



















































