Bel ağrısı toplumda yaygın görülen sağlık sorunlarının başında gelse de her ağrı fıtık anlamına gelmiyor. Omurgalar arasındaki disklerin aşınması veya zorlanması sonucu sinirlere baskı yapmasıyla oluşan bel fıtığı, genellikle 35 yaş üstü bireylerde ve yaşam boyu %60-80 oranında görülüyor. Belden bacağa yayılan ağrı, uyuşma ve yanma en sık belirtiler arasında yer alırken, ileri vakalarda güç kaybı ve idrar-dışkı kontrolünün yitirilmesi gibi durumlar ortaya çıkabiliyor.
Ameliyatsız Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Bel fıtığı tanısı alan her hastanın cerrahi operasyon geçirmesi gerekmiyor. Başlangıç seviyesindeki rahatsızlıklarda istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve enjeksiyon uygulamaları ile olumlu sonuçlar alınabiliyor. Ancak tedaviye yanıt vermeyen şiddetli ağrılarda, yaşam kalitesinin düştüğü hallerde veya bacakta güç kaybı geliştiğinde cerrahi müdahale değerlendirmeye alınıyor. İdrar veya dışkı tutamama gibi durumlarda ise vakit kaybetmeden acil operasyon yapılması gerekiyor.
Kapalı Bel Fıtığı Ameliyatı ve İyileşme Süreci
Endoskopik yöntemle gerçekleştirilen kapalı bel fıtığı ameliyatı, yaklaşık 1 santimetreden küçük bir kesiden yapılıyor. Kas dokuları kesilmeden özel tüplerle fıtığa ulaşıldığı için doku hasarı en aza iniyor. Bu sayede ameliyat sonrası ağrı hissi azalırken, hastalar saatler içinde ayağa kalkabiliyor ve genellikle 1-2 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebiliyor.
Buna karşın kapalı yöntem her hasta için uygun olmayabiliyor. Bel kayması, omurilik kanalında ileri derecede darlık veya daha önce aynı bölgeden birden fazla operasyon geçirmiş kişilerde açık ya da mikrocerrahi teknikler tercih edilebiliyor. Tedavi yöntemi, muayene ve görüntüleme sonuçlarına göre kişiye özel belirleniyor.
Ameliyat Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Tedavi sonrasında bel fıtığının yaklaşık %5 oranında tekrarlama riski bulunuyor. Nüks riskini azaltmak adına ilk haftalarda ağır kaldırmaktan ve ani hareketlerden kaçınmak önem taşıyor. İyileşme sürecinin ardından bel ve karın kaslarını güçlendiren egzersizlerin yapılması ve ideal kilonun korunması öneriliyor.
Omurga sağlığını korumak için yük kaldırırken dizleri bükmek, masa başı çalışırken saat başı mola verip yürümek ve yüzme gibi sporları düzenli yapmak büyük fayda sağlıyor. Cerrahiye yönelik "ameliyat olan yürüyemez" şeklindeki yanlış inanışların aksine, günümüz teknolojisiyle başarılı sonuçlar alınıyor ve asıl riski tedaviyi geciktirmek oluşturuyor.
















































