MSKÜ’den kanser araştırmalarında dikkat çeken çalışma
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Su Ürünleri Fakültesi ile Tıp Fakültesi tarafından yürütülen ortak projede, iki farklı denizanası türü ve bir anemon türünden elde edilen venomların (zehirlerin) kolon kanseri hücreleri üzerindeki etkileri incelendi. Araştırmada aynı zamanda bu zehirlerin sağlıklı bağırsak hücreleri üzerindeki etkileri de değerlendirildi.
TÜBİTAK destekli proje kapsamında yürütülen çalışma, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katkılarıyla 2023 yılında başlatıldı.
Kanser hücrelerinde seçici yıkım etkisi
Araştırma sonuçlarına göre denizanası ve anemon zehirlerinin kolon kanseri hücrelerini etkili biçimde yok ettiği, buna karşın sağlıklı kolon hücrelerinde etkinin oldukça düşük seviyede kaldığı tespit edildi.
Bilim insanları, bu seçici etkinin kanser tedavileri açısından önemli bir potansiyel taşıdığını ifade etti.
Hücresel mekanizma ortaya kondu
Çalışmada yapılan analizlerde, söz konusu venomların kanser hücrelerinde programlı hücre ölümü olarak bilinen apoptoz mekanizmasını tetiklediği belirlendi. Zehirlerin hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondrileri etkilediği, hücre içi stresi artırarak kanser hücresini kendi kendini yok etmeye yönlendirdiği açıklandı.
Dünyada ilk kez yapılan çalışma
Araştırmanın, iki farklı kolon kanseri hücre hattı ile üç farklı deniz canlısı venomunun birlikte değerlendirildiği ilk çalışma olduğu belirtildi. Özellikle Akdeniz’de yayılım gösteren “göçmen denizanası” türü üzerinde yapılan incelemeler, çalışmanın özgün yönlerinden biri olarak öne çıktı.
Bilim insanlarından değerlendirme
Araştırmacılar, kanser tedavilerinde en büyük sorunun sağlıklı hücrelerin de zarar görmesi olduğunu, ancak bu çalışmada venomların kanser hücrelerine daha seçici bir etki gösterdiğini ifade etti.
Deniz canlılarının ekosistemde olumsuz algılanan türlerinin tıp ve ilaç geliştirme alanında değerli bir kaynağa dönüşebileceği vurgulandı.
Uluslararası yayınlandı
Çalışmanın sonuçlarının uluslararası saygın bir bilimsel dergide yayımlandığı bildirildi. Araştırma ekibi, deniz kaynaklarının yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda tıbbi potansiyel açısından da önemli bir hazine olduğunu belirtti.



















































