Nefes alamaz hale geldiği için yoğun bakıma alınan Mümin Top, yemek yiyemediği için 30 kiloya düşen ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olan İlayda Bilir ile şiddetli epilepsi nöbetleri ilaçlarla kontrol altına alınamayan Servet Ahşun, uygulanan epilepsi cerrahileri sonrası hayata yeniden tutundu.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen operasyonların ardından artık nöbetsiz bir yaşam süren hastalar ve yakınları, tedavi sürecinde emeği geçen doktorlara teşekkür etti.
Epilepsi cerrahisinde üç farklı yöntem
AÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hakan Çakın, epilepsi hastalığının ilaca dirençli olması durumunda üç farklı cerrahi yöntemin uygulanabildiğini belirtti. Bu yöntemlerin; epileptik odağın çıkarılması, nöbet yayılım yollarının kesilmesine yönelik cerrahi girişimler ve vagal sinir stimülasyonu (pil uygulaması) olduğunu ifade etti.
2022 yılından bu yana 35 hastaya epilepsi cerrahisi, 12 hastaya ise pil uygulaması yapıldığını aktaran Çakın, bu ameliyatların beyin üzerinde gerçekleştirildiği için zorluk derecesinin yüksek olduğunu ve hastaların ameliyat sonrası mutlaka yoğun bakımda takip edildiğini söyledi.
Epilepsi cerrahisi kararının konsey tarafından verildiğini belirten Çakın, radyoloji, psikiyatri ve nöroloji bölümlerinin birlikte değerlendirme yaptığını, doğru hasta ve doğru cerrahi seçimiyle başarılı sonuçlar elde edildiğini vurguladı.
Nöbetler azaldı ya da tamamen sona erdi
Mümin Top’un sık ve ağır nöbetler nedeniyle hayati risk altında olduğunu belirten Doç. Dr. Çakın, yapılan cerrahiyle beynin iki yarım küresi arasındaki elektriksel geçişin azaltıldığını ve nöbetlerin kontrol altına alındığını ifade etti. İlayda Bilir’e lezyon saptanmaması nedeniyle pil uygulaması yapıldığını, Servet Ahşun’da ise hipokampustaki lezyon nedeniyle rezeksiyon cerrahisi uygulandığını aktardı.
AÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan ise epilepsinin toplumda görülme sıklığının yüzde 1 ile 3 arasında değiştiğini, bazı yaş gruplarında bu oranın yüzde 4’e kadar çıkabildiğini belirtti. Hastaların yaklaşık yüzde 70’inin ilaçla kontrol altına alınabildiğini, yüzde 30’luk grupta ise cerrahinin gündeme geldiğini söyledi.
Cerrahi sonrası takipleri süren hastaların düşük doz ilaç tedavilerinin de zamanla sonlandırılmasının planlandığı ifade edildi. Epilepsi cerrahisi sonrası sağlığına kavuşan hastalar, günlük yaşamlarını yeniden bağımsız şekilde sürdürebilmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.



















































