Sağlık dünyasında erken teşhisin ve doğru yönlendirmenin hayat kurtardığına dair en somut ve mucizevi örneklerden biri Balıkesir ile İzmir arasında kurulan şifa köprüsüyle yaşandı. Balıkesir'de ikamet eden emekli Şeref Çapkın, tamamen tesadüf eseri ve eşine eşlik etmek amacıyla gittiği hastanede hayatının dönüm noktasını yaşadı. Eşinin alerji testleri sırasında kendisi de muayene olmak isteyen Çapkın’ın kan değerlerindeki anormalliği fark eden hekimi, durumu derinlemesine incelemesi için bir hematoloji uzmanına sevk etti. Yapılan detaylı genetik tetkikler ve kalçadan alınan kemik iliği biyopsisinin ardından Çapkın’a, bir tür kemik iliği kanseri olan "Multipl Miyelom" başlangıcı teşhisi konuldu. Balıkesir'de hemen başlatılan akıllı ilaç ve kemoterapi iğnesi süreçlerinin ardından İzmir Şehir Hastanesine sevk edilen Çapkın, kendi hücrelerinin kullanıldığı başarılı bir operasyonla hayata yeniden tutundu.
"Mide Bulantısından Su Bile İçemez Oldum"
Hastalığını şans eseri öğrenmenin şaşkınlığını ve ardından gelen zorlu tedavi sürecini anlatan Şeref Çapkın, kanserle mücadelesinde psikolojik sağlamlığın önemine dikkat çekti. Teşhisin ardından Balıkesir'de üçer haftalık periyotlarla ağır bir ilaç tedavisi gördüğünü belirten Çapkın, nisan ayında kabul edildiği İzmir Şehir Hastanesinde kök hücrelerinin toplanarak dondurulduğunu aktardı. Tedavi sürecinde fiziksel olarak ciddi yıpranmalar yaşadığını söyleyen Çapkın, "Kemoterapi ve ağır ilaçlar vücudun dengesini mutlaka sarsıyor. Bu süreçte 97 kilodan 80 kiloya kadar düştüm. Kasım ayında bir de safra kesemin patlaması sonucu acil ameliyat oldum, o da kilo kaybımı hızlandırdı. Kemoterapi verildikten sonra özellikle ilk 4 günüm çok sıkıntılı ve ağır geçti. Normalde su içmeyi çok sevmeme rağmen mide bulantısı yüzünden su bile içemez hale gelmiştim. Ancak doktorlarımızın zamanında müdahaleleriyle şu an çok rahatım. Herkes önce yaşamayı sevecek, önce kendimizi koruyacağız. Ben güçlü bir şekilde ayaktaysam herkes yanımda olur" diyerek kanser hastalarına moral aşıladı.
Kendi Hücreleriyle Kanseri Yenme Yöntemi: Otolog Nakil
Şeref Çapkın'ın tedavi ve operasyon sürecini başarıyla yöneten İzmir Şehir Hastanesi Hematoloji Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Oktay Bilgir, hastaya uygulanan ve tıp literatüründe 'otolog nakil' olarak adlandırılan yöntem hakkında teknik bilgiler verdi. Hastanın Balıkesir'deki ön tedavisinin çok başarılı geçtiğini ve kanserin remisyona yani gerileme dönemine girdiğini belirten Prof. Dr. Bilgir, sürecin işleyişini şu sözlerle özetledi:
"Otolog nakil, en basit tanımıyla insanın kendi sağlıklı hücrelerini alıp dondurması, ardından hastaya yüksek doz kemoterapi verilerek tüm tümör hücrelerinin yok edilmesinden sonra bu hücrelerin kişiye geri verilmesi işlemidir. Yüksek doz kemoterapi tümörleri yok ederken ne yazık ki vücuttaki sağlıklı hücreleri de sıfırlıyor. İşte tam bu aşamada, 15 gün önce toplayıp derin dondurucuda koruma altına aldığımız sağlıklı kök hücreleri Şeref Bey'e geri naklettik. Amacımız ona tertemiz, yepyeni bir kemik iliği kazandırmaktı. Şu an naklin 6'ncı günündeyiz ve her şey gayet yolunda gidiyor. Yaklaşık bir hafta sonra kendisini taburcu etmeyi planlıyoruz ancak evde evcil hayvanlardan, tozdan ve topraktan tamamen uzak durması, kendisini çok sıkı izole etmesi gerekecek."
İzmir Şehir Hastanesinden Kamu Sektöründe Nakil Rekoru
İzmir Şehir Hastanesi bünyesindeki nakil merkezinin elde ettiği dev başarıya da değinen Prof. Dr. Oktay Bilgir, hastanenin Ekim 2023'te kapılarını açtığını ve Şubat 2024'te resmi ruhsatını alarak ilik nakillerine başladığını anımsattı. Şeref Çapkın'ın merkezin tam 250’nci nakil hastası olarak kayıtlara geçtiğini müjdeleyen Bilgir, 2 yıldan az bir sürede bu muazzam sayıya ulaşmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. İzmir'de üniversite hastaneleri haricinde kemik iliği nakli gerçekleştirebilen tek kamu hastanesi olduklarını vurgulayan Bilgir, şu an Ege Bölgesi'nde en fazla nakil operasyonu gerçekleştiren zirvedeki ünite konumuna yerleştiklerini kaydetti.
Kanserin Türüne Göre Değişen Kök Hücre Mucizesi
Kök hücrelerin kendi kendilerini yenileyebilen ve vücuttaki başka hücrelere farklılaşabilen mucizevi bir biyolojik yapıya sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bilgir, kan hücrelerini üreten 'hematopoetik' kök hücrelerin kullanım alanlarını anlattı. Hastalığın türüne göre nakil çeşitlerinin tamamen değiştiğini belirten Bilgir, "Multipl Miyelomda otolog nakil tercih ederken, lösemi gibi daha agresif hastalıklarda daha çok akrabadan ya da dışarıdan bir donörden alınan 'Allojenik' kök hücre naklini tercih ediyoruz. Türkiye bu konuda TÜRKÖK ile çok başarılı işler çıkarıyor. TÜRKÖK üzerinden doku grubu uyan donörleri bulup naklediyoruz. Eğer akraba içinde veya ulusal bankada tam uyumlu donör bulamazsak, hastanın anne, baba veya çocuklarından alınan yarı uyumlu kök hücrelerle 'Haploidentik kök hücre nakli' yapıyoruz. Son dönemlerde tıp dünyasında haploidentik nakillerde ciddi bir artış var ve biz de ünitemizde bu yöntemi sıklıkla başarıyla uyguluyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.





















































