• BIST 14105.44
  • Altın 6224.3
  • Dolar 46.8704
  • Euro 53.7356
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Bursa 21 °C
  • Antalya 27 °C
  • İzmir 28 °C

"Kafana Takma" Demeyin! Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk’ten Depresyon Uyarısı: "İradeyle Aşılacak Bir Durum Değil"

"Kafana Takma" Demeyin! Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk’ten Depresyon Uyarısı: "İradeyle Aşılacak Bir Durum Değil"
Toplumda sadece basit bir "üzüntü" olarak görülen depresyona karşı hayati uyarılarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk, hastalığın bir irade zayıflığı olmadığını vurguladı.

Günümüzün en yaygın ve en çok yanlış anlaşılan ruh sağlığı problemlerinin başında gelen depresyon, tıp dünyası tarafından bir kez daha mercek altına alındı. Toplumda kulaktan kulağa yayılan "depresyon sadece can sıkıntısıdır" ya da "güçlü durursan geçer" şeklindeki kalıplaşmış yargıların hastaları daha da yalnızlaştırdığını belirten uzmanlar, bu durumun sinsi bir klinik hastalık olduğunu hatırlatıyor. Konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk, depresyonun temel karakteristiğini, doğru bilinen yanlışları ve modern tıbbın sunduğu etkin tedavi çözümlerini anlattı.

"Depresyon Sadece Üzgün Olmak Değildir"

Depresyonun günlük hayatta yaşanabilecek geçici moral bozukluklarıyla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Öztürk, hastalığın tanımını ve bireyin yaşamı üzerindeki yıkıcı etkilerini şu sözlerle aktardı:

"Toplumda depresyonun sadece üzgün olmakla aynı şey olduğu yönünde çok büyük ve yaygın bir yanlış algı var. Oysa depresyon; haftalarca süren derin bir çökkün ruh hali, önceden yapılan aktivitelerden ve hayattan keyif alamama, sürekli geçmeyen bir yorgunluk, uyku ve iştah düzeninde belirgin değişiklikler, dikkat dağınıklığı ve derin bir umutsuzluk gibi ağır belirtilerle seyreden ciddi bir ruh sağlığı hastalığıdır. Bu klinik belirtiler, bireyin iş performansını, okul başarısını ve aile içi bağlarını çok ciddi şekilde ve olumsuz yönde etkileyebilir."

"Yardım İstemek Güçsüzlük Değildir"

Her yaş grubunda kapıyı çalabilen bu hastalıktan şüphelenildiğinde zaman kaybetmemenin önemine dikkat çeken Dr. Öztürk, özellikle semptomların iki haftadan uzun sürmesi halinde mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurulması gerektiğini ifade etti. Ruhsal destek almanın toplumdaki bazı kesimler tarafından halen bir tabu olarak görülmesini de eleştiren Öztürk, "Depresyon, kişinin sadece kendi iradesiyle veya kendi kendine söz vererek aşabileceği basit bir durum değildir. Nasıl ki diyabet ya da hipertansiyon gibi kronik fiziksel hastalıklar ortaya çıktığında hiç çekinmeden doktora başvuruyorsak, ruh sağlığımız hastalandığında da profesyonel bir destek almak son derece doğaldır. Yardım istemek bir acizlik veya güçsüzlük göstergesi değil; aksine, iyileşme ve ayağa kalkma yolunda atılmış en bilinçli, en önemli adımdır" dedi.

Yeni Nesil Tedavi Yöntemi: TMS Teknolojisi

Modern tıbbın ve psikiyatrinin elinde depresyona karşı çok güçlü silahlar bulunduğunu müjdeleyen Dr. Öğr. Üyesi H. İbrahim Öztürk, tedavi süreçlerinin artık kişiye özel olarak tasarlandığını belirtti. Klasikleşen psikoterapi seansları ve ilaç tedavilerinin yanı sıra teknolojinin sunduğu imkanlara da değinen Öztürk, "Son yıllarda tüm dünyada kullanımı giderek yaygınlaşan ve başarılı sonuçlar veren TMS (Transkraniyal Manyetik Stimülasyon) uygulamaları sayesinde, dirençli vakalar dahil birçok hastamız günlük hayatına sağlıklı ve konforlu bir şekilde geri dönebiliyor. Erken tanı koyduğumuz ve kişiye özel planladığımız tedaviler sayesinde hastalarımızın çok büyük bir bölümü yeniden üretken, sosyal ve mutlu bir hayat sürdürebiliyor. Bu nedenle belirtileri görmezden gelip ertelemek yerine, zamanında destek almak hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu.

Çevrenizdekilere "Kafana Takma" Demeyin!

Son olarak depresyon yaşayan bireylerin yakınlarına ve ailelerine de çok büyük görevler düştüğünü hatırlatan Dr. Öztürk, hastaların eleştirilmek ya da yargılanmak yerine sadece anlaşılmaya ve dinlenmeye ihtiyaç duyduklarını vurguladı. Çevre tarafından yapılan bazı iyi niyetli ama tehlikeli hatalara değinen Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yakınınızın yaşadığı derin psikolojik sıkıntıyı asla küçümsemeyin. Ona 'Geçer', 'Kafana takma' ya da 'Biraz güçlü ol' gibi içi boş ve hastada suçluluk duygusu yaratan ifadelerle yaklaşmayın. Bunların yerine sadece onu sessizce ve anlamaya çalışarak dinleyin, ne olursa olsun yanında olduğunuzu hissettirin ve onu uzman bir profesyonelden yardım alması konusunda tatlı bir dille destekleyin. Unutmayın, bazen sadece gösterilen samimi bir anlayış ve yargılamadan dinleme hali, tedaviye giden o zorlu yolun ilk ve en mucizevi adımı olabilir."

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 135 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    12345
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0216) 606 17 18 - (0224) 334 1 335 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim