Daha önce Uludağ Üniversitesi’nde düzenlenen 2. Uluslararası Multidisipliner Çevre ve Kenevir Kongresi’nde kendisini “onkoloji-hematoloji profesörü” olarak tanıttığı, ancak tıbbi eğitimi ve akademik geçmişi olmadığı ortaya çıkan Dilek İnan’ın kanser hastaları için uyguladığı iddia edilen tedavi sürecinin maliyeti deşifre oldu.
KARAR’ın ulaştığı bir hasta yakını, tedavi için İnan’a başvurduklarını söyledi. Uludağ Üniversitesi’ndeki “kenevirle iyileştim” konulu konuşmasını internette görmesiyle İnan’a ulaşan aile, İnan’ın talep ettiği fahiş “tedavi” ücretinin ardından herhangi bir sürece dahil olmadıklarını anlattı. İnan tarafından aileye gönderilen mesajın içeriği, ölümcül hastalıklarla mücadele eden ailelerin nasıl umut ticaretinin hedefi haline getirildiğini, “bilimsellik” iddiasıyla gerçekleştirilen bir kongrenin de bu umut tacirlerine nasıl tanınırlık kazandırdığını gözler önüne serdi.
İnan, mesajlara ve ücret tarifesine ilişkin sorularımıza cevap vermedi. Daha önce de kendisine yönelttiğimiz eğitimiyle ilgili sorularımıza da yine sert çıkıştı ve “Sana değil yetkili makamlara ispat etmekle yükümlüyüm” cevabı verdi.
Sahte profesörün hasta tarifesi
KARAR daha önce “onkoloji ve hematoloji profesörü” unvanıyla kongrede konuşan İnan’ın, akademik ve tıbbi bir yetkinliği bulunmadığını ortaya çıkarmıştı. Aynı kişinin, tedavi için kendisine ulaşan bir hastaya verdiği yanıtta bu kez ücretlendirme ve süreç detaylarını paylaşması dikkat çekti.
Hasta yakınına gönderilen yanıtta İnan, tedavinin 4 ila 8 hafta süreceğini, bu süreçte haftada bir İstanbul’a gelinmesi gerektiğini yazdı. Uygulayacağını iddia ettiği yöntemin “serum tedavileri ve bitkisel içerikler” üzerinden yürütüleceğini belirten İnan, seans sayısının ilk dört uygulamanın ardından yapılacak kan tahlilleriyle belirleneceğini savundu.
Seans başına 50 bin TL
Mesajda en dikkat çekici ifadelerden biri ise Türkiye’de yasaklı olan kenevir yağına ilişkin oldu. İnan, bu yağın “beyin bariyerini geçerek doğrudan kansere etki ettiğini” ileri sürdü; yağı kendisinin getirmediğini ancak teminine yardımcı olabileceğini söyledi. Yağ için 500 euro fiyat verilirken, “kapıda ödemeli teslimat” ifadeleri kullanıldı. İnan, söz konusu tedavi sürecinde seans başına 50 bin TL ücret aldığını yazdı. Aynı mesajda, “bir başka arkadaşının” seans başına 450 bin TL talep ettiğini öne süren İnan, kendi ücretini “çok düşük” olarak niteledi. Tüm serumlar, vitaminler ve takviyelerin Almanya’dan getirildiğini iddia eden İnan, Türkiye’de kullanılan bazı standart tedavilerin ise “zarar verdiğini” savundu.
Almanya'nın gizlilik yasasına güveniyor
Konuyla ilgili ulaştığımız İnan, sorularımıza sert tepki verdi. İnan’a sorduğumuz ücret tarifesi ile ilgili sorulara cevap vermeyen İnan, “Kimi dolandırdığımı düşünüyorsan git onunla konuş sana kendimi ispat etmek zorunda değilim” dedi. İnan geçtiğimiz günlerde diploma olduğunu iddia ettiği iki belgeyi basınla paylaşmıştı. Belgelerin diploma değil tabip odası evrakları olduğunu KARAR haberleştirmişti. Sorularımızı yönelttiğimiz Alman Tıp Birliği, bu kişinin hekimlik pratiğinin olup olmadığı, hangi kurumda çalıştığına dair bilgilerinin olmadığını söyledi. Birliğin cevabını ilettiğimiz İnan ise “Almanyada kişilik haklarını koruma kanununun ne kadar sert ve ağır cezası olduğunu bilmen lazım” dedi ve kendisiyle ilgili Almanya’dan bilgi alamayacağımızı öne sürdü. İnan, kanser hastalığına dair uzmanlığını da “Benim bildiğim tek bir cümleyi sana bir doktor söyleyemez senin gibiler çamur at izi kalır kafasında ama sen ve senin gibileri iyi tanıyorum.” ifadeleriyle anlattı. Kanserin tedavisi olduğunu bir tek kendisinin söylemediğini belirten İnan, Canan Karatay’ı referans gösterdi, “O da söylüyor” dedi.
Reklamı var, denetimi yok
İnan, Uludağ Üniversitesi’ndeki kongrede sahte unvanla konuşarak geniş kitlelere ulaştı. Konuşması sadece aşı, ilaç, modern tıp karşıtı çevrelerde değil; alternatif tıp iddiasıyla ölümcül hastalıkları olan kişilere ürün satmaya çalışan fırsatçıların da sayfalarında defalarca paylaşıldı. Hiçbir tıbbi deneyimi, akademik geçmişi olmamasına rağmen kongrede bilim insanı sıfatıyla konuşması sonucu ne İnan ne de üniversite hakkında soruşturma başlatıldı. İnan’ın hasta kabul etmesi ise alternatif tedavi iddialarıyla hasta kabul eden kişi ve yapıların denetimine ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle kanser gibi hayati hastalıklarda bilim dışı vaatlerin hem hukuki hem de vicdani ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.

















































