Ölüm oranı en yüksek kanser türlerinden biri olan pankreas kanserinin önüne geçebilmek amacıyla yürütülen bilimsel çalışmalarda önemli bir eşik daha geride bırakıldı. Kalıtsal olarak yüksek risk altında bulunan ve pankreasında doku anomalisi saptanan 20 gönüllü üzerinde gerçekleştirilen Faz 1 insan araştırmasında, deneysel "mKRAS-VAX" aşısının güvenliği ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri incelendi. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların yüzde 90'ında (18 kişide) mutant KRAS moleküllerine karşı anlamlı T hücresi yanıtı geliştiği tespit edildi.
Klasik hastalıklardan koruyan virüs aşılarından farklı olarak geliştirilen bu çalışma; vücuda antikor ürettirmeyi değil, bağışıklık hücrelerinin kanserleşme eğilimindeki anormal protein parçalarını önceden tanımasını sağlamayı hedefliyor. Çalışmanın odağındaki KRAS geni, hücrelerin büyüme dengesini sağlayan kritik bir yapı niteliği taşıyor. Pankreas tümörlerinin ve kanser öncüsü dokuların yüzde 90'ından fazlasında görülen KRAS mutasyonları, bağışıklık sistemine tanıtılarak daha kanserleşme aşaması başlamadan hücresel savunma mekanizmasının devreye girmesi amaçlanıyor.
Uzun Süreli Bağışıklık Hafızası Dikkat Çekti
Araştırmada ilk dozları belirli haftalarla uygulanan ve 13. haftada güçlendirici dozu verilen aşı sonrası alınan kan örnekleri, hücresel düzeyde sevindirici bulgular sundu. Aşılama sonucunda hem bağışıklık yanıtını organize eden CD4 hem de hedef zararlı hücreleri ortadan kaldıran CD8 T hücrelerinin aktifleştiği gözlemlendi. T hücresi reseptör dizilimlerinde, oluşan bağışıklık hafızasının kanda 2 yıla kadar varlığını koruyabildiği saptandı.
Ortanca 16,5 aylık takip süresi boyunca katılımcıların hiçbirinde pankreas kanseri veya cerrahi müdahale gerektiren ağır bir lezyon gelişmedi. Ayrıca ikincil gözlem olarak değerlendirilen görüntüleme verilerinde, aşılı bireylerin yüzde 37,5’inde var olan pankreas kistlerinin küçüldüğü ya da kaybolduğu kaydedildi.
"Kanseri Tamamen Önlediği Anlamına Gelmiyor"
Elde edilen olumlu verilere rağmen araştırmacılar ve uzmanlar sonuçların temkinli değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Araştırmanın temel olarak ürünün ilk güvenliğini ve bağışıklık tepkisini ölçmek amacıyla tasarlandığını belirten bilim insanları; plasebo grubunun olmaması, izlem süresinin kısa kalması ve yalnızca 20 kişi üzerinde yürütülmesi sebebiyle aşının kanseri kesin olarak önlediğinin söylenemeyeceğini dile getiriyor. Katılımcıların hafif ve orta şiddetteki (enjeksiyon bölgesi reaksiyonu, yorgunluk, grip benzeri belirtiler) yan etkileri tedavisiz atlattığı, ancak kesin güvenlik profili için daha geniş kitleli çalışmalara ihtiyaç duyulduğu aktarıldı.
Geniş Toplum İçin Değil Yüksek Risk Grubu İçin Deneniyor
Rutin klinik kullanıma henüz girmeyen ve deneysel aşamada olan bu aşı, ortalama risk taşıyan genel toplum veya mevcut pankreas kanseri hastaları için hazırlanmadı. Araştırma doğrudan ailesel yatkınlığı ve genetik riski bulunan kişileri kapsıyor. Tıpta "kanserin önünü kesme" stratejisi olarak adlandırılan bu yaklaşımla, kanser henüz gelişmeden hücresel düzeyde durdurulması hedefleniyor.
Önümüzdeki süreçte, cerrahi operasyon geçirecek yeni bir hasta grubunda denenecek olan aşının, doku düzeyine ulaşıp ulaşmadığı analiz edilecek ve ardından geniş katılımlı, kontrol gruplu Faz 2 ve Faz 3 çalışmalarıyla koruyuculuk performansı test edilmeye devam edecek.
















































