• BIST 90.529
  • Altın 213,765
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Bursa 12 °C
  • Antalya 11 °C
  • İzmir 11 °C

Türkiye'de HIV pozitif sayısı 6 yılda 4 kattan fazla arttı

Türkiye'de HIV pozitif sayısı 6 yılda 4 kattan fazla arttı
Doç. Dr. Filiz Canpolat, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, AIDS'in, HIV virüsünün neden olduğu, bağışıklık sisteminde yetmezlikle sonlanan bulaşıcı ve yaşam kalitesini bozan kronik bir hastalık olduğunu söyledi.

Türk Dermatoloji Derneği Veneroloji Çalışma Grubu Sekreteri Doç. Dr. Filiz Canpolat, Türkiye'de HIV pozitif kişi sayısının arttığını belirterek, "En çok 25-35 yaş aralığında görülen AIDS için hemen önlem alınmaz ise giderek artan ve halk sağlığını tehdit eden çok ciddi bir sorun olacaktır." ifadelerini kullandı. 

Canpolat, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, AIDS'in, HIV virüsünün neden olduğu, bağışıklık sisteminde yetmezlikle sonlanan bulaşıcı ve yaşam kalitesini bozan kronik bir hastalık olduğunu anımsattı.

AIDS'in en sık cinsel temasla bulaştığını hatırlatan Canpolat, şöyle devam etti:

"Korunmasız ve riskli cinsel temas, yüzde 49,8 oranıyla dünyada ve ülkemizde en önemli bulaş yoludur. Çok eşlilik ve sık eş değiştirme risk faktörleri arasındadır. Bu nedenle HIV virüsünden korunmada en basit ve güvenli yol cinsel ilişki esnasında kondom kullanımı ve tek eşliliktir. Diğer bulaşma yolları, yüzde 1,4 oranıyla ortak enjektörle damar içi uyuşturucu kullanımı, kan transfüzyonu, sağlık çalışanlarına kazara iğne batması sonucu kan bulaşması ve nadiren anneden bebeğe doğum ya da emzirme sırasında bulaşma şeklindedir. Ayrıca diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (gonore, klamidyal enfeksiyon, sifiliz ve herpes genitalis) da HIV geçişini 3-25 misli artırmaktadır. Bu nedenle bu hastalıkların da eş zamanlı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir."

Canpolat, AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün, dokunmak, sarılmak, tokalaşmak, gözyaşı, ter ve tükürük gibi sekresyonlar; havuz, banyo ve tuvalet gibi ortak kullanım alanlarından bulaşmadığının altını çizdi. 

HIV virüsünün, vücuda girdiği andan itibaren kişinin bağışıklık sistemini zaman içerisinde çökerterek, bakteri, virüs ve mantar gibi çeşitli fırsatçı mikroorganizmalarla ciddi hastalık belirtileri ve kanserle ortaya çıktığını anlatan Canpolat, hastalık belirtilerini "ateş yükselmesi", "iştahsızlık ve kilo kaybı", "vücudun bazı bölgelerinde oluşan uçuk veya yaralar", "akciğer hastalıkları", "geceleri terleme", "ishal", "öksürük", "lenf bezleri büyümesi" şeklinde sıraladı.

 

- "Dünyada tahminen 36,9 milyon kişi bu virüs ile yaşıyor"

Doç. Dr. Filiz Canpolat, Dünya Sağlık Örgütü/Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı verilerine göre 2017'de çoğunluğu Afrika'da olmak üzere dünyada tahminen 36,9 milyon kişinin bu virüs ile yaşadığını kaydederek, şu bilgileri paylaştı:

"2017'de 1 milyon 800 bin yeni vaka tanımlanmş ve 940 bin kişi AIDS'le ilişkili hastalıklardan kaybedilmiştir. Enfekte insanların yüzde 75'i kendi hastalıklarının durumunun farkındayken 9,4 milyon kişi kendi hastalığının farkında bile değildir. Dünyada her hafta 15-24 yaş aralığındaki 7 bin genç kadın HIV'le enfekte hale gelmektedir. Türkiye, dünyada HIV/AIDS açısından hastalığın az sıklıkta görüldüğü ülkeler arasında değerlendirilmektedir.

Ülkemizde, 1985'ten 15 Mart 2018'e kadar doğrulama testi pozitif tespit edilerek bildirimi yapılan 16 bin 233 HIV(+) kişi ve bin 651 AIDS vakası mevcuttur. Vakaların yüzde 79,2'si erkek, yüzde 20,8'i kadın olup yüzde 15,2'si yabancı uyruklu kişilerden oluşmaktadır. Vakaların en fazla görüldüğü yaş grubu 30-34 ve 25-29 yaş grubudur. Ülkemizde 2011'de HIV pozitif kişi sayısı 672 iken 2017'de bu artış göstererek 2 bin 844 olmuştur ve 121 AIDS olmak üzere toplam 2 bin 965 vaka bildirilmiştir. En çok 25-35 yaş aralığında görülen AIDS için hemen önlem alınmaz ise giderek artan ve halk sağlığını tehdit eden çok ciddi bir sorun olacaktır." 

Hastalığın tedavisinde önemli gelişmeler kaydedildiğini, antiretroviral tedaviyle bulaştırıcılığın azaltılabildiğini ve enfeksiyonun anneden bebeğe geçişinin engellenebildiğini ifade eden Canpolat, koruyucu aşı çalışmalarının halen sürdüğünü aktardı.

Uyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Bitki Ansiklopedisinde ve haberlerde yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, uzmana danışmadan bilinçsiz kullanımda ilaçlarla etkileşime girerek ciddi yan etkiler oluşturabilir, başka bir hastalığı tetikleyebilir veya bir organınıza zarar verebilir. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.
Bu haber toplam 577 defa okunmuştur
Etiketler: , , , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim