• BIST 1.329
  • Altın 450,327
  • Dolar 7,8115
  • Euro 9,3377
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Bursa 10 °C
  • Antalya 16 °C
  • İzmir 17 °C

Kovid-19 nereye gidebilir? Bundan sonra nasıl bir yol izlenebilir?

Prof.Dr. Paşa Göktaş

 

KOVID-19 İNFEKSİYONU NEREYE GİDEBİLİR?

BUNDAN SONRA NASIL BİR YOL İZLENEBİLİR?

İnfeksiyon, Beklendiği Üzere Düşüş Trendine Girmektedir

İleriye yönelik projeksiyon yapmakta zorlanan bazı kesimlerin aksine, sağlıklı değerlendirme yapabilen bazı uzmanlar, Mayıs başına doğru infeksiyonun bir duraklama ve toparlanma seyrine gireceğini öngörmekteydiler.

Nitekim de, o seyri izliyor gibiyiz. Muhtemelen, infeksiyon düzenli şekilde sınırlanmaya başlamış görünmektedir.

Bu durum bizim için sürpriz değildir. Bugüne kadar, havaların ısınmakta olduğu, güneşin kuvvetli şekilde kendini göstermeye başladığı yaz aylarına geçiş döneminde, solunum yolu infeksiyonlarının aynı hızda varlığını sürdürdüğüne şahit olmadık. Her yıl Nisan ayının ortalarından itibaren, tüm solunum yolu infeksiyonları hızlı bir düşüş seyrine girmiş durumdaydılar. Sonuçta, Kovid-19 da bir solunum yolu infeksiyonudur ve aynı seyri izlemesi sürpriz değildir.

Önümüzdeki dönem itibariyle, daha da hızlı bir düşüş görüleceğini bekliyoruz.

ÖNLEMLER GEVŞETİLMELİDİR, ÇÜNKÜ:

1. Yaza Girişle Birlikte Zaten Düşüş Başlamıştır

Biz istesek de, istemesek de bu düşüş trendi devam edecektir. Çünkü, sıcak ve güneşli ortamda virüsün yaşayabilme şansı bulunmayacaktır. İkinci dalga vb. teorilerin geçerliliği bulunmamaktadır.

2. Sağlık Sisteminin Karşılama Kapasitesi Yeterlidir

Türkiye, yoğun bakım yatak kapasitesi yönünden iyi durumdaki ülkelerden birisidir. SGK’nın yoğun bakım hastalarına paket ödeme yapması nedeniyle, gerek özel, gerekse de kamu hastaneleri, yoğun bakım yatak sayılarını oldukça yüksek tutmuş bulunmaktadırlar. Bu durumun, Kovid-19 İnfeksiyonu seyrinde, oldukça işe yaradığını söyleyebiliriz.

Halen, yoğun bakım yataklarında ciddi bir boş kapasite bulunmaktadır. İkinci dalgayı beklemiyoruz ama, diyelim ki geldi. Bunu da fazlasıyla karşılayacak bir kapasite mevcut görünmektedir.

Bu nedenle korkmaya gerek yoktur.

3. Gelecek Kışa Yönelik Olarak Bağışık İnsan Oranı Artırılmalıdır

Kovid-19’dan kaçarak korunamayız. Solunum yolu virüslerinin çoğu hızlı yayılmaktadır. Kovid-19 daha da bulaşıcıdır. Önümüzdeki kış, büyük olasılıkla bu virüs tekrardan kapımızı çalacaktır. Bu nedenle, toplumumuzun bu virüsü daha fazla bir bağışıklık oranıyla karşılaması çok iyi olacaktır.

Bunun için doğru zaman, bu dönemdir. Savaşı, virüsün güçlü olacağı kış aylarında değil, zayıflamaya başlayacağı yaz aylarına girişte kabul etmeliyiz. Ben, şahsi olarak tüm önlemleri kaldırmış olsak bile, şu andan itibaren virüsün Türkiye sağlık sisteminin karşılayamayacağı bir düzeye yükselebileceği kanısını taşımıyorum.

Bu nedenle, önlemleri hızla gevşeterek, toplumun daha yüksek oranda infekte olmasında ve bağışık hale gelmesinde yarar bulunmaktadır.

Bu durum, bir anlamda önümüzdeki yıla yatırım niteliğinde olacaktır.

Sadece yapmamız gereken, özellikle 70-75 yaş üzerinin daha iyi korunmasına özen gösterilmesidir.

4. Aşıdan Kısa Sürede Umut Görünmemektedir

İnsanları gereksiz vaadlerle umutlandırmaya gerek yoktur. HIV, hepatit C gibi infeksiyonlarda olduğu gibi, Kovid-19 benzeri RNA virüslerinde de aşı çok başarılı olmayabilir. Zaten, kısa sürede uygulamaya girecek bir aşı görünmemektedir. Olsa da, muhtemelen koruyuculuğu yüksek olmayacaktır.

Bu nedenle en etkili yol, toplumun özellikle genç kesimlerinin hızla immunize hale getirilmesidir.

NORMALE DÖNÜŞ NASIL SAĞLANABİLİR?

1. Öncelikle Ekonomi Canlandırılmalıdır

Kovid-19 nedeniyle oluşan ekonomik yıkımın tamiri hiç de kolay olmayacaktır.

Yapılması gereken, bu yıkımın ve üretimin kısıtlanmasının hızla ortadan kaldırılmasıdır.

2. Başta Güney İlleri Olmak Üzere, Vaka Sayısı Düşük İllerde Yaşam En Kısa Sürede Normale Döndürülmelidir

Türkiye’nin güney illerinde hem vaka sayısı az görünmektedir, hem de bundan sonra Kovid-19’u yaymak isteseniz de yayamazsınız.

Bu nedenle, Mayıs ayının 1 ile 10’u arasında tüm güney illerinde başta olmak üzere; İstanbul, İzmir, Ankara ve Konya dışında tüm Anadolu illerinde hızla normale dönüş adımları atılmalıdır.

Bu süreci daha fazla uzatmanın bir yararı bulunmamaktadır. Gereği de yoktur.

3. Büyük Şehirlerde Kovid-19 Bakan Hastaneler Azaltılmalıdır

İlk baştaki bilinmezlik ve panik haliyle, çok sayıda özel ve kamu hastanesi, pandemi hastanesi olarak ilan edilmiş durumdadır. Hastaneler bu şekilde organize olunca, bu hastanelere normal hastalar gelmez olmuştur. Diğer branşlar atıl duruma düşmüşlerdir. Doktorlar haftada bir gelir haldedir. Hastaneler atıl hale gelmiş durumdadır.

Hızla bu durum düzeltilmelidir. Her ilde ihtiyaç kadar 1-2 hastane Kovid-19 hizmeti vermeli, diğer hastaneler normal fonksiyonunda çalışmaya devam etmelidir.

4. Antikor Testi Bakılması Yaygın Hale Getirilmelidir

Artık, toplumdaki bağışıklık durumunu belirlemek ve sürekli izlemek durumundayız.

Hükümetin, bizce Bilim Kurulundaki bazı uzmanların da yanlış yönlendirmesiyle almış olduğu, Kovid-19 tanı testlerinin özel laboratuvarlarda yasaklanması kararına katılmadığımızı ve nedenini anlayamadığımızı belirtmekle birlikte, saygı duymaktayız.

Diğer ülkelerde özel laboratuvarlar, bu testlerin en önemli bileşenleri durumundaydılar.

Ancak bundan sonrası artık, toplumdaki bağışıklık durumunu belirleme ve izleme dönemidir. Bu da ancak, antikor testleriyle mümkün olacaktır.

Kaliteli antikor testi, halen hiçbir ülkede bulunmamaktadır. Ancak belirli düzeyde sonuçlar alınabilmektedir. Önümüzdeki dönemde, muhtemelen daha duyarlı testler gelecektir.

Artık bundan sonrası için, antikor testlerinin yaygın kullanımı sağlanmalı ve tüm laboratuvarlara izin verilmelidir. Böylece, toplumun bağışıklık durumu ortaya çıkarılabilecek ve izlenebilecektir.

Her işi devlet yapamaz. Toplum da aktive olmalı ve rol almalıdır.

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BÖYLE BİR SÜREÇ YAŞANMAYACAKTIR

Kovid-19 infeksiyonuyla birlikte, dünya garip bir paranoya ortamına sürüklenmiş bulunmaktadır.

Ülkeler, tarihin en ağır karantinalarını ve önlemlerini almış durumdadırlar.

Tarihin en büyük ekonomik kayıpları ve yıkımları oluşmuş durumdadır.

Bu yıkımların artçı sarsıntıları daha yıllarca sürecektir.

Milyonlarca insanı alıp götüren grip, veba, kolera salgınlarının hiçbirinde bile, ekonomi bu derecede durdurulmamış, insanlar eve hapsedilmemiş, şehirler ve ülkeler çapında karantinalar uygulanmamıştır.

Diğer salgınlarda kaybedilen insan sayısı milyonlarcadır. Kovid-19’dan ise tüm dünyada halen 200.000 civarında kayıp vardır. En fazla 400.000 olacaktır. Çoğunlukla da kayıplar, gelişmiş Batı ülkelerinin sigorta sistemine yük olarak gördüğü ileri yaş nüfusundan ibarettir. Ayrıca, yoğun bakımlarda gerçekleşen ölümlerin tümünü de Kovid-19’a bağlamamak gerekmektedir. İngiltere’den yapılan açıklamada, yoğun bakımlardaki ölüm oranı, geçen yıla göre yalnızca %30 civarında artmış görünmektedir.

Önümüzdeki yıllarda, ülkelerin ne Kovid-19 salgınında, ne de benzer salgınlarda ekonomiyi bu şekilde durduracağı kanısında değiliz.

Yaşam da, daha az kısıtlanacaktır.

Çok yakın bir gelecekte, insanlar şu soruların yanıtlarını yoğun biçimde tartışacaklardır:

  • Acaba biz hep birden delirdik mi? Neden böyle bir korku ve paranoyaya sürüklendik?

  • Ekonomiyi bu derece durdurmaya ve yıkıma sürüklemeye gerek var mıydı?

  • Yaşamı bu derece kısıtlamaya gerek var mıydı?

  • Sağlık sistemini daha akılcı organize edip, bu hastalıklarla diğer hasta gruplarını ayırarak daha akılcı bir trafik halinde yönetemez miydik?

  • Ciddi bir önlem uygulamayan İsveç’e göre, yoğun önlemler uygulayan Belçika ve Hollanda gibi ülkelerdeki ölüm oranları çok daha yüksek durumdadır. Halen, hiçbir önlem uygulamayan Belarus’ta ciddi bir Kovid-19 etkisi görünmemektedir.

Bu durumları nasıl açıklamak gerekmektedir?

  • O halde temel sorun, sağlık sisteminin iyi organize edilmesi değil midir? Sağlık sistemi, özellikle de yoğun bakım kapasiteniz bu tür solunum yolu virüsü salgınlarını karşılayabilecek kapasitede ise, hayatı ve ekonomiyi durdurmaya ne gerek vardır? Bu kadar ağır bedeller oluşturmaya gerek var mıdır?

gibi soruların yanıtları çokça tartışılacaktır.

 SONUÇ

Neyse, biz yine konumuza dönelim.

Korku ve koroparanoya halinden çıkalım.

Bir an önce ekonomide tam boyutlu üretime geçelim. Normal yaşama dönelim.

Yaşlılarımızı koruyalım. Gençlerin Kovid-19 infeksiyonu geçirmesinden de korkmayalım.

Saygılarımızla.

Prof. Dr. Paşa Göktaş
İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı
Mail:
tiplab@tiplab.org 

 

Sağlık Aktüel - www.saglikaktuel.com

saglikaktuellogo-001.png

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Sağlık Aktüel’e (www.saglikaktuel.com) aittir. İzin alınmadan aktif bağlantı kurulsa bile içerik kullanılamaz. Yapılan alıntılar için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca yasal işlem uygulanacaktır. 

Bu yazı toplam 9727 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 - (0224) 334 1 335 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim