• BIST 97.898
  • Altın 145,728
  • Dolar 3,5767
  • Euro 4,0006
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Bursa 22 °C
  • Antalya 23 °C
  • İzmir 18 °C

Çağın vebası: İnsülin direnci

Çağın vebası: İnsülin direnci
Her dört kişiden biri bu sorunu yaşıyor; önce gizli şeker, sonra şeker hastası yapıyor.

Hipoglisemi ataklarının sorumlusu da o. Kolay kilo aldırıp zor kilo verdiriyor, tansiyonu yükseltiyor, kalp damar hastası yapabiliyor, uykuyu bozuyor, belleği zorluyor, terletiyor, sinirli, öfkeli yapıyor. Çocuk obezitesi ile de ilişkili ve bazı kanserlerle bağlantısı var. Peki, sebebi ne, nasıl önlenir?

KİLOLU ve şişman kişilerin sayısında müthiş bir artış var. Rakam büyüdükçe kalp, şeker, tansiyon, gut hastalarının ve kansere yakalananların sayısı da artıyor. ‘Erkek tipi göbek bağlayan’ genç kız ve hanımların çoğaldığını, kilo sorununun 10-15 yaş grubunda bile patlama yaptığını da gözlemlemiş olmalısınız. Ulusal kardiyoloji dernekleri, hipertansiyon birlikleri, obezite vakıfları, kanser organizasyonları yaşam tarzımız, bilhassa beslenmemizle ilişkili olan bu artıştan endişe duyuyor. Televizyonlar, gazeteler aracılığıyla sizi bilgilendirmeye, kampanyalar, seminer ve söyleşiler düzenleyip uyarmaya çalışıyorlar.
Her yaşın ortak belası
Kilo, hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları ve kanserlerdeki bu korkutucu artışın başka nedenleri de var ama önemli nedenlerinden biri yaşam tarzı yanlışlarımızla ilişkili bir sorun: İNSÜLİN DİRENCİ. Sorun (ya da sendrom) bir taraftan okul çağı çocuklarını ve gençlerimizi tehdit ederken diğer yandan orta ve ileri yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına, ölümle sonuçlanabilen problemlere yol açıyor. Bu hafta insülin direnci konusunu detaylı bir şekilde incelemeye çalışacağız. Umarız yararlanırsınız. 
Direncin sebebi ne
Yemeğinizi yedikten kısa bir süre sonra gıdalar bağırsaklarda parçalanarak şeker parçalarına dönüştürülür, emilip kana ulaşır. Kandaki şekerin kas, karaciğer, beyin ve yağ dokusunda kullanılması lazımdır. Bu dokuların şekerden enerji olarak faydalanabilmeleri için insülin hormonuna ihtiyaç var. Pankreastan salgılanan bu hormon kan şekerinin dengelenmesi ile hücre ve dokuların şekeri kullanmasında anahtar rol oynar. Karaciğerin glikoz (şeker) yapımını azaltır, kas ve yağ dokusu tarafından kandan çekilen şeker miktarını arttırır.
Ne kadar insülin o kadar yağ
Yağ dokusundan yağ asitlerinin çözülmesini azalttığı için kan şekeri ayarını etkiler. İnsülinin karaciğerde kan şekerinin glikojen olarak depolanmasını arttırdığı da biliniyor. Kısacası insülin şeker metabolizmasında anahtar bir rol oynuyor. Kanda insülin fazlalaştıkça yağlanma ve kilo alma kolaylaşıyor. İnsülin hormonunu kanda hızla yükselten şeker, beyaz ekmek beyaz pirinç pilavı beyaz undan yapılan diğer gıdalar (kurabiyeler börekler poğaçalar açmalar) gereğinden fazla yendiğinde pankreastan aşırı miktarda insülin salgılanıyor.
İnsülin artınca...
Kanda miktarı çok artan insülin hormonu kan şekerini çok hızla ve çok fazla düşürerek açlık hissine yol açıyor. Bu nedenle “şeker-un” yükü fazla gıdaları bol ve hızla tüketenler kısa bir süre sonra yeniden acıkıyor. Kanda yüksek olan insülin yükselmeye devam edecek olursa bir süre sonra sistem de arızalanıyor. Hücre duvarındaki insülin reseptörleri insüline karşı direnç göstermeye insüline yanıt vermemeye başlıyor, kan damarlarında dolaşan insülinle hücre arasında tam bir blok durumu oluşuyor, aşılamaz bir duvar meydana geliyor.
Kartopu gibi büyüyen dert
İnsülin direnci olarak tanımladığımız bu duvar, kandaki şekerin kas ve yağ hücresine girmesini önlüyor. Sonuçta kanda insülin biriktikçe duvar da kalınlaşıyor. Bu fonksiyonel duvarı aşmak için pankreas daha fazla insülin salgılamak zorunda kalınca birbirini besleyip kartopu gibi büyüyen, sonra da bir çığ haline gelip metabolizmanın canına okuyan yanlış bir sistem  çalışmaya başlıyor. Zamanla  pankreas bezi yoruluyor insülin cevapsızlığı insülin yetersizliğine dönüşüyor. İşte o zaman çok ciddi, endişe verici bir süreç başlıyor.
BENİM ÖNERİM
Bu belirtiler sizde de varsa
*  EĞER kolay kilo alıyor zor veriyorum, gittikçe genişleyen belime ve göbeğime çare bulamıyorum, verdiğim kiloları kısa bir süre sonra yeniden ve fazlasıyla geri alıyorum diyorsanız,
*  Sık acıkan, tatlı krizleri yaşamaya başlayan, yemeğin üzerinden bir saat geçmeden yiyecek arayan, yemeklerden sonra yorgun, halsiz düşüp hımbıllaşan/ağırlaşan, uyuklayan biri haline geldiyseniz,
*  Yemeklerden 1-2 saat sonra can sıkıcı boyutlara varan hipoglisemi atakları ve bağlı sinirlilik, öfke, çarpıntı, bitkinlik, açlıktan şikayet ediyorsanız,
*  Tatlı, unlu, nişastalı yiyecekler ve şekerli içeceklere ilginiz arttıysa,
*  Makarnasız, pilavsız, ekmeksiz, böreksiz, poğaçasız, kurabiyesiz, çikolatasız, dondurmasız yapamıyorum diyorsanız,
*  Uyku sorunlarınız var, sık sık uyku bölünmeleri, uyku apnesi atakları, gece yeme sorunları kapınızı çalmaya başladıysa,
*  Sağlık kontrolünüzde tansiyonunuzda yükselme, iyi kolesterolünüzde azalma, trigliseridinizde çoğalma, karaciğerinizde büyüme, şekerinizde yükselme, ürik asidinizde fazlalaşma gibi eğilimler saptandıysa bu diziyi daha dikkatli okumanızı tavsiye ederim.
BİR BİLGİ
Sebep olduğu hastalıklar
İNSÜLİN direnci olanlarda şu hastalıklara yakalanma ihtimali artıyor.
*  Şeker hastalığı/Erişkin tipi diyabet
*  Obezite/şişmanlık
*  Hipertansiyon
*  Koroner kalp hastalığı/inme ve felçler
*  Karaciğer yağlanması/yağlanmaya bağlı iltihaplanma
*  Gut hastalığı
*  Bazı kanserler (meme, prostat)
*  İnsülin direncine yakalananlarda reaktif hipoglisemi ataklarının, gizli şekerin, bellek bozukluklarının, Alzheimer hastalığı gelişme ihtimalinin, depresyon ve panik atakların, uyku apnesi ve horlamaların, kan pıhtılaşmasında bozulmaların daha sık görüldüğünü kanıtlayan bulgular var.
ÖNEMLİ
Belirtileri neler
İNSÜLİN direnci sendromu teşhisinde kullanılan objektif parametreler de var. Aşağıdaki bulgulardan üçünün aynı kişide bulunması tanı konmak için yeterli:
*  Kanda şeker ve insülin fazlalığı önemli bir teşhis kriteridir
*  Bel çevresinin genişlemesi (erkeklerde 100, kadınlarda 88 cm.’nin üzerine çıkması)
*  Kan basıncının yükselmesi: 130/85 mmHg ve üzeri
*  Karaciğer yağlanması
*  HDL kolesterol düşüklüğü (40 mg/dl.nin altındaki değerler)
*  Trigliseridin yüksekliği (200 mg.ın üstündeki değerler)
*  Ürik asit yüksekliği.
 
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
Uyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Bitki Ansiklopedisinde ve haberlerde yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, uzmana danışmadan bilinçsiz kullanımda ilaçlarla etkileşime girerek ciddi yan etkiler oluşturabilir, başka bir hastalığı tetikleyebilir veya bir organınıza zarar verebilir. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.
Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 3197 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim