• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Bursa 11 °C
  • Antalya 19 °C
  • İzmir 17 °C

Öğretim üyelerinden Sağlık Bakanı'na cevap

Öğretim üyelerinden Sağlık Bakanı'na cevap
Hepimiz üzülerek- belki de kahrolarak dememiz gerekiyor- izliyoruz ki Tam Gün Yasa Tasarısı ile ilgili tartışmalar Sayın Sağlık Bakanı tarafından hekim ve öğretim üyelerinin maaşlarındaki artış çerçevesine sıkıştırılmış durumda.

Hepimiz üzülerek- belki de kahrolarak dememiz gerekiyor- izliyoruz ki Tam Gün Yasa Tasarısı ile ilgili tartışmalar Sayın Sağlık Bakanı tarafından hekim ve öğretim üyelerinin maaşlarındaki artış çerçevesine sıkıştırılmış durumda.

Önce hekimlerin geçen yıl döner sermaye gelirlerinden ayda 15 milyara varan paralar aldığı şeklindeki Anadolu Ajansı haberi hekimlerin büyük tepkisi üzerine geri çekildi; daha sonra ise Sağlık Bakanlığı tarafından “Yasa çıktıktan sonra üniversite hastanelerinde çalışan bir asistan doktorun maaşı yan ödemeleriyle birlikte en yüksek 6 bin 550 TL olacak. Yardımcı doçent 13 bin 50, doçent 14 bin 600, profesör 17 bin 100 TL alacak” şeklinde bir açıklama yapıldı. Bu haberi okuyanlar yasa çıkınca otomatik olarak örneğin bütün profesörlerin 17 bin 100 TL alacağını düşünecekler ve Tam Gün Yasa tasarısının sakıncalarına dikkat çeken öğretim üyelerine “daha ne istiyorsunuz” öfkesi ile davranacaklar.

Oysa yasa tasarısının öğretim üyelerine ve hekimlere maaşları dışında yapılacak bütün ek ödemeleri ‘performans’ olarak isimlendirilen tıbbi veya eğitsel girişimlere bağladığı biliniyor ve Sağlık Bakanlığı açıklamasında sözü edilen tavan ücretin alınabilmesi için bir profesörün mesai içindeki bütün zamanını hasta bakarak, ameliyat yaparak geçirmesi gerektiğini, bununla da yetinmeyip mesai dışında da hasta bakmaya devam etmesi gerektiği hatta üniversite hastanesi dışındaki bir kamu hastanesine de çalışması gerektiği ve esas önemlisi bu kadar parayı kazanabilecek öğretim üyesinin parmakla sayılacak kadar az olacağı herkesin malumu. O zaman niçin Sağlık Bakanlığı kamuoyunu yanıltacak açıklamalar yapıyor ve yasanın tıp fakültelerindeki eğitime vereceği zarara dikkat çeken öğretim üyelerinin sesine kulak vermiyor? Ben bunun en önemli nedeninin Sağlık Bakanı sayın Recep Akdağ’ın ülke sağlık sistemini zorlayan ve Tam Gün Yasa’sını ne pahasına olursa olsun çıkarma yaklaşımında ifadesini bulan ‘dayatmacı’ tutumundan kaynaklandığını düşünüyorum ve şimdilik daha öte bir şey söylemeden sözü www.tipfakültelerininsesi.net sitesine ulaşan öğretim üyesi görüşlerine bırakıyorum.

Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin görüşleri..
* “Öğretim üyeliği performansı hasta bakmaya endekslenemez. Öğretim üyeleri eğitim vermek, ulusal ve uluslararası bilime katkı sağlayacak araştırma yapmak ve bunları yayınlamak görevini de yerine getirmek zorundadır. Bu kapsamdaki öğretim üyeliği görevleri hasta bakma üzerine kurulan bir performans sistemi ile yerine getirilemeyecektir...”

* “Biz hekimler olarak meslektaşlarımızla bir yarışa sokuluyoruz. Ben meslektaşımı bir yarıştaymış gibi rakibim olarak görmek istemiyorum...”

* “Öğretim üyelerinin üniversitede tam gün çalışmasını eskiden olduğu gibi yine destekliyorum. Ancak özlük haklarının ve çocuklarının eğitimini sağlayacak ücretin verilmesi koşuluyla. Kaç hastaya poliklinikte baktın, kaç hasta yatırdın gibi ölçütlerle ücretlendirilmek görevin niteliğine aykırı. Ders vermek, öğrenciye pratik eğitim yaptırmak, yayın üretmek, tez yaptırmak da bir performans göstergesi olmalı. Ayrıca üniversite polikliniğine hastalar tonsillit, otit için başvurmuyor. Genelde diğer kurumlarda çözülmemiş hastalıklar, tanı ve tedavisi uğraştırıcı hastalıklar geliyor. Örneğin lösemi hastaları ile uğraşmakla devlet hastanelerinde olduğu gibi üst solunum yolu enfeksiyonlu çok sayıda hastaya poliklinik yapmakla aynı mı? İş sayı hesabına dökülürse hizmetin kalitesi bozulur. Şu anda ilimizde Üniversitemiz dışında menenjit hiçbir hastanede tedavi edilmiyor. Çünkü hekimler bu hastaların lomber ponksiyonu ve tedavisine zaman harcamıyor. Bize sevk ediyor. Poliklinik yapmak daha gelir getirici. Sakarya Çocuk ve Kadın hastanesi Başhekimi olan arkadaşım benim 25 yıldır devlette ve üniversitede tam gün çalışan ve lösemili çocuklarla uğraşan bir hekim olduğumu bildiği için bana maaşımı ve dönerimin toplamını sordu ve hastaya eli deymeyen bizden genç biyokimya uzmanlarının bile aylık gelirinin benim üstümde olduğunu söyleyerek şaşkınlığını belirtti. Ben tıp fakültelerinde hiç bir aksaklık olmadığını iddia edemem ancak bizim gibi çalışanların yeni yasa ile daha mağdur duruma düşürülmesi, hastanelerin zor ayakta duran günde bir-iki özel hasta bakarak bizim desteklediğimiz döner sermeyelerin daha kötü duruma düşmesi endişesini taşıyorum...”

* “Tıp fakültelerinin ve dolayısıyla öğretim üyelerinin ilk sıradaki görevi eğitimdir. Ancak hem temel tıp eğitiminin hem de uzmanlık eğitiminin vazgeçilemeyecek unsuru ‘hasta’ dır. Bu nedenle tıp fakültelerinde eğitim ve hasta hizmetlerinin birbirinden ayrılması düşünülemez. Aksi halde nitelikli hekim ve uzman yetiştirilmesi mümkün olamaz.Tıp fakülteleri hastanelerinde mutlaka yürütülmesi ve sürdürülmesi gereken “Eğitim ortamında hasta hizmeti” için ayrı ‘performans’ kriterlerinin düzenlenmesi gerekir...”

* “Bilim insanına yakışır, insan onurunu ve bilim insanının onurunu koruyacak maaş artışı istiyoruz. Bilimle ve eğitimle alakası olmayan hasta kapmca yarışına dönecek, bilimle alakası olmayan bu yarışının içinde olmayacağız. Zaten her hastaya en iyi şekilde bakıyoruz. Eğer tam gün isteniyorsa, ki zaten tam gün, gece de dahil çalışıyoruz, Bilim insanının onurunu koruyacak maaş artışı olmalı. Aksi halde bu tam gün yasası ne hastalarımıza nede bilim insanlarına hiçbir faydası olmayacaktır. Bu şekilde bir yaklaşımın en önemli zararı geleceğimiz ve bilime olacaktır”
* “Tam gün çalışma zorunluluğu, çıkarılmak istenen yasanın çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Ancak hükümet tarafından sürekli olarak bu ön plana çıkarılıyor. Oysa üniversitelere getirilmek istenen diğer düzenlemeler arasında yer alan performans sistemi, birincil işlevimiz olan eğitim ve araştırma görevlerimizi çok geri plana itecek ve ne yazık ki sadece sağlık hizmeti veren kuruluşlar haline gelmemizi sağlayacak. Üstelik hekim iş gücünün ‘ucuzlatılması’ halkın kaliteli sağlık hizmetine ulaşmasını da imkansız hale getirecek (şu an pek çok devlet hastanesinde yaşandığı gibi nicelik niteliğin önüne geçecek. Dilerim sağlık sistemimizi
onulmaz biçimde tahrip edecek bu hatadan en kısa zamanda dönülür...”

* “Bu yasa çözdüğü problemlerden çok daha fazla sorun yaratacak ve başta yararı olduğunu sanan halk ve bürokratlar hiç de öyle olmadığını gördüğünde artık bazı sorunları düzeltmek mümkün olmayacak. Bu yasayı çıkarmaya çalışanlar karşı görüşleri dinler gibi yapıp, aslında inatla hatalarında direnmeyi marifet sanıyorlar. Olan yine garibanlara olacak ve karar verenler sorumluluk almayacaklar”

Sonuç yerine
Bir grup tıp fakültesi öğretim üyesi tarafından başlatılan ve şimdiye kadar 1450 öğretim üyesinin imzaladığı bildiri “Bu evrensel gerçekler ortadayken, ‘Tam Gün’ tartışmasını, öğretim üyelerini ve hekimleri yalnızca para düşünen kişiler olarak göstererek toplum nazarında küçük düşüren popülist bir kampanyaya dönüştürmek büyük bir haksızlıktır” sözleri ile bitmektedir. Dileriz kendisi de uzun süre öğretim üyeliği yapmış olan sayın Sağlık Bakanı tıp fakültelerinin sesine kulak verir ve bu yasa tasarısını Tam Gün çalışmanın ilke ve değerleri ile uyumlu hale getirecek adımları atar.

Prof. Dr. Şükrü Hatun: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim üyesi

Bu haber toplam 1695 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim