Son yıllarda popülerliği hızla artan aralıklı oruç diyeti, kanser ve bilişsel gerileme riskini azaltma iddialarıyla gündemdeki yerini korurken, bilimsel araştırmalar bu beslenme modelinin iddia edildiği kadar olağanüstü bir çözüm olmadığını gösteriyor. Prestijli dergilerde yayımlanan çalışmaları değerlendiren uzmanlar; hayvan deneyleri ile insan klinik testleri arasında belirgin uyumsuzluklar bulunduğuna dikkat çekiyor.
Farelerde Etkili Olan Yöntem İnsanlarda Neden Aynı Etkiyi Vermiyor?
Johns Hopkins Üniversitesi nörobilimcisi Mark Mattson ve Illinois Üniversitesi beslenme profesörü Krista Varady, aralıklı orucun hücresel düzeyde otofajiyi (hasarlı hücrelerin temizlenmesi) tetiklediğini ve metabolik risk göstergelerini düşürdüğünü doğrulamakla birlikte, insanlardaki kilo kaybının ortalama %5 seviyesinde kaldığını belirtiyor. Harvard Halk Sağlığı Okulu'ndan Courtney Peterson ise bu durumu metabolizma hızıyla açıklıyor: Ayrıksı biyolojik yapıları nedeniyle kemirgenlerdeki 16 saatlik açlık, insanlardaki birkaç günlük açlığa eşdeğer bir metabolik etki ortaya çıkarıyor.
En Büyük Engel: Katılımcıların Hatalı Beyanları Ve Yeni Teknolojik Çözümler
Araştırmacıların verileri sağlamlaştırması önündeki en kritik sorunun "katılımcıların ne yediğini tam olarak beyan etmemesi" olduğu vurgulanıyor. Aberystwyth Üniversitesi'nden Thomas Wilson ve yapılan güncel modellemeler, insanların günlük kalori alımlarını ortalama 400 ila 800 kalori eksik bildirdiğini gösteriyor. Araştırmacılar, insan faktöründen kaynaklanan bu sapmayı aşmak adına; yapay zeka destekli çiğneme sensörleri, akıllı çatallar, giyilebilir kameralar ve kan/idrar biyobelirteçlerinin bir arada kullanıldığı yeni izleme teknolojilerine yöneliyor.


















































