• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Bursa 17 °C
  • Antalya 21 °C
  • İzmir 21 °C

Siz de sessiz kalp hastası olabilirsiniz!

Siz de sessiz kalp hastası olabilirsiniz!
Bir telefon geldi, “Mine Ablacığım, ben Hatice, gerçi sen beni tanımazsın...” diye başladı ahizedeki ses ağlamaklı, sonra kısa bir sessizlik, yutkunurcasına...

Mehmet henüz 30 yaşındaydı...

Bir telefon geldi, “Mine Ablacığım, ben Hatice, gerçi sen beni tanımazsın...” diye başladı ahizedeki ses ağlamaklı, sonra kısa bir sessizlik, yutkunurcasına... Devam etti ardından, “Ben senin çok sevdiğin arkadaşın Mehmet Çolak’ın nişanlısıydım.” Geçmiş zaman kullandığı dikkatimi çekti hemen, ama ilk aklıma gelen ayrılmış olmalarıydı. Ben böyle düşünürken, tekrar konuşmaya başladı, geçmiş zamanın en kötü anlamıydı söyledikleri; “Ne yazık ki Mehmet’i kaybettik!”

Bu sefer benden ses çıkmadı, Mehmet’in gazeteye ilk geldiği gün, her haberi heyecanla anlatması, en kötü durumda bile gülmeyi başarması, haksızlık gördü mü isyanları, samimiyeti, dürüstlüğü... Garip ama en çok da o mavi boncuk gözleri... Nihayet konuşabildim, isyan eder gibi, “Ama daha çok gençti! Ne oldu? Kaza mı?..” Ne cevap versin ki zavallı kızcağız; “Kalp krizi” dedi, yine kesik kesik anlatmaya başladı o günü.

En mutlu günlerden birine uyanmışlar, gidip nikah için tarih almışlar. Kimbilir ne planlar yaptılar gelecek için o gün. Ortak bir hayata adım atmanın heyecanıyla... Mehmet bu mutlu haberi vermek için bir de kendince organizasyon yapmış, liseli arkadaşlarıyla bir halı saha maçı ayarlamış. Maç, ardından hayırlı haber, derken gece 12’de biraz yorgun dönmüş eve. Babasıyla biraz sohbet etmiş, bir bardak su içmiş ve yatmış. Hikâye Mehmet için burada bitiyor. Zira kalp krizi uyurken gelip canını alıyor... Annesi sabah kahvaltıya çağırmış, ama ses yok! 27 Ocak gecesi öldüğünde henüz 30 yaşındaydı Mehmet...

Yeni başlayan ve rayına giren bir hayat, gazeteciliği bırakmış, yeni bir iş kurmuş ve işleri de gayet yolunda, sevdiğiyle evlenmek üzere, annesi, babası, ağabeyleri ve arkadaşlarıyla mutlu mesut... Sağlığı yerinde, öylesine yerinde ki bir kez bile hastane yüzü görmemiş. Tek doktor randevusu nikah öncesi istenen rutin sağlık kontrolü, o da ölümünden birkaç gün öncesinde yapılmış, hepsi bu kadar! O kontrollere göre her şey normal! Üstüne üstlük bir ağabeyi de doktor, kalbi hiçbir belirti vermemiş öldüğü güne kadar, aileden hiç kimsede kalp yok...

Peki ama bu dramatik hikâyenin nedeni ne? Hatice bunu beş aydır, Allah’ın her günü soruyor kendi kendine, ailesi de, birkaç gün öncesine kadar... Zira otopsi sonucu Mehmet’in ölümünden beş ay sonra çıkmış ve cevabı almışlar; iki satırlık bir yazı; “Ölüm sebebi kalp krizi... Üç kalp damarı tıkalıymış!”Durduk yerde mi? Şu son zamanlarda pek çok genci aramızdan alıp götüren halı saha maçı yüzünden mi? Neden?..

Ölüm sebebi halı saha mı?

Hatice hayatını karartan ve en sevdiğini elinden alan bu illetin peşini bırakmak niyetinde değil? Kimseden hesap sormuyor, ama kader de deyip geçmiyor... Tek bir amacı var, Mehmet’in canını alan her neyse başka birinin daha canını almadan bir çözüm bulunması. O kalp krizini tetikleyenin halı saha maçı olduğu inancında. Futbol Federasyonu’ndan Rıdvan Dilmen’e pek çok spor adamıyla görüşmüş, bir kampanya hazırlığına girişmiş. Halı sahalardaki koşulların iyileştirilmesinden doktor kontrollerine kadar...

Benim gözümün önünde hâlâ mavi gözleri Mehmet’in ve beynimi kemiren bir soru; “Peki ama ne oldu da öldü?” Mesele kalp krizi olunca, aklıma gelen ilk isim Memorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez olur. Hemen aradım, durumu anlatır anlatmaz koydu teşhisi; ‘Sessiz kalp hastalığı’... Sanki az rastlanır bir şey gibi geliyor kulağa değil mi? Değil! Koroner kalp hastalıklarının yüzde 20’si bu türmüş. Kimsenin üzüntüsünü azaltmaz ama hiç acı çekmemiş Mehmet, Bingür Hoca’nın dediğine göre... Bu ecele ‘tatlı ölüm’ dermiş doktorlar. Tabii 30’unda hayat dolu birini vurunca, ölümün tatlısı acısı kalmıyor! Gizlenmiş bir suikastçı gibi bekliyor bu hastalık, pek çok canı yakmaya hazır.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 4359 defa okunmuştur
Haberin Devamı  1 2 3 4  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim